Türkiye’nin ABD’ye Bağımlılığı… - Dr. Abdullah Özkan
Pentagon’un gizli işgal haritaları yanı sıra psikolojik harekat konusunda da epeyce kafa yorduğu, Savunma Bakan Yardımcısı Dauglas Feith’in yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor. Gazetemizin “vatandaşını terbiye et!” başlığıyla manşete taşıdığı Feith’in açıklamaları, önümüzdeki günlerde Türkiye’de hayata geçirilecek bir dizi yeni uygulamanın da ipuçlarını veriyor. Bush yönetimi, Türk halkındaki “Amerikan karşıtlığından” rahatsızlık duyuyor. Yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında ABD’ye duyulan tepki ve nefretin her geçen gün daha da arttığı görülüyor. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilocialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon
Pentagon şimdi üst düzey yöneticisi aracılığıyla Türkiye’ye açıkça nota veriyor, “Türk halkı ben ne yaparsam yapayım sesini çıkarmayacak, itaat edecek, teslim olacak” diyor. Tıpkı iktidarın olduğu gibi…
Peki özgürlüğü ve demokrasiyi savunduğu iddia edilen bir ülkenin, başka bir ülkeden böyle bir şey talep etmeye hakkı var mı?
Ya da kendisinden böyle bir şey talep edilen ülkenin yetkililerinin, “bizde demokrasi var, şiddet içermediği sürece herkes istediği fikri savunur, karşı olduğu eylem ve söylemlere de tepki koyar, protesto eder” demesi gerekmez mi?
Ama işte, ABD’nin “demokrasi anlayışı”, tıpkı Irak’a götürdüğü “özgürlük anlayışına” benziyor. Başka ülkelerin içişlerine karışmayı kendisine bir hak olarak görüyor.
Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük anlayışının kağıt üzerinde kaldığı da, Pentagon’un böyle bir talebi karşısında, hiçbir hükümet yetkilisinin halkına sahip çıkacak bir açıklama yapmaya yanaşmamasından anlaşılıyor.
Pentagon’un bu “uyarısından” sonra önümüzdeki günlerde Amerika’nın Irak’ı işgalini eleştiren, protesto eden eylem ve söylemlerin ceza alabileceğinden, yazan, çizen, konuşan kişilere yönelik baskı ve dayatmaların artacağından endişe ediyorum.
ABD’nin Türkiye’den “vatandaşını terbiye et!” talebinde bulunması, Türk-Amerikan ilişkilerinin tek yanlı işlediğinin ve ABD’nin Türkiye üzerindeki koşulsuz egemenliğinin göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu talepten sonra iki ülke arasındaki diplomatik, ekonomik ve siyasi ilişkiden çok, “tek taraflı bir bağımlılıktan” söz edilebilir.
Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığının sonucu ise açıktır: Zulme rıza gösteren, zalimi alkışlayan, suça ortak olan bir ülke!..
Zulme ortak olmamak ve zalimlere karşı sessiz kalmamak için halkımız sokaklara dökülüyor, tepkisini ortaya koyuyor, Amerika’nın işgal ve sömürü politikalarına tepki gösteriyor.
Halkın sesi kısıldığı zaman bilin ki, aslında Türkiye’nin sesi kısılıyor…
İşte o zaman korkun.