Dış Politika5 Mart 2005 00:00

8.5 Milyar Sizlere Ömür – Selim Somçağ

Hatırlayacaksınız,   ABD’nin 2003 Haziranında gündeme getirdiği bir 8.5 milyar dolarlık kredi meselesi vardı;  daha doğrusu  8.5 milyarlık krediye dönüştürülebilecek 1 milyar dolarlık hibe meselesi. Türkiye bu parayı hak etmek için terörle mücadele amacıyla Irak’ın kuzeyinde bulundurduğu askerî varlığını oradan çekecek ve ABD’nin onayı olmaksızın Irak’ta hiç bir güvenlik operasyonuna girişmemeyi taahhüt edecekti. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

Hatırlayacaksınız,   ABD’nin 2003 Haziranında gündeme getirdiği bir 8.5 milyar dolarlık kredi meselesi vardı;  daha doğrusu  8.5 milyarlık krediye dönüştürülebilecek 1 milyar dolarlık hibe meselesi.   2003 Haziranında Türkiye’nin cari açığının tehlikeli seviyelere doğru yelken açtığı anlaşılmaya başlamış, bu da piyasada örtülü bir tedirginlik yaratmıştı.   Bu ortamda 8.5 milyarlık kredi teklifi piyasaya “ilâç gibi” geldi;  bankacısından borsacısına kadar birçok oyuncunun ağzının suyu akmaya başladı.   Ne var ki bu 8.5 milyarlık kredi teklifi bazı şartlara bağlanmıştı:   Türkiye bu parayı hak etmek için terörle mücadele amacıyla Irak’ın kuzeyinde bulundurduğu askerî varlığını oradan çekecek ve ABD’nin onayı olmaksızın Irak’ta hiç bir güvenlik operasyonuna girişmemeyi taahhüt edecekti.   Yani ulusal güvenlik politikasını,  dış politikasını para karşılığı satmayı kabul edecekti.   Böyle bir ahlâksız teklif karşısında devletiyle ve halkıyla bütün Türkiye’nin ayağa kalkması,   o parayı teklif edenlerin suratına çarpması gerekiyordu.   Bu Türkiye’nin bu ülkeyi kanlarıyla kuran İstiklâl Harbi şehit ve gazilerine  ve teröre kurban verdiği 30 bin şehidine olan borcuydu.   Ne yazık ki sesini duyurabilen Türkiye’de böyle düşünenler azınlıkta kaldı,  finans piyasasının ve medyanın büyük çoğunluğu 8.5 milyarın ardından gelecek üç kuruşluk kârın peşine düşerek sabah akşam bu teklife methiye düzmeye,  8.5 milyarla yatıp kalkmaya başladı.   Bu büyük ”kamuoyu desteğini” de arkasına alan AKP hükümeti Eylül 2003’teki IMF toplantılarında ABD ile 8.5 milyarı almak üzere anlaşma imzalamakta da beis görmedi.   (Zaten Amerika’nın istediği neyi yapmakta,  en azından yapmaya çalışmakta beis gördü ki?)

Biz bu senaryoya başından beri şiddetle karşı çıktık.   Sesimizi duyurabildiğimiz her yerde “AKP hükümetinin böyle bir anlaşmayı imzalaması bir skandaldır, Türkiye Cumhuriyetinin ulusal güvenliği,  dış politikası parayla satılamaz,  Türkiye bu anlaşmaya muhatap olmakla muz cumhuriyeti derekesine düşürüldü” dedik.   Bunu derken “Sonunda bu işin olmayacağını,  ABD-AKP ikilisinin Türkiye’yi bu tuzağa düşürmeye gücünün yetmeyeceğini” de söyledik.   Nitekim bugün ABD’nin Türkiye kullanmak istemediği için bu fonu ek bütçeye devretme kararı aldığı açıklandı;  böylece  21 aydır ortalıkta sürünerek Türkiye Cumhuriyetinin haysiyetini rencide eden,  fakat bir yandan da kimlerin para karşılığı vatanlarını satmaya hazır olduğunu ortaya koyan bir turnusol kağıdı görevi yaparak yararlı olan ahlâksız teklif tarihe intikal etti.   Ahlâksız teklifi unutacağız,  fakat onu alkışlayanları,  ona çanak tutanları unutmayalım.