AB ile İlişkiler Hızlı mı Olsun, Yavaş mı? - Erol Manisalı
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki durgunluktan şikâyet eden bazı çevreler var. ''AKP hükümeti yavaş hareket ediyor'' diye eleştiriliyor. Şu soruları sorarak işe başlayalım: - 17 Aralık mutabakatı, ''Türkiye'nin önüne, imkânsızı başarma koşullarını'' getirmedi mi? Evet. - Ucu açık, yani Türkiye'ye hiçbir güvence verilmiyor. - Görüşme prosedürü ''her fasıl sonunda'' evet-hayır oyunu ile Türkiye'nin ilelebet oyalanmasına karar vermiş. Bir üye ''hayır'' derse işler duracak. sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilodiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra wikipedia kamagra geloxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
- Görüşmeler yürümezse o noktada durulur ve ''başka yollar aranır'' diye şimdiden ''kumalık düzeninin meşrulaştırılması sağlanmış'' .
Affedersiniz ama bekleme odasında iğfalin, kandırmacanın tüm koşulları 17 Aralık'ta belirlenmiş ise sorarım size; Ankara neyi hızlandıracakmış? Hem kandırılmanın tüm koşullarını kabul et, hem de işi hızlandır? İğfalin hızlandırılmış hali kime yarar ki!.. Elinizi vicdanınıza koyun ve lütfen düşünün...
Aslına bakarsanız hızlı da olsa yavaş da olsa aynı kapıya çıkar. O nedenle bizimkiler işi ister ağırdan alsınlar, ister hızlandırsınlar sonuç aynı olacak. Aldatılan, kandırılan, iğfal edilen taraf biz olduktan sonra...
Nikâh yerine ''kumalık'' konduğuna göre kumalığın gidişatını hızlandırsak da yavaşlatsak da sonuç aynı. Bu nedenle AKP hükümetini işi yavaştan alıyor diye eleştirenleri anlamakta zorluk çekiyorum!..
'Maksat' hasıl olunca...
Efendim zaten 17 Aralık mutabakatı ile ''maksat hasıl olmuştur'' .
- İşin sonunda nikâh yok, baştan belli. Kumalık düzeni ilelebet sürüp gidecek.
- Amaç Türkiye'yi tek yanlı bir biçimde kazığa bağlamaktı. ''Davulcuya, zurnacıya takılmasın diye kızın başını bağlamak gerekir'' dememişler mi eskiler? 17 Aralık'ta AB ile varılan esas mutabakat budur, iş zaten bitmiştir.
- Türkiye, ''imkânsızı başarmak üzere'' bir süre sonra görüşmelere başlayacak denmiştir. Görüşme süreci, ''Türkiye'yi üye yapmama görüşmeleri'' durumuna getirilmiştir.
- Hal böyle iken, 17 Aralık'ta zaten ''maksat hasıl olmuş iken'' , şimdi kalkıp görüşmelere başlamanın ne anlamı var? İş çoktan bitmiş. Bitmiş işin nesini görüşecekler ki! Ankara bu açıdan da görüşmeleri ağırdan almakta haklı!
- Düşünün bir kere.. görüşmeler hızlandırıldı diyelim, neler olacak sonra? Askerleri Kıbrıs'tan derhal çekin diyecekler; ''Ermenilere soykırım yaptık kararını çıkartın'' diyecekler; Fener Patrikhanesi, Güneydoğu, Hatay, Ege, Pontus.. diyecekler de diyecekler...
El insaf, hızlandırıp kumalığın üstüne bir de bütün bunları mı verelim? Öyle ya, vereceksek bile yavaş yavaş, yedire yedire, hızlandırmadan, ağırdan alarak zokayı yutmak daha az ıstıraplı olmaz mı?
Bu kepazeliği hızlandırmanın anlamı var mı? Bak Kıbrıs'ı AB'ye ve ABD'ye malederek çözmüyor muyuz? Türkiye pılıyı pırtıyı toplayıp çekilirken Amerikalı işadamları geliyor, AB'nin gizli parası geliyor. Yavaş yavaş, hiç aceleye gerek yok. Bizim uçaklar yerine onların uçakları Kuzey'e de yerleşmeye başlayacak. Rum bakan açık açık söylemedi mi?
Bir tek anlayamadığım şey, şu Fransızların dangalaklığı. Kalkıp da yok referandum yapacağız, yok Sevr'i isteriz diyerek 70 milyonu horul horul uyurken uyandırmanın ne gereği var? İşler yolunda, 17 Aralık'ta kumalık düzeni hal yoluna konmuş; meşrulaştırılan bu ''gayri meşru durumu'' anayasalara, babayasalara koymanın ne gereği var, ayıp değil mi?
Bu Fransızların niyeti bozuk, işi galiba hızlandırmak istiyorlar!..