METAL FIRTINA
METAL FIRTINA FİLMİN ADI: METAL FIRTINA SENARYO: PENTAGON & NATO VİZYONA GİRECEĞİ TARİH: IRAK SEÇİMLERİ SONRASI discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
METAL FIRTINA
FİLMİN ADI: METAL FIRTINA
SENARYO: PENTAGON & NATO
VİZYONA GİRECEĞİ TARİH: IRAK SEÇİMLERİ SONRASI
Filmin konusunu merak ettiniz değil mi? Hemen söyleyelim...
“Irak seçimleri yapılır. Kerkük’e göç eden 350.000 Kürt sayesinde, Kerkük Kürt şehri olarak ilan edilir. ABD-İngiltere-İsrail üçlüsünün Barzani-Talabani ile yaptığı ikili anlaşma sayesinde Kerkük Kürdistan vilayetine bağlanır. Bu sırada yapılan provakatif eylemlerle Irak’ın tek sakin bölgesi K.Irak’ta bir iç savaş başlar. Kürtler, Türkmenler, Araplar birbirine girer. Ortalık kan gölüne döner. TSK’dan K.Irak’a gireriz mesajları verilmeye başlanır. Dünya devletlerinden de Kerkük’e müdahale planları ortaya çıkmaya başlar. NATO olağanüstü toplanır ve Kerkük’e müdahale kararı alınır. TSK’nın da içinde bulunduğu barış gücü Kerkük’e müdahale eder…”
30 Ocak’ta gerçekleşecek seçimler tüm dünya tarafından izlenmekte. Seçimden sonra Irak’ta meydana gelecek olaylar dünyadaki dengeleri altüst edeceğinden tüm ülkeler bu seçime kilitlenmiş durumda. Hemen herkesin yorumda bulunduğu “Irak çıkmazında”, farklı bir noktaya parmak basmak gerektiğini düşündüğümüzden bu yazıyı kaleme aldık. Perde arkasında tüm güç dengelerini değiştirecek senaryoları merak edenlerin dikkatle okumasını tavsiye ediyoruz.
İlk önce son günlerde gözümüze takılan bir haberle başlayalım.
Almanya Eski Başbakanlarından Helmut Schmidt:
“Amerika NATO’yu Ortadoğu’da kendi stratejisinin aracı haline getirme yolunda. Böyle bir şey İttifakın bünyesinde öngörülmemiştir. NATO’nun, kendi sınırları dışında özgürlüğü ve demokrasiyi yaymak gibi bir görevi yok. Üye ülkelerin de böyle bir göreve katılma gibi sorumlulukları yok. Amerikalılar şunu anlamak zorundadır. Biz Amerikanın tebaası olmak istemiyoruz. Onurumuzu korumak istiyoruz.”
İkinci olarak, İstanbul’da “terörist” saldırıların olduğu hafta bir NATO tatbikatı gerçekleştirildi. SESAR’ı?n söz konusu analizi şöyle:
“İstanbul Saldırılarının gerçekleştiği hafta sırasında Harp Akademilerinde 2000 NATO mensubunun katıldığı ve NATO'nun yeni güvenlik konsepti çerçevesinde oynadığı Harp Oyunu sırasındaki senaryonun ne olduğunu hatırlayalım. Senaryo; NATO güçlerinin etnik çatışma yaşanan bir adaya müdahale ederek taraflar arasında tampon bölge oluşturmasını ve tarafları uzlaştırmasını içeriyordu. Kerkük'ün Irak içinde etnik bir adaya dönüştüğü ve çatışmaların müdahaleyi meşrulaştırdığı noktada, NATO bu iş için biçilmiş kaftan olarak sahaya sürülecektir.
NATO bünyesinde TSK kuvvetleri de yer alacağı için, Türk milletinin gururu okşanacak ve TSK'nın yıpranan görüntüsü bir ölçüde telafi edilirken; Kerkük'ün Brüksel gibi uluslararası bir koloni olması yolunda ilk askeri ve hukuki temel atılmış olacaktır. Kerkük; ne Kürtlere, ne Türklere yar edilecek ve Irak'ın petrol rezervlerinin %40'ını bünyesinde barındıran bu bölge, "uluslararası maske" altında Irak'ın içinde yeniçağın Kıbrıs'ı olarak yerini alacaktır. Bir Kıbrıs sorunu çözülürken, bölgede Türkiye'nin yine bir taraf olduğu yeni bir "Kıbrıs" adası yaratacaktır: Adı Kerkük.”
Öncelikle irdelenmesi gereken konu filmin reklamının nasıl yapıldığıdır:
1) Aylar önce medyaya servis edilen “20.000 askerle K.Irak operasyonu”
ABD’nin izniyle TSK’nın 20.000 askerle K.Irak’a girmesini öngören bu rapor aylar önce basında yer aldı. Haber, Genelkurmay tarafından tekzip edilmedi.
2) Bülent Ecevit üzerinden “Şu an şartlar uygundur. TSK, K.Irak’a girmelidir.” mesajı
Bülent Ecevit tarafından dile getirilen “TSK, K.Irak’a girmelidir.” mesajı 1 ay kadar önce basında yer aldı. Beklenen ilgiyi görmemiş olmalı ki hemen başka bir reklam devreye sokuldu.
3) Atatürk’ün Musul vasiyeti ve Misak-ı Milli sınırları
Bülent Ecevit’in açıklamalarının gereken ilgiyi görmemiş olması nedeniyle alelacele Atatürk’ün Musul vasiyeti basında yer aldı. Birkaç köşe yazarının desteğiyle Musul ve Kerkük’ün Misak-ı Milli sınırları içinde yer aldığı pompalandı. Her defasında Türk milletini arkadan hançerleyen köşe yazarlarının bir anda Misak-ı Milli sınırlarını hatırlaması ve dile getirmesi bizim açımızdan gerçekten ilgi çekiciydi.
4) Genelkurmay 2. Başkanı Org. İlker Başbuğ’un Basın Bilgilendirme Toplantısı
Genelkurmay 2.Başkanı Org. İlker Başbuğ’un ilk kez canlı olarak yayınlanmasına izin verilen Basın Bilgilendirme Toplantısı bizim açımızdan oldukça yol gösterici oldu. Senaryonun yazıldığını, filmin çekildiğini biliyorduk ama vizyona gireceği tarihi göstermesi bakımından İlker Başbuğ’un açıklamaları yararlı oldu. Öte yandan Ege’de Türk uçaklarının NATO’ya bilgi vererek, silahsız uçmasının bir marifetmiş gibi anlatılması Türkiye’deki güvenlik bürokrasisinin geldiği durumda ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha bize gösterdi.
Filmin senaryosuna geri dönecek olursak;
Irak seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra Kürt ittifakı K.Irak’ta birinci sırada olur. Talabani Irak Devlet Başkanlığı’na, Barzani ise Kürdistan Bölgesi’nin başkanlığına aday olur. Kerkük ve Musul’da Kürtler ezici bir üstünlük sağlamışlardır. Bu iki kentin Kürdistan Bölgesi’ne bağlandığı ilan edilir. Kürt peşmergeleri Kerkük ve Musul’da kontrolü sağlar. Bu sırada yapılan provokatif eylemler neticesinde Irak’ın tek sakin bölgesi K.Irak’ta bir iç savaş başlar. Özellikle Kerkük’te Kürt olmayan nüfusa karşı yapılan saldırılar iyice artmıştır. Kürtler, Araplar, Türkmenler birbirine girer. K.Irak tam anlamıyla kan gölüne dönmüştür.
K.Irak’taki karışıklık nedeniyle Türkiye askeri müdahaleyi düşünmeye başlar. ABD de asker kayıplarından bunalmış, yükünü hafifletecek müttefik aramaktadır. Hemen NATO devreye sokulur, Uluslararası Barış Gücü K.Irak’a girer ve denetimi sağlar.
FİLMİN KAMERA ARKASI VE “MİLLİ” ÇIKARLAR
Senaryo, TSK’yı Irak bataklığına çekmek için yazılmıştır ve başarılı olacağı da söylenebilir. Bir yandan ABD Kerkük petrollerini denetimine almış, bataklıkta boğulmak için kendisine bir arkadaş daha bulmuş, öte yandan son zamanlarda güvenilirliğini ve prestijini önemli ölçüde kaybeden TSK, Irak çıkışıyla birlikte profilini yükseltmek için büyük bir fırsat yakalamış olacaktır. “Bölücülük” konusunda bile ayarını şaşırmış ve “PKK annelerini” Genelkurmay’da kabul eden bir kurumun, elinde savunabileceği tek şey olan “laiklik”i de yeniden ısıtıp halkın önüne koyamayacağı düşünülürse, tek çare K.Irak’tır.
Barzani’nin Mersin Serbest Ticaret Bölgesi’nde yaptığı faaliyetleri durduramayan, Barzani-Talabani kontrolündeki bölgeden geçen Habur sınır kapısının yerini değiştiremeyenlerin, “milli” çıkarlar için K.Irak’a gireceğini düşünmek saflık olur. Ankara’nın göbeğinde “Kerkük, Kürdistan’ın kalbidir.” sözüne cevap veremeyip tabiri caizse “posta yiyenler” şimdi “milli” çıkarlar doğrultusunda K.Irak’a gireceklerdir.
“METAL FIRTINA” HAKKINDA
Birkaç ay önce çıkan ve kısa sürede “en çok satanlar” listesine giren, şu anda herkesin dilinde olan bir kitap: “Metal Fırtına”
ABD’nin Türkiye’yi işgalini anlatan bu kitap Timaş Yayınevi’nden Orkun Uçar ve Burak Turna’nın kaleminden çıktı.
Kitap hakkında beş önemli nokta var:
1) Kitabın çıktığı yayınevi: “Timaş”. Bu yayınevinin ve yazarlarının Fethullah Gülen cemaatiyle bağlantıları pek çok kişi tarafından bilinmekte.
2) Kitabı okuyanlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’yi kurtaran adam” olduğunu anımsayacaklardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar Türkiye aleyhine yaptıkları düşünülürse, bir ABD işgali sırasında bırakın “ülkeyi kurtaran adam” olmayı, Türkiye’den ilk ayrılacak kişilerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
3) Kitapta yer alan olaylar günümüzle büyük paralellikler gösteriyor ve birtakım “kehanetler”de bulunuyor. Birkaç örnek vermek gerekirse; ABD Dışişleri Bakanı olarak Condoleezza Rice’ın gösterilmesi, Ukrayna’daki iç karışıklığın kitapta aynen yer alması vb. Kitabın yazımının, basımının vb. uzun zaman alacağı hesaba katılırsa bunlar “kehanet” değil, yazarların eline verilmiş bilgilerdir.
4) Hemen hemen dünyadaki tüm devletlerin isimleri kitapta öyle ya da böyle yer alırken, İsrail’in “İ”sinin bile kitapta yer almaması düşündürücüdür.
5) Beşinci ve en önemli nokta kitapta yer alan ABD-Türkiye savaşının bir istihbarat servisinde SAVAŞ SİMÜLASYONU olarak uygulanmasıdır. Kitapta bahsi geçen bir “sanal savaş”tır. Bu simülasyon daha sonra kitaba uyarlanmıştır.
ŞİDDETLE DEĞİL BİLGİYLE SALDIRMAK
Öte yandan kitabın yazarları vatansever sitelerin forumlarını dolaşıp yaptıkları propagandanın başarılı olup olmadığını ölçmektedir.Orkun Uçar’la aramızda geçen bir diyaloğu aktarma ihtiyacı duyuyoruz.
Kitabın yazarlarından Orkun Uçar’ın vatansever bir sitede okurların yaptığı mantıklı eleştirilere “kafatasınızın içindeki beyni kullanmanızı öneririm” şeklinde cevabından sonra Orkun Uçar’a bir cevap yazma gereği duyduk. Kitapta yer alan savaşın bir simülasyon olduğunu her platformda açıklamaya hazır olduğumuzu söyledikten sonra, alakasız bir cevap aldık. Bunun üzerine “belki de Taksim’deki evinizde bu konuyu karşılıklı görüşerek tartışmak daha uygun olacaktır. Ne dersiniz?” sorusunu yönelttik. Bu sorumuzdan sonra da Orkun Uçar’dan bir daha cevap alamadık.
FİLM İLE KİTAP ARASINDAKİ BENZERLİK
Kitapta Türk ordusu “Kerkük’te Kürt olmayan nüfusa karşı yapılan saldırılar” nedeniyle K.Irak’a giriyor. Çekilen film de seçimlerden sonra özellikle Kerkük’te yaşanacak bir iç savaş nedeniyle Türk ordusunun NATO bünyesinde K.Irak’a girmesini konu alıyor. Bu aşamadan sonra kitapta yer alan olayların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda bir yorumda bulunmayı şu aşamada uygun bulmuyoruz. Ancak bu konuda bir simülasyon yapıldığı ve daha sonra kitaba uyarlandığı artık biliniyor.
Metal Fırtına hakkında söylenecek daha çok söz var. Ama derinlemesine bir analiz, başka bir yazı konusu. Bu konuyu burada bırakıp filme geri dönelim.
DOMİNO TAŞI: “KERKÜK”
Irak seçimlerinin sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Yani filmin vizyona girmesine az kaldı, artık son rötuşlar yapılıyor. Gerekli reklamlar uzun zamandır yapıldığından, psikolojik zemin oluşturulmuş durumda. Bizim görüşümüz, pek çok kişinin bu oltaya takılacağı ve filmin hasılat rekorları kırarak kapalı gişe oynayacağı yönünde.
TSK’nın K.Irak’a girmesiyle birlikte, bölgedeki güç dengeleri değişecektir. Bir domino taşının devrilmesiyle, diğerleri de peşi sıra onu izleyecektir. Kerkük operasyonu, pek çok şeyi tetikleyebilir, pek çok şeyin başlangıcı sayılabilir. Türkiye’nin İran’la çatış(tırıl)ması, Kerkük operasyonun tetikleyeceği dinamiklerden birisidir. Orta vadede ABD ile çatışma da kaçınılmazdır. İç savaş da bir başka olasılıktır. Bu ihtimalleri göz önüne alarak bakacak olursak, Türkiye ve Ortadoğu’daki güç dengeleri üzerinde büyük bir oyun oynanmaktadır. Bölgedeki ülkelerin politikalarını çok iyi belirlemeleri ve dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir. Yoksa, bu filmin hasılat rekorları kırmasından sonra devam filmlerinin çekilmesi kaçınılmazdır.
Saygılarımızla
Strateji.Org