Dış Politika6 Mart 2005 00:00
Küresel köy masalı - Mustafa Kırali
Dünyayı köye benzetmek gibi mizansen, olsa olsa tek dünya devleti ve "tek dünya pazarı" düşüncesinin kuramcılarına ait yakıştırma olabilir.Küreselleşme edebiyatına ait bu masal başlığı, asıl gerçeği gizlemek için toplumun bilinçaltını küresel imparatorluğa hazırlamanın ötesinde bir şey ifade etmiyor.Dünyayı köpeksiz köye çevirmek isteyen şer odakları, korumasız meydanlarda değneksiz dolaşmak arzularını böyle ifade ediyorlar. Küreselleşme olgusu 21.yüzyılda kendiliğinden ortaya çıkmadı.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards
Yüzyıllar öncesinde farklı düşünce ve yöntemlerle dünyayı tek devlet olarak görme ve bu devlete sahip olmak gibi idealler hep oldu.
O günlerin koşulları ile başarılamayan bu ütopik düşünce, 21.yüzyılda ve bugünün koşulları ile yeniden dünyanın gündeminde yer aldı.
Kavramı ortaya atanlar asıl gerçeği perdelemekle, her türden kulağa hoş gelebilecek masalı kullanarak küresel köy masalını inandırıcı kılmaya çalışıyor.
İnternet kullanarak, dünyanın her tarafına ve her bilgiye ulaşmak bu masalın ayrıntılarından biri.
İnternete bağlanabilmek gibi imkanı olmayanları küresel köyün dışında tutarsak, bu dedikleri doğru olabilir.
Önce küresel köyün her hanesine bir bilgisayar ve internet bağlantısı ile başlasınlar ve insanların her türlü bilgiye ulaşmasını sağlasınlar ki, küresel köyün temelleri atılabilsin.
Yaparlar mı dersiniz? Küreselleşmeyi insanlar arası farklılıkların olmadığı ve sınırsız dünya gibi algılamamızı istedikleri için uydurulan yalanlardan diğeri; zenginliklerin insanlar arasında eşit dağıtılması. SINIRLAR KALKAR MI? Bu anlamda; küreselleşmenin merkezi ülkelerin kendi tezlerini doğrulayacak hiçbir şeyin yapılmadığını tam tersine sınırların zor kullanarak kıtalararası boyutlarda genişletildiğini görüyoruz.
Kendi sınırlarını askeri güç kullanarak genişletmekle, ülke sınırlarını diğer ülke insanlarına açmak aynı şey olmasa gerek.
Yapılmak istenen şey, ne küresel köy yaratmak ne de sınırların olmadığı dünya yaratmak. TEK PAZAR 1.ve 2.Dünya Savaşları -ki bunlara paylaşım savaşları demek daha doğru olur- sıkışan kapitalizmin dışa taşmasından başka şey değildi.
Kendi iç çelişkilerini dışarıya taşımak isteyen Batı, o gün yaşadığı bunalımı bugün de yaşıyor ve çıkış yolunu yine aynı şekilde fakat farklı yöntemlerle arıyor.
Gerektiğinde savaşarak ülke işgal etmenin yanı sıra ekonomik istila etmek gibi farklı yöntem tercih eden gelişmiş sanayi ülkelerinin hakim güçleri böylelikle kendi krizlerini ihraç edecek.
Bunun için gerekli olan tek şey, her türlü korumadan yoksun pazarlara sahip olmak.
Yani kendi dışındaki ulusal pazarları ele geçirerek, uluslararası sermayenin hakimiyetinde tek dünya pazarının tek hakimi olmak.
Asıl amaç bu! Küresel imparatorluğun küresel köy pazarı... 1.ve 2.paylaşım savaşlarının arkasındaki itici güçle bugünkü küreselleşmenin kuramcıları arasındaki belirgin farkı göz ardı etmemeliyiz.
Geçmişte yaşanan savaşların belirgin özelliği; ulus devlet etiketli olmalarıydı.
Amaç; ulus devletin kendi içsel sorunlarını diğer ülkelerin istilası yolu ile çözümlemesi ve yeni pazarlar elde edilmesi idi.
Günümüzün tiranları diyebileceğimiz bu şer odakları ise büyük mâli güce sahipler ve her geçen gün birbirlerine eklemlenerek ulus ötesi yapılanma ile daha da büyüyorlar. PARANIN MİLLİYETİ VAR MI Bu soruya cevap olarak "Yok" diyen ve buna da inanılmasını isteyenler için gerçekten paranın milliyeti yok, çünkü; uluslararası sermaye için milletlerin ve milliyetlerin hiçbir önemi yok.
Bu anlamda kendi ulus devletlerini ve hatta kendi ulusal kimliklerini bile tasfiye edebileceklerini görüyoruz. Bütün bu insanlık dışı davranışlara, karşın küreselleşmenin merkezi ülkelerde ve diğer ülkelerde büyük direniş var ve bu direnişler her geçen gün daha da büyüyecek...
O günlerin koşulları ile başarılamayan bu ütopik düşünce, 21.yüzyılda ve bugünün koşulları ile yeniden dünyanın gündeminde yer aldı.
Kavramı ortaya atanlar asıl gerçeği perdelemekle, her türden kulağa hoş gelebilecek masalı kullanarak küresel köy masalını inandırıcı kılmaya çalışıyor.
İnternet kullanarak, dünyanın her tarafına ve her bilgiye ulaşmak bu masalın ayrıntılarından biri.
İnternete bağlanabilmek gibi imkanı olmayanları küresel köyün dışında tutarsak, bu dedikleri doğru olabilir.
Önce küresel köyün her hanesine bir bilgisayar ve internet bağlantısı ile başlasınlar ve insanların her türlü bilgiye ulaşmasını sağlasınlar ki, küresel köyün temelleri atılabilsin.
Yaparlar mı dersiniz? Küreselleşmeyi insanlar arası farklılıkların olmadığı ve sınırsız dünya gibi algılamamızı istedikleri için uydurulan yalanlardan diğeri; zenginliklerin insanlar arasında eşit dağıtılması. SINIRLAR KALKAR MI? Bu anlamda; küreselleşmenin merkezi ülkelerin kendi tezlerini doğrulayacak hiçbir şeyin yapılmadığını tam tersine sınırların zor kullanarak kıtalararası boyutlarda genişletildiğini görüyoruz.
Kendi sınırlarını askeri güç kullanarak genişletmekle, ülke sınırlarını diğer ülke insanlarına açmak aynı şey olmasa gerek.
Yapılmak istenen şey, ne küresel köy yaratmak ne de sınırların olmadığı dünya yaratmak. TEK PAZAR 1.ve 2.Dünya Savaşları -ki bunlara paylaşım savaşları demek daha doğru olur- sıkışan kapitalizmin dışa taşmasından başka şey değildi.
Kendi iç çelişkilerini dışarıya taşımak isteyen Batı, o gün yaşadığı bunalımı bugün de yaşıyor ve çıkış yolunu yine aynı şekilde fakat farklı yöntemlerle arıyor.
Gerektiğinde savaşarak ülke işgal etmenin yanı sıra ekonomik istila etmek gibi farklı yöntem tercih eden gelişmiş sanayi ülkelerinin hakim güçleri böylelikle kendi krizlerini ihraç edecek.
Bunun için gerekli olan tek şey, her türlü korumadan yoksun pazarlara sahip olmak.
Yani kendi dışındaki ulusal pazarları ele geçirerek, uluslararası sermayenin hakimiyetinde tek dünya pazarının tek hakimi olmak.
Asıl amaç bu! Küresel imparatorluğun küresel köy pazarı... 1.ve 2.paylaşım savaşlarının arkasındaki itici güçle bugünkü küreselleşmenin kuramcıları arasındaki belirgin farkı göz ardı etmemeliyiz.
Geçmişte yaşanan savaşların belirgin özelliği; ulus devlet etiketli olmalarıydı.
Amaç; ulus devletin kendi içsel sorunlarını diğer ülkelerin istilası yolu ile çözümlemesi ve yeni pazarlar elde edilmesi idi.
Günümüzün tiranları diyebileceğimiz bu şer odakları ise büyük mâli güce sahipler ve her geçen gün birbirlerine eklemlenerek ulus ötesi yapılanma ile daha da büyüyorlar. PARANIN MİLLİYETİ VAR MI Bu soruya cevap olarak "Yok" diyen ve buna da inanılmasını isteyenler için gerçekten paranın milliyeti yok, çünkü; uluslararası sermaye için milletlerin ve milliyetlerin hiçbir önemi yok.
Bu anlamda kendi ulus devletlerini ve hatta kendi ulusal kimliklerini bile tasfiye edebileceklerini görüyoruz. Bütün bu insanlık dışı davranışlara, karşın küreselleşmenin merkezi ülkelerde ve diğer ülkelerde büyük direniş var ve bu direnişler her geçen gün daha da büyüyecek...