Dış Politika11 Mart 2005 00:00

''...'Eski Defterler' Niye Karıştırılır?!..'' - Atilla İlhan

(Tespit/3. ''...Türkler, 1919 'da bir ölüm/kalım savaşına başlarken; Mustafa Kemal 'in Samsun 'a çıkışından, tam on iki gün sonra - 31 Mayıs 'ta- ABD Dışişleri Bakanlığı , yeryüzündeki bütün büyükelçilik ve konsolosluklarına bir genelge gönderip, neyi istiyor biliyor musunuz? ''...petrol bulunan, bulunabilmesi olanağı olan, her yerde; oralardaki petrol kaynakları üzerindeki, denetim durumunu; gelişme umutlarını ve (buraya dikkat) bu alanlardaki petrol üretimine, Amerika'nın 'karışabilme' olanaklarının bildirilmesini!(*)...''(Bkz. Laurence Evans, 'Türkiye'nin Paylaşılması/United States Policy and Partition of Turkey' , Milliyet Yayınları, 1972)coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsnaproxennatrium go naproxen kruidvat

Sebep, basit: savaş içinde, uzmanlar bir araştırma yapmış, Birleşmiş Amerika 'daki petrol rezervlerinin, yetersizliğini ortaya koymuştu; Amerika , denizaşırı petrol yataklarına, aşırı bir ilgi gösteriyordu; en başta da, yenilgi dolayısıyla paylaşılacak Osmanlı İmparatorluğu' nun, 'eski' topraklarından Mezopotamya 'dakilere! İşe bak ki, 3 Mayıs 1920'de Standart Oil of New Jersey petrol şirketinden, Bedford diye biri; San Remo 'daki Fransız delegelerinden, 27 Nisan 'da Fransa ile İngiltere arasında, adı geçen topraklardaki petrolü paylaşma konusunda yapılmış bir anlaşmanın metnini ele geçirir; geçirmekle kalmaz, bunu Amerikan Elçiliği kanalıyla Washington 'a bildirir: Washington küplere biner!

Ne? Mezopotamya petrollerinin, İngilizlerce denetimini kabul konusunda; gösterdiği uysallığa karşılık olarak; Fransa, işletilirse, bu pay yüzde 25 'e mi çıkarılacakmış? Ne? Bu bölgede özel örgütlerce işletilecek petroller, devamlı olarak İngilizlerin denetimi altında mı bulunacakmış? Olur muymuş hiç! (Buraya dikkat!) Artık Ortadoğu 'da Amerikan Hakları 'nın, vakit geçirilmeden korumasına girişilmesi, zorunluluğu belirmiş imiş!

Adil ve devamlı düzen 'masalı'!..

(Tespit/4 ''...Açın Laurence Evans 'ın kitabını Washington 'la Londra arasında, o yıllarda sürdürülen 'çıkar kavgasını' , hızlı bir nota alıp verme savaşı olarak izleyin!

Laurence Evans açık açık yazıyor: ''...Türkiye ile yapılacak barış, genellikle Doğu Sorunu'na verilecek biçim söz konusu oldu mu; Amerika'nın üzerinde durduğu çıkar savunması; başlıca, 'Açık Kapı' ilkesinin korunması; kendisinin, Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerindeki, hak ve ayrıcalıklarının, devamını sağlamaktı. (Buraya dikkat) Bu toprakların Türk yönetiminde kalması, bağımsızlığını kazanmış olması ya da başka bir devletin yönetimine geçmiş bulunması, bu amacın elde edilmesine engel olmamalıydı...''

''...bu amaca nasıl ulaşılacaktı? Çünkü (o zaman) Amerika, Ortadoğu'ya doğrudan doğruya karışmak ve baskı yapmak olanağına sahip değildi: ve bu konuda yalnız Avrupa devletleri üzerinde, genel anlamda bir baskı yapabilirdi. Dışişleri'nin bulduğu çözüm yolu (buraya dikkat!) a/ Yerine başka bir şey almadan, hiçbir şey vermemek!.. b/ Büyük bir uyanıklıkla davranmak!.. c/ Mümkün olduğu kadar, hukuk çerçevesinde kalarak; Amerikan isteklerinin ve 'haklarının', inkârına sapıldığında; bunun 'uluslararası hukukun çiğnenmesi' sayılarak, karşı durmayı mümkün kılmak!.. d/ Haklarını en büyük etkinlikle kullanmak ve değerlendirmek yoluyla, Orta Avrupa devletlerinin ve bu arada, Türkiye'nin yenilmesindeki Amerikan payını yükseltmek!..''

Çünkü, ''...Amerika, Türkiye ile olan Barış Antlaşması'na katılmıyorsa da, bu konuda söz söylemeye hakkı vardır; yalnız çıkarları bakımından değil, (buraya dikkat!) aynı zamanda, 'Ortadoğu'da adil ve devamlı bir düzen yaratılması (!) amacıyla, bu 'hakkını' kullanması gerekir. Ayrıca 'Açık Kapı' politikası sürdürülmelidir; hem de öyle bir biçimde ki, ne Amerika, ne de başka bir ülke zararına olsun; ne de (diğer) barışı imzalamış olanlara, bir ayrıcalık getirsin! Bu üç temele, dördüncü bir temel sayılan Amerikan yararlarının ('çıkarlarının' demek daha doğru) 'devamlılığı' da eklenerek; hepsi, antlaşma son biçimini alıncaya kadarki dönemde ve üç başkanın başkanlıkları süresince, Amerika'nın Ortadoğu Politikası'nın 'temeli' olmuştur...'')

Yalnız 'o süre boyunca' mı?

...ilahi Laurence Evans ! Yalnız 'o süre boyunca' mı? İş bugün; döndü dolaştı, kalın fakat kuş beyinli bir boğa yılanı gibi, Amerika 'nın Ortadoğu üzerine çöreklenmesine kadar geldi. Dikkat isterim: ilkeler aynıdır, uygulama daha sertleşmiştir.

Kim bilir, belki de bu Söyleşi 'yi kaleme alırken; işin nerelerden koptuğunu, nerelere kadar varabileceğini, zamanın yöneticilerine anlatabilmek telaşı içindeydim. Zira, 'Amerikan Ortadoğu Politikasının Kökeni' başlığıyla, o tarihte yazdığım gazetede (yoksa 'Yeni Ortam' mıydı? Belki de 'Dünya' ), bundan handiyse otuz sene önce yayımlanmış: 29 Ocak 1978! Bitirirken, demişim ki:

...herifçioğulları, daha o zamandan 'petrol'e takmışlar; daha o zamandan, 'Açık Kapı Siyaseti' diye bölgeyi 'Amerikan Pazarı'na dönüştürmeyi kararlaştırmışlar: daha o zamandan, bunun, 'Ortadoğu'da adil ve devamlı bir düzen yaratılması' adına, yürütmeyi planlamışlar!

''...İktidar sözcüleri, ağızlarıyla kuş tutsa, bizi tersine inandırabilirler mi?..''

'Takke düştü, kel göründü' hâlâ 'inandırmaya' uğraşıyorlar...