ABD Beyrut'ta 243 askerin ölümünü ne çabuk unuttu - İbrahim Karagül
Kırgızistan, Amerika'nın topraklarına AWACS erken uyarı uçakları yerleştirme isteğini reddetti. Afganistan işgalinden bu yana Başkent Bişkek'in hemen yanındaki Manas askeri üssünde binden fazla asker barındıran ABD, operasyon alanını genişletmek için buraya AWACS uçakları getirmek istedi. Kırgız yönetimi, Moskova, Pekin ve Şanghay İşbirliği Teşkilatı üyeleriyle yaptığı istişareler sonucu talebi reddetti. Kırgızistan'da 27 Şubat'ta parlamento seçimleri, Ekim sonunda da devlet başkanlığı seçimi yapılacak. ABD bu ülkede ayaklanma hazırlığı yapıyor.cialis coupons printable link discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
CIA'nın yayınladığı 2020'de dünyanın görüntüsü raporunda, 2015'te Pakistan'ın parçalanacağı, ülkede iç savaş çıkacağı, nükleer gücün İslamcı grupların eline geçeceği öngörülüyor. Yani bu tarihe kadar Pakistan'ın nükleer gücü tasfiye edilecek. Hindistan ve İsrail'in çalışmaları sonuca yaklaşıyor.
Nükleer çalışmaları gerekçe gösterilerek İran'a saldırı hazırlıkları yapılıyor. Tespit edilen 3 bin 500 hedefin bombalanacağı belirtiliyor. ABD özel birliklerinin Afganistan, Azerbaycan ve Irak'tan bu ülkeye girmeleri planlanırken, İsrail uçaklarının Irak'taki üslerden kalkması, ayrıca İsrail'den kalkacak uçakların Ürdün üzerinden İran'ı bombalaması planlanıyor.
Amerika Irak'taki askerî§ gücünü Kuzey Irak'a yerleştirmenin hazırlıklarını yapıyor. Bölge Amerika'nın Ortadoğu operasyonlarının merkezi olacak. Sadece Kuzey Irak'ın geleceğini değil, bütün bölgenin geleceğini etkileyecek bir ABD-İngiliz-İsrail gücünün Kuzey Irak'ta yıllarca kalması planlanıyor. Aynı güçler, Kuzey Irak'tan İskenderun Körfezi'ne uzanan kuşağı istikrarsızlaştıracak planlara sahip. Türkiye, bu noktaya dikkat etmeli, bölgeyi yüzyıllarca elinde tutacak şekilde güçlendirmeli. Ancak Suriye'nin işgali, tehlikeyi Türkiye topraklarının dışına taşıyabilir. Bu ise, Türkiye'yi bütün tehditlere açık hale getirecek. Aynı güçler Dicle ve Fırat'ı kontrolleri altına almak istiyor. Irak işgaliyle bunu büyük ölçüde başardılar. Şimdi suyun kaynağına giden yollar tehdit altında.
ABD'nin Suriye'ye yönelik tehditleri önceden bu ülkenin İsrail'le savaşan güçlere destek vermesine, işgal altındaki Golan Tepeleri'ni geri istemesine dayanıyordu. Irak sonrası direnişe destek verdiği iddiası öne çıktı. Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra yeni bir gerekçe bulundu. Artık daha başka gerekçe aranmayacak. Dahası, Amerika Irak işgalinde karşısına aldığı Fransa'yı Suriye ve Lübnan konusunda yanında buldu. Hariri'nin öldürülmesi bir gün sonra sonuçlarını gösterdi. Amerika, İsrail derhal Suriye'yi ve Lübnan yönetimini hedef aldı. Tabi Fransa da… Lübnanlı sağcı Hıristiyanların Amerika'da kurduğu "The Defense of Democracy" adlı kuruluş da… BM Güvenlik Konseyi harekete geçirildi. Lübnan sokaklarında "Suriye defol" sloganları attırıldı.
Ekim 1983'te Lübnanlı bir kızın ABD askeri üssüne bombalı araçla düzenlediği saldırıda, 243 Amerikalı deniz piyadesi öldürülmüştü. ABD Lübnan'ı terk etmek zorunda kaldı. Aynı gün Beyrut'taki Fransız askeri üssüne düzenlenen saldırıda ise 58 Fransız askeri öldü. Aradan 22 yıl geçti. ABD-Fransız ortaklığı buna mı dayanıyor? Lübnan'a girerlerse şüphesiz aynı sahneler yeniden yaşanacak.
Hariri'yi kim öldürmüş olabilir? Lübnan dengesini bozmak, Filistin-Lübnan'dan Suriye ve İran'a uzanan bir çatışmanın temellerini atmak, bölgesel düzeyde bir Şii-Sünni ayrışması oluşturmak isteyenler mi? Ya da ABD, İngiltere ve İsrail'in bölgesel tasarruflarına çomak sokmak, oyunlarını bozmak isteyenler mi?
Kuşatılmış, saldırı tehdidi altında bulunan, kendini savunacak gücü olmayan, doğudan ve batıdan ABD ve İsrail tarafından sıkıştırılan Suriye, Hariri'yi öldürüp bugünkü gelişmeleri göğüsleme riskini göze alabilir mi? Daha iki gün geçmeden suikastin sonuçlarının Suriye'yi işgalle yüz yüze getirdiği ortada değil mi?
Lübnan'ın istikrarını kim bozmak ister? Nüfusunun yüzde 35'i Sünni Müslüman, yüzde 38'i Hıristiyan ve yüzde 27 Şii Müslüman olan, ayrıca 700 bin Filistinli barındıran, küçük bir kıvılcımın kanlı bir iç savaşa dönüşebileceği Lübnan'ı kim karıştırmak isteyebilir? "Lübnan Modeli"nden kim rahatsızlık duyar?
Devlet Başkanlığı'nı Hıristiyanlara, Başbakanlığı Sünni Müslümanlara ve Meclis Başkanlığı'nı Şii Müslümanlara vererek çok hassas bir denge kuran Lübnan'da şimdi safların ayrışmaya başladığı; Sünnilerin hareketlendiği, Şiilerle Filistinlilerin Lübnan yönetimi ve Suriye yanında yer aldığı, ülkedeki sağcı Hıristiyanların dış destekle harekete geçmek üzere olduğu belirtiliyor. Bu senaryoyu kim yazar?
Filistin'de bağımsızlık isteyen güçlere savaş açanlar, Lübnan'da Hizbullah ve Filistinliler gibi güçleri tasfiye etmek isteyenler, bu güçlerle İran ve Suriye arasındaki ilişkiyi kesmek isteyenler, Irak'ta olduğu gibi Lübnan ve Suriye'de mezhep ayrışmasına yatırım yapanlar, direnç merkezlerini yok edip bölgeyi teslim almak isteyenler, en azından "barış gücü" adı altında bölgeye yerleşmek isteyenler suikastin neresinde?
Hariri'yi kimin öldürdüğünü belki de hiç öğrenemeyeceğiz. Ama bu suikastin nelere yol açacağını biliyoruz. Kıvılcımın Lübnan'ı nasıl ateşe atacağını, Suriye'yi nasıl yakacağını, Doğu Akdeniz ile Basra Körfezi arasında yol açacağı yıkımları biliyoruz.
Suikastten hemen sonra El Cezire televizyonunda bir video kaydı yayınlandı. Ahmed Teysir Ebu Ades adlı 21 yaşındaki bir kişi, Hariri'yi kendilerinin öldürdüğünü belirterek sebebini S. Arabistan'la bağlantısı olarak açıkladı. Sanki Suudi yönetimiyle dost olan herkes hedefmiş gibi. Ne saçma bir gerekçe! Görüntüdeki kişinin Lübnan'da şeytana tapanlar grubunda yer aldığı ortaya çıktı. Güya iki ay önce "tevbe etmiş" ve bu saldırıyı gerçekleştirmiş! Ne senaryo!
Kırgızistan örneğini özellikle verdim. Pakistan ve Türkiye örneğini de. Senaryoların benzerliğine dikkat çektim. Yarın İran'a, Suriye'ye veya başka bölgelere saldırı olunca kimse o ülkenin özel durumlarını gerekçe göstermesin. Palavralara karnımız tok...