Türkiye'deki ABD karşıtlığı, psikolojik savaş ve şu 'yazı' - İbrahim Karagül
Aynı iddialar, aynı suçlamalar, aynı tehditler, aynı kişiler, aynı çevreler, aynı kamuoyu operasyonu, aynı cümleler… Yeryüzünde bozgunculuk yapanların, dünyayı savaş alanına çevirenlerin, özgürlüğüne ve onuruna sahip olanlara savaş açanların, dünyayı "mafya imparatorluğu" kurallarıyla yönetmeye kalkışanların cümleleri, onların suçlamaları…
The Wall Street Journal yazarı Robert L. Pollock, Türkiye kamuoyunun ABD politikalarına neden bu kadar karşı çıktığını sorgulamıyor, sorgulayamaz da… Böyle bir niyeti yok. Diğerleri gibi... 11 Eylül'den bu yana sorulan "neden bize karşılar" sorusuna gerçek anlamda cevap aramayanlar gibi. Onlar bu karşıtlığın nedenleriyle yüzleşemez. Nedenleri gizlemeye, kamufle etmeye çalışırlar. Gerçekleri bütün dünyadan gizlemeye çalıştıkları gibi. Afganistan'ı ve Irak'ı neden işgal ettiklerini gizledikleri gibi. 100 bin kişiyi neden katlettiklerini gizledikleri gibi. Ebu Gureyb dehşetini gizledikleri gibi. Suikastleri gizledikleri gibi. Kimyasal saldırıları gizledikleri gibi. Felluce katliamını gizledikleri gibi. Etnik çatışma senaryolarını, mezhep savaşı planlarını, Irak'ı bölme çalışmalarını gizledikleri gibi. Dünyanın hangi bölgelerinde gizli işkence merkezleri kurduklarını gizledikleri gibi. Suriye'yi işgal etmek istediklerini gizledikleri gibi. Lübnan'da neler planladıklarını gizledikleri gibi. Demokrasi ve özgürlük operasyonlarının altında nelerin yattığını gizledikleri gibi.
Bütün dünya onların politikalarına teslim olmak zorunda, önlerinde diz çökmek zorunda, teslim olmak zorunda, itaat etmek zorunda. Sorgulamadan, karşı çıkmadan, yargılamadan teslim olmak zorunda. En önemlisi de, bütün insanlık onları sevmek zorunda. Ülkeleri ele geçiriyorlar, kaynakları yağmalıyorlar, insanları esir alıyorlar, katlediyorlar, aşağılıyorlar, herkesi tehdit ediyorlar. Ama yetmiyor. Zihinleri de kontrol etmek istiyorlar. Kalpleri de rehin almak istiyorlar.
Türkiye kamuoyu neden ABD yönetimini, politikalarını onaylamıyor, neden sevmiyor? Bunun sebebi birilerinin kamuoyunu yönlendirmesi değil. Buna ihtiyaç yok. Sağduyu sahibi her toplum ABD'nin bu bölgede işlediği cürümler karşısında aynı tepkiyi verir. Bunun sebebi ABD'nin kendi eylemleri, bilmiyorlar mı? Neden bunu sorgulamıyorlar? Türkiye kamuoyu ABD politikalarına karşı, Amerikan halkıyla bir sorunu yok. Neden bunu görmüyorlar? Ama onlar, bu politikaları sorgulayan kişilere tepki göstermekle kalmıyor, bütün toplumu yargılıyorlar.
Amerika kıtasında yarı sömürgeleri durumundaki Kolombiya'dan başka hangi ülke onları seviyor? Bütün Latin Amerika'yı karşılarına aldılar? Güneydoğu Asya'da Filipinler gibi birkaç müttefikleri dışında hangi toplum onları seviyor? Avrupa'da, birkaç doğu Avrupa ülkesi dışında, kim onların politikalarını destekliyor? AB kamuoyu neden ABD ve İsrail'i dünya barışı için tehdit görüyor? Dünya Amerika'yı nasıl görüyor? Korku ve şantaja boyun eğmeyenler karşı çıkıyor, eğenler ise sevmemekle yetiniyor.
Bu nedenle ABD yönetiminin "neden bizden nefret ediyorlar" gibi çok temel bir sorunu var. Dünya kamuoyunu yanlarına çekmek için milyarlarca dolar harcadılar. Avrupa Gazetecilik Merkezi'nin internet sitesinde Bush yönetiminin Afganistan ve Irak için istediği yeni bütçe içerisinden 3,7 milyar doları kamuoyu yönlendirme projelerine ayırdığı, bu parayla Arap kamuoyuna ABD destekli yayınlar yapılacağı, Avrupa Müslümanlarına yönelik bir televizyon kurulacağı belirtiliyor. ABD'nin şimdiki politikaları devam ettikçe bu milyarlar hiçbir işe yaramayacak.
Pollock, halkı manipule etmediği için hükümeti tehdit ediyor. Halka, milletvekillerine, aydınlara ve Türkiye'yi yönetenlere hakaret ediyor. Gerçekleri yayınlayan gazetelere ateş püskürüyor. O da iyi biliyor ki, ABD operasyon alanlarıyla ilgili korkunç bir sansür var. Çok az gerçek bu sansürü aşıp kamuoyuna ulaşıyor. Onları rahatsız eden bu. Bunların gerçek olduğunu biliyorlar. Bu haberlerin, iddiaların, bilgilerin çoğu doğrulandı. Bazılarını ise yalanlayamadılar. Komplo teorileriymiş… ABD'de din savaşına, kıyamet savaşına, İsa'nın yeryüzüne indirilmesine ilişkin kitaplar neden yüz binlerce satıyor? 1920'lerde yayınlanan ve "21. yüzyılın dinler savaşı olacağı"na ilişkin kitaplar neden yeniden basılıyor? Yaşadığımız yüzyılda Evangelist komplodan daha büyüğü var mı? Neden bu çevreler devlet koruması altında? Ebu Gureyb'deki işkenceciler motivasyonlarını bu komplolardan almadılar mı? Felluce'de, Ebu Gureyb'de, Kuzey Irak'ta İsrail askerleri yok mu? Iraklı aydınlara yönelik cinayetlerde ABD/İsrail istihbaratına bağlı örgütlerin rolü ne? Paralı askerleri kimler idare ediyor? TITAN, CACI gibi güvenlik şirketlerinin kimliğini açıklasınlar…
11 Eylül 2001 saldırılarını soruşturma komisyonundan Philip Zelikow, 16 üyeli Başkanlık Dış İstihbarat Danışma Kurulu'nda, Irak'ın 1990'lardan bu yana İsrail tarafından tehdit görüldüğü için işgal edildiğini söyledi. Bunu siz yazdığınızda ya anti-semitik olmakla suçlanırsınız ya da komplo teorisi üretmekle.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD'nin küresel savaşındaki rolü belli. Yazıları Yahudi lobileri tarafından beğeni ile izlenen, İsrail Toplumunun Hristiyan Dostları gibi kuruluşların bültenlerinde yayınlanan, Saddam yönetimiyle El Kaide arasında bağlantı olduğunu iddia eden Robert L. Pollock, Irak halkının ABD işgaliyle özgürlüğü kucakladığını bile yazmıştı. Kimse sözlerinden derin anlamlar çıkarmasın. Yakında Lübnan'ın ve Suriye'nin neden işgal edilmesi gerektiğini, ABD'nin buralara özgürlük getirmesinin faziletlerini yazmaya başlar. Nitekim Bush, İsrail İran'ın nükleer tesislerine saldırı yaparsa yanında yer alacaklarını açıkladı. Lübnan, Suriye ve İran'la ilgili psikolojik savaş ortada. Kamuoyu operasyonları da. Bakalım kimler gerçeklerin yanında yer alacak, kimler psikolojik savaşın parçası olacak?
ABD'nin Londra Büyükelçiliği'nin Basın Danışmanı, The Guardian yazarı Naomi Klein'den "Irak'taki ABD kuvvetleri ve Iraklı vekilleri sivil hedeflere yönelik saldırılarını artık gizlemekle uğraşmıyor, cesetleri saymaya cüret eden herkesi (doktorlar, din adamları, gazeteciler) ortadan kaldırıyorlar" şeklindeki yazısının kanıtını istedi. Klein 8 Aralık 2004'te "İşte kanıtlar" diyerek nefis bir yazı yayınladı. Merak edenlerin okumasını öneririm.