Çeşit çeşit devrim !.. - Abdulkadir Özkan
Kırgızistan'da seçim sonuçlarına itiraz için sokağa dökülen halk arkasına ABD desteğini de alarak, kısa sürede Akayev'in ülkeden ayrılması ile sonuçlanan bir hareket gerçekleştirdi. Benzer olaylar kısa bir süre önce arka arkaya Gürcistan ve Ukrayna'da da yaşanmıştı. Netice itibariyle isterseniz birikmiş tepkilerin patlaması, ister bir anda ortaya çıkan halk tepkisinin kontrolden çıkarak yönetimin değişmesini sağlaması deyin, ortada bir devrim falan yok.naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
İşin özü ise, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde ABD'nin uygulamaya koyduğu bölgenin yeniden şekillendirilmesi hareketinin Kırgızistan ayağının da istenen noktaya oturtulmasından ibaret. Yani, Türk dünyasını da kapsayan BOP'un hızlı bir şekilde hayata geçirilişi söz konusu. Ne var ki, Türk medyası bunu bile bile gerçekleşen olayı devrim olarak takdim ediyor. Bir ülkede ABD'nin istediği çizgide bir yönetim değişikliğinin adının devrim olarak nitelendirilmesini insan anlamakta güçlük çekiyor.
Kimisi "Limon Devrimi", kimisi "Sarı Devrim", kimisi de "Kadife Devrim" nitelendirmelerini uygun gördü. Ama, netice itibariyle Kırgızistan'daki yönetim değişikliğine uygun görülen nitelendirme "Devrim" oldu..
Sırada Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın da olduğu artık kimsenin meçhulü değil. ABD, kendisine göre bu ülkelerde yönetim değişikliği gerçekleştirmek, dışa açık hale getirmek için bir dizi operasyonu uygulamaya koymuş görünüyor. Tabii bu arada, Kırgızistan'daki halk ayaklanmasında son yıllarda IMF ve Dünya Bankası tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan ekonomik politikaların önemli bir rolü olduğunu da söylemek durumundayız.
IMFproğramı çerçevesinde Kırgızistan'da hızlı bir özelleştirme sürecine girilmiş, ancak istihdam ve üretim alanında istenen gelişme sağlanamayınca insanların büyük bir bölümü işsiz kalmış, ülke zenginlikleri ise bir avuç insanın eline geçmeye başlamıştı. Tüm bu sorunlar birikerek ülke yönetimine ABD'nin istediği son darbeyi vurmak için gereken zemini hazırlamış oldu.
Tüm bunlardan sonra gerçekleşen yönetim değişikliğine devrim demek ne derece gerçekçi olur bilemiyorum.
Ancak, bizim medya sanki söz birliği etmişcesine Kırgızistan'ın da bu darbe ile ABD'nin azad kabul etmez kölesi haline geldiği gerçeğini gizleme yoluna gitmişlerdir. Sanki, bir ülkenin ABD'nin istediği çizgiye gelmiş olması o ülke için gelinebilecek en iyi noktaymış gibi takdim ediliyor. Bir yandan dünya üzerinde birçok ülke bağımsızlık kavgası verirken, öbür yandan bağımsızlığın büyük ölçüde kaybedilmesi demek olan ABD güdümündeki yönetimlerin iş başına gelmesini devrim olarak nitelendirmek, kavramlara yüklediğimiz anlamların bile giderek önemli ölçüde değişikliğe uğradığını gösteriyor.
ABD daha önce bölge ülkelerinden Afganistan'ı, Bin Ladin'i bahane ederek işgal etmiş, burada kendi istediği bir yönetim biçimi oluşturmuştu. Afganistan'ın bölgede tek ülke olmayacağı biliniyordu. Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi'nin çerçevesi bazı ABD yöneticileri tarafından çizilirken, Kuzey Afrika'dan Kafkaslar ve Türk dünyasına kadar olan ülkelerin kapsam alanı içine girdiğini açıkça ifade ediyorlardı.
Tek kutuplu dünyada ABD'nin her istediğini yapabileceği duygusu ile hareket ediyor olması, ülkelerin tek tek belli bir çizgiye çekilmesi bu işin sonunun nereye varacağı sorusunu akla getiriyor. Önemli olan mesele üzerinde düşünmekten çok, ABD'nin köpeksiz köyde deyneksiz gezmesini engelleyecek bazı adımlar atılmasıdır. Yoksa, her ülke tek tek sırasını bekleyecek ve sırası gelende darbeler düzenlenecek ve ABD'nin istediği çizgiye çekilecektir. Bu ise, ABD'nin söz konusu ülkelerdeki sömürüsünün daha kolay hale gelmesi demektir. Bunun için Kırgızistan'daki yönetim değişkliğine bazı gazetelerin devrim nitelendirmesini uygun görmeleri işin gerçeğini değiştirmeye yetmeyecektir.