Dış Politika27 Mart 2005 00:00

Türk Bayrağını Lübnan''da Hariri''yi öldürenler yaktı - Hasan Demir

Yeryüzü ABD''nin çiftliği, milletler de bu çiftlikteki etinden, sütünden, derisi ve sakatatından Amerikalılarla Yahudi sermayesinin yararlandığı ve biraz da İngilizlerin çöplendiği canlılar haline geldi. "Bayrak" bahsine döneceğim.Ama önce arkanıza yaslanın ve son birkaç yıl içinde Türkiye ve çevresinde olup bitenleri hatırlamaya çalışın.Türkiye''de AKP''nin iktidara geliş sürecinde ABD''nin rolü ciltler dolusu kitaplara geçti ve bir yiğit çıkıp da bu iddiaları tekzip edemedi.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable link discount prescription drug cardrenovation vejle renovation skive renova

Bu topraklarda başlayan "Ak Devrim" kuzeyimizde "Sarı"ya büründü, "Turuncu"ya boyandı ve en son Kırgızistan''da "Pembe" olarak ortaya çıktı.

Dikkat ederseniz birilerinin "Kadife devrim" diye pazarladığı bu "renkler cümbüşünde" lokomotif rolü oynayan kişiler önce ABD''de defalarca misafir edilmiş, haftalarca eğitimden geçirilmiş kişiler ve onların kendi ülkelerinde dayandığı "sivil toplum kuruluşları" da Macar asıllı Amerikalı Yahudi spekülatör Saros''tan nemalanmış tüzel kişilikler. İlginç olan, Kırgızistan''ın Devrik Devlet Başkanı Akayev gibi, bir bir devrilip giden lider, isim ve rejimlerin meselâ Afganistan''da El Kaide, Irak''ta Saddam ve Lübnan''da Hariri''nin başlarına suikast, işgal ve "devrim" gibi sopalar inmeden önce ya ABD ile işbirliği içersinde ya Saros''la kol kola oluşları.

Yani ABD bu isimleri, rejimleri besleyip büyütüyor, sarı öküz gibi çiftinde çubuğunda kullanıyor, yük çekemeyecek hale gelince, "oyun bitti" deyip, boyunduruğa yeni öküzlerini koşuyor.

Saddam''ın Amerika hatırına İran''la sekiz yıl savaşması yahut Hariri''nin Lübnan''da ABD için çalışıyor olması kendilerini kurtarmaya yetmedi, yetmiyor. Bu "Son Sömürge İmparatorluğu" ABD, sistemi kendi açısından öyle mükemmel kurmuş ki, gideni o gönderiyor, geleni o getiriyor.

Türkiye gibi demokrasi ile yönetildiğini zanneden ülkeler "Sandığa gittim, partim kazandı" diye sevinirken, Kırgızistan yahut Gürcistan gibi ülke halkları da "devrim yaptım" diye gururlanıyor, umutlanıyor.

Oysa her halükarda milli devletlerin milli müesseseleri, iletişim organları, bankaları, yer altı ve yerüstü servetleri Saros''ların, Amerikalıların, özetle uluslar arası şirketlerin eline geçiyor; ele geçirilemeyen emek ve hizmet sektörlerinin gelirleri de bu ülkelerin milli devletlere, üstelik de kendi çıkarlarını korumak kayıt ve şartıyla sattığı silahlara, sandviçlere, kozmetiklere, köpek mamalarına gidiyor.

Acı olan, milletler bunu bir türlü fark edemiyor oluşları.

Milliyet''in dünkü manşeti, "Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan ve Kazakistan''da diktatörlerin kontrolündeki medya, Kırgızistan''daki devrimi görmezlikten geldi" diye atılmıştı.

ABD''nin bir zamanlar alabildiğine desteklediği Saddam dönemi Irak''ında da Irak halkı dünyada olup bitenleri ve İran''la yapılan savaşta uğranılan kayıpları öğrenemiyordu.

Tamam, onlar diktatörlükle yönetiliyor, böyle oldu, böyle oluyor. Peki aynı şey ABD''de geçerli değil mi? Irak''ta başarısızlığa uğradık diyen CNN''nin en tecrübeli spikeri görevden alınmadı mı? ABD gazete ve televizyonları Irak''ta öldürülen askerlerin sayı ve görüntülerini yayımlayabiliyor mu? Irak''a müdahale için ABD gazete ve televziyonları kendi halkları başta olmak üzere bütün dünyayı kandırmadı mı?Demokrasi ile yönetildiği var sayılan Türkiye''ye ne demeli? Mâlûm gazete ve televizyonlar yabancılara toprak satışlarını minimize etmek, misyoner faaliyetlerini perdelemek, milli müesseselerin yabancılara geçişini "Türkiye''ye yabancı sermaye girişi" diye övmek, artı, IMF ve Dünya Bankasına artan borçları gizlemekle diktatörlükle yönetilen ülke medyasından farklı bir şey mi yapmış oluyor? Gelelim bayrağımıza saldırı meselesine. Bir olayın sebebini öğrenmek için sonucunu tahmin etmek elzemdir.

Lübnan''da Hariri bir suikast sonucu öldürüldüğünde parmaklar hemen Suriye''yi gösterdi.

Sonra, işin arkasında Amerika- İsrail''in ikilisinin olduğu ortaya çıktı ama yine demokrasi ile yönetildiği var sayılan Türkiye gibi ülkelerde bu bilgi küllenmeye bırakılıverdi.

Çünkü hiçbir akıl velinimetini suçlayamaz; onun görevi nemalandığı merkezin şahidi olmakla sınırlıdır. Bayrağımıza saldırı yapılır yapılmaz da parmaklar hemen PKK''yı gösterdi.

Sonra aynı parmaklar tuttu "derin devlet" diye bir mevhumu, hatta milliyetçi kanadı işaret etti.

Bu birinci adımdı, akıllar bulandırılmıştı.

Aradan üç dört gün geçtikten sonra (beyin yıkama faaliyetleri sonucu)oluşturulan kanaat şöyledir: "Bu,Türkiye''nin AB''ye üyelik sürecini baltalamak isteyenlerin bir provakasyonudur." Peki, "böyle bir kanaatten" en kârlı çıkacak olan kimlerdir? Tabii ki, yine ayrılıkçı unsurlardır. Çünkü bir halk kendi coğrafyasında kitleleri birbirine düşürüp kanın gövdeyi götürmesine sebep olabilecek bir provakasyonda kendi devletini, kendi milliyetçilerini "Provakasyonla" suçlarsa, yani bir millete böyle bir çelişki gerçekmiş gibi kabul ettirilebilirse, bundan en fazla istifade edecek olanlar elbette ki, o ülkeyi güçsüz düşürmek, bölmek isteyenlerdir.

Peki, Türkiye söz konusu olduğunda bunlar kimlerdir? Tabii ki Irak''ın kuzeyinde "Güney Kürdistan"ı kuran, kurdurtan, o "kadife" o "mor, o "turuncu" devrimlerin arkasındaki İsrail-ABD, İngiltere troykasıdır.

Hariri''nin katili de bunlar değil miydi?