Dış Politika17 Mart 2005 00:00

Diplomatın Terbiyesizliği ! Ümit Zileli

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na dahi ’’direktif verme’’ boyutlarına sıçrayan ilişkilere gelince; Edelman işte bunu çok iyi düşünmeli, basın ’’yazamasa’’ dahi, iktidar yüz kızartan bir sessizliğe bürünse bile bu halk ’’bu ülkenin ABD’nin eyaleti, elçisinin sömürge valisi, burasının da Bosna, Kosova ya da Irak olmadığını’’ anlatacak, gösterecek yolu mutlaka bulur... Buna hiç kuşkum yok, ama asıl soru şu: - ABD elçisine bu terbiyesizliğinin bedelini ödetmesi gerekenler nerede?!..acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectskamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Eric Edelman ’a bravo!

Şimdiye dek, Ankara’daki ABD Büyükelçiliği koltuğundan, aralarında çok ünlü isimlerin de bulunduğu pek çok kişi geçti, ama hiçbiri bu denli yalın, bu denli açık, bu denli net olmamış, olamamıştı!

Gerçi, Mark Parris de fena değildi! Türkiye’deki ’’Büyük Dönüşüm’’ ün adım adım planlandığı yıllarda Ankara’da bulunan Parris, aklına estikçe Güneydoğu bölgesine günler süren turlar düzenlerdi. Hakkâri, Şırnak, Van, Batman, Şanlıurfa, Gaziantep.. dolanıp duran Amerikan elçisi buralarda davul zurna ile karşılanır, engin bilgisiyle, ’’canlı hayvan-tarım’’ , olmadı ’’hidroelektrik santralı ve petrol, gaz gibi yeraltı kaynakları’’ ya da ’’bölge sorunları ve terör’’ konularında konuşurdu! Parris’in o müthiş ’’çalışmalarının’’ sonuçlarını bugün hep birlikte görüyor, yaşıyoruz!

Ama Edelman başka! O zaten ’’sorunlu’’ ya da ’’bıçak sırtı’’ ülkelerde yaptığı pek başarılı çalışmalarıyla tanınan bir isim! Gittiği yerler genellikle büyük kaoslara sahne olmuş, hatta kan gölüne dönmüş, ama o ’’istenileni’’ her zaman en iyi şekilde gerçekleştirmeyi becermiş! Türkiye’ye geldiğinden bu yana yaşadıklarımız düşünülürse tam da Bush yönetiminin istediği kalibrede bir ’’elçi’’ olduğu görülüyor...

****       

İşte bu Edelman geçen gün bir açıklama yaptı.

Biz Türkler, ABD’nin çok uzun yıllardır kapalı kapılar ardında yaptıkları tehditlere, verdikleri gözdağı yüklü mesajlara alışkındık, ama bu denli açık tehditle ilk kez karşılaştığımızı itiraf etmeliyim!

Düşünün, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, yanı başımızdaki Suriye’ye resmi bir ziyarette bulunacak. ABD’nin elçisi Bursa’dan açıklama yapıyor:

- İptal edin!

Sınırları zorlayalım; ’’ABD büyük ülkedir, süper güçtür, terbiye sınırlarını aştığı çok görülmüştür’’ diyelim, ama orada bitmiyor ki! Mr. Edelman, Türkiye’nin Şam’a karşı oluşturulan cephe içinde yer almasını umduklarını vurgulayıp gözdağını yapıştırıyor:

- Tabii ki bu uluslararası topluma uyup uymamak konusu, Türkiye’nin kendi kararıdır...

Tehdide bakın! Öncelikle belirtelim; Edelman’ın ’’uluslararası toplum’’ dediği her şeyden önce ABD, sonra, Bush ’un Avrupa ziyareti sırasında sesini çıkarmaktan çekinen Fransa ve Almanya en sonunda da şu sıralar sorun istemeyen Rusya’dır!. Üstelik Edelman, Türkiye’yi ’’uluslararası toplum’’ içinde görmediğini, yalnızca ona uyması lazım geldiğini de gayet kaba bir lisanla söylemekten çekinmiyor!

Bitmedi! Yalnızca bir paragraflık konuşmasının sonunda Amerikan elçisi, Türk basınındaki ABD karşıtı yayınlardan duyduğu endişeyi de dile getiriyor. Medyada yer alan haberleri ’’komplo teorisi’’ olarak nitelendiren Edelman, bu konudaki dileğini bakın nasıl dile getiriyor:

- İki ülke arasındaki dostluğun uzun süreli olması temennimizdir...

Toplasan on beş satırı geçmeyecek bir konuşmada iki gözdağı birden! Bence Mr. Edelman medya konusunu hiç düşünmesin; zaten 1 Nisan’dan itibaren yeni ceza yasasıyla birlikte gazetelerin, köşe yazarlarının ’’çanına ot tıkayacak’’ süreç başlıyor! En etkili yetkililer, medyanın soluğunu kesmenin yolunu gayet güzel bulacaklardır!

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na dahi ’’direktif verme’’ boyutlarına sıçrayan ilişkilere gelince; Edelman işte bunu çok iyi düşünmeli, basın ’’yazamasa’’ dahi, iktidar yüz kızartan bir sessizliğe bürünse bile bu halk ’’bu ülkenin ABD’nin eyaleti, elçisinin sömürge valisi, burasının da Bosna, Kosova ya da Irak olmadığını’’ anlatacak, gösterecek yolu mutlaka bulur... Buna hiç kuşkum yok, ama asıl soru şu:

- ABD elçisine bu terbiyesizliğinin bedelini ödetmesi gerekenler nerede?!..