Sorunun adı tehdit ve şantaj - Hasan Ünal
Hafta sonuna doğru Wolfowitz Ermeni tasarısını Kongre’den geçirmemenin karşılığında isteklerini sıraladı. Hazret yine döktürmüş. Kendisini ziyaret eden bir Türk milletvekili grubuyla görüşmesinde, bu yıl Kongre’ye gelmesi muhtemel Ermeni tasarısına karşı yönetimin bütün gücünü kullanma eğiliminde olmadığını söylemiş. 1915 yılının doksanıncı yıldönümü olan bu sene, tasarı Kongre’den geçebilirmiş. Eğer Türkiye bu tasarının Kongre’den geçmesini istemiyorsa, ABD’nin elini güçlendirmeliymiş. escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Peki neler yapmalıymışız? Hazret bütün ayrıntılarını vermiş. Öncelikle Ermeni meselesiyle ilgili konularda adımlar atmalı, açılımlar sergilemeli ve Ermenistan sınırını da derhal açmalıymışız. Ayrıca İran ve Suriye konusunda ABD ile tam uyum içerisinde olmamız şartmış. Türk kamuoyunda yükselen ABD karşıtlığı ve Yahudi düşmanlığını durdurmalı ve Ruhban okulunu da hemen açmalıymışız. Ermeni tasarısı 24 Nisan’dan önce Kongre’ye geleceği için, Hazret’in bu emirlerini derhal yerine getirmemiz gerekiyor olsa gerek.
Şimdi düşünelim. Hadi diyelim ki, Ermenistan sınırının açılması ve Ermeni soykırımı iddiaları konusunda ABD yönetiminin elini güçlendirmek için bazı adımlar atmamızın istenmesinin Wolfowitz ve ABD yönetimi açısından mantıkla izah edilebilecek tarafları vardır. Ama diğer konuların Ermeni meselesiyle ne alakası olabilir? Örneğin İran, Irak ve Suriye konusunda ABD yönetimi ile tam uyum içinde olmamıza yönelik istekle, Ermeni meselesi nasıl irtibatlandırılabilir?
Eğer Türkiye’de Amerikan karşıtı bir hava varsa – ki var – bunun için Wolfowitz’in aynaya bakıp sebebini anlamaya çalışması gerekmez mi? İdeolojik ve yapısal sebeplere dayanmayan bu Amerikan karşıtlığının yükselmesinde kendisinin yaptığı pervasız açıklamaların ne kadar payı vardır? Ayrıca Türkiye’de olmayan Yahudi aleyhtarlığı gibi bir yaftayı Türk toplumuna giydirmeye çalışmanın beyhude bir gayret olduğunu Hazret görmüyor mu? Ve nihayet, bu basın ve televizyonları kullanarak Amerika lehine ve Türkiye’nin çıkarları aleyhine psikolojik harekat yaptırmanın ilişkilere zarar vermenin dışında hiç bir faydası olmayacağını Beyefendi göremiyor mu? ABD lehine yazılıp çizilenlere ve televizyonlarda bir dünya psikolojik harekat erbabının boy göstermesine rağmen, halkın tam tersini düşündüğünü Wolfowitz bilmiyor mu?
Bütün bunlar ABD yönetiminin Ermeni meselesini ve bu bağlamda Ermenileri nasıl kullandığını açıkça gösteriyor. Aynı kullanma operasyonu AB için de geçerli. Türkiye’ye ‘hayır’ diyebilmek için gerekçe arayan AB bugünlerde Ermeni soykırımı iddialarına dört elle sarıldı. Sahibinin sesi durumundaki gazeteciler de ha bire aynı teraneleri tekrarlayıp duruyorlar. Oysa gerçek farklı ve basit: ABD Irak’ta Türkiye’nin hak ve menfaatlerine şiddetle zarar veren bir politika izliyor ve şimdilerde girişeceği Suriye ve İran maceraları konusunda da hiç mi hiç güven telkin etmiyor.
Irak konusunda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine zarar vermeyi kendi siyaseti haline getirmiş olan ABD ile İran ve Suriye konularında işbirliği yapmaya kalkışmak AKP hükümeti açısından cinayet olur. Eğer ABD, Ankara-Washington hattında yaşanan gerginliği ortadan kaldırmak istiyorsa yapması gerekenler ortada: Kürt devleti kurma girişimindeki aşiretlere verdiği bütün desteği kessin. Onların kendi başlarına silahlanma ve Türkmenleri sindirme gayretlerine yardımcı olmasın. Türkmenlere verilecek desteğin Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasına hizmet olduğunu anlasın. Ayrıca PKK konusunda tam ve aktif bir mücadele politikasını benimsesin.
Ondan sonra diğer meselelere bakarız. Gerisi boş laf. Türkiye’deki basın ve televizyonlar vasıtasıyla psikolojik harekat yürütmek işe yarasaydı herkesin fena halde Amerikan yanlısı olması gerekmez miydi? Demek ki, burası herhangi bir memleket değilmiş. Burada Türkler yaşıyor. Ve ABD adına psikolojik harekat yürütenlerin bu milletle tek ortaklığı sadece Türkçe bilmeleri...