Dış Politika11 Şubat 2005 00:00

Kırgızistan''ın kaderi Ukrayna''ya mı benzeyecek? - Ferruh Sezgin

Ukrayna''da yapılmakta olan yönetimin Yahudileştirilmesi operasyonunu gözden kaçırmamak şart:Yeni Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko, bir mültimilyoner ve bir çifte vatandaş olan Yevgeni Çervonenko'yu Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı olarak görevlendirdi.Bu görevi ifa edecek olan Çervonenko İsrail pasaportu taşıyor ve Ukrayna Yahudi Kongresi''nin de başkan yardımcısı.cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardkamagra kamagra 100mg kamagra gel

Bu köşenin Ukrayna''daki "turuncu devrim"i inceleyen yazılarında -1 ve 15 Aralık 2004 ile 19 Ocak 2005- Soros rüzgarlarının Ukrayna''dan sonra Ermenistan, Azerbaycan, Moldova, Beyaz Rusya ve Türkistan Türk cumhuriyetlerinde eseceğine işaret edilmişti.
 
 Daha sonra, uluslararası merkezlerde daha derinliğine yapılan analizlerde, tahminler rakamlara döküldü.
 
 Yeni Şafak''ın dış politika yazarı İbrahim Karagül''ün 8 Şubat 2005 tarihli yazısında, Rusya''nın Siyasi Araştırmalar Merkezi Başkanı Sergei Alexandroviç Markov''un tahminlerine göre Moldova''nın % 80, Kırgızistan''ın % 40 ve Kazakistan''ın da % 30 ihtimalle Ukrayna''nın siyasi yapısını tersyüz eden o turuncu devrim''in etkisi altına ilk girecek ülkeler arasında bulunduğu bilgisi yer alıyor.
 
 Beyaz Rusya da topun ağzındakilerden biri olarak gösterilmekle beraber, tahminî ihtimal derecesi bu ülke için belirtilmemiş. Özellikle Gürcistan ve Ukrayna''da sarsıcı siyasi değişikliklere yol açan bu "Soros müdahaleleri"ne farklı ülkelerde farklı isimler verilse de, nihayette, bunların her biri "Yahudi devrimi" olma karakteristiğine sahip.
 
 Amaçları da, hemen fark edileceği gibi, Yahudiler''in küresel emellerine müzahir yerli yöneticiler veya bizzat Yahudi soyundan yöneticiler eliyle Tek Dünya Devleti idealine biraz daha yaklaşmak.
 
 .
 
 . Ukrayna sonrası sıranın kendisine gelmesi şanssızlığı ne olsun, Kırgızistan farklı bir önem taşıyor.
 
 Zira, Orta Asya''da Rusya, Çin ve ABD arasındaki menfaat çatışmalarının tam düğüm noktasında bulunan Kırgızistan da yeni bir Soros devrimi ile düşecek olursa, o meşhur "domino teorisi" harekete geçecek ve diğer bölge devletleri iktidarlarının Yahudileştirilmesi operasyonu süratlenecek.
 
 Bu operasyona maruz kalacak devletlerin başlarına neler geleceğini görmek için, şu sıralar Ukrayna''da yapılmakta olan yönetimin Yahudileştirilmesi operasyonunu gözden kaçırmamak şart:.
 
 . . "Yeni Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko, bir mültimilyoner ve bir çifte vatandaş olan Yevgeni Çervonenko''yu Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı olarak görevlendirdi.
 
 Ulaştırma ile haberleşmenin devlet içindeki önemi malûm; yazılı basın, radyo, televizyonlar, internet, uydu haberleşmesi başta olmak üzere bütün iletişim sistemleri bu mekanizma eliyle kontrol altında tutulacak.
 
 Bu görevi ifa edecek olan Çervonenko İsrail pasaportu taşıyor ve Ukrayna Yahudi Kongresi''nin de başkan yardımcısı.
 
 En önemli özelliği ise Ukrayna''daki anti-Semitik grupların baş düşmanı olması..
 
 . . "Yine Yahudi asıllı bir oligark olan Pitor Poroşenko da Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreterliğine getirildi.
 
 Poroşenko''nun özelliği de güvenlik ve savunma konularında hiç bilgi ve tecrübe sahibi olmaması.
 
 Ama, ülkesindeki televizyon istasyonlarından Kanal-5''in de sahibi olan Poroşenko Yahudi olduğu için bir "mutemet adam". .
 
 .
 
 Bilindiği gibi, Başkan Yuşçenko, Başbakan olarak da yine bir Yahudi olan Yulya Timoşenko''yu görevlendirmişti.
 
 Timoşenko, rüşvet ve sahtekarlık iddialarıyla Rusya tarafından takibat altında bulunduruluyor idi.
 
 Ana dili Rusça olan ve Ukrayna dilini ancak 1999''dan sonra öğrenmeye başlayan bayan başbakan, biyografik bilgilerini açıklamayı da şiddetle reddediyor ve bu yüzden genç kızlık soyadı dahi tam bilinmiyor.
 
 Kısacası, Timoşenko''nun bu muammalı kimliği hem kendi başına hem de Ukrayna''nın başına badireler açmaya aday.
 
 Ukrayna''daki bu siyasi operasyonlar bizim yerli basın tarafından nedense ya hiç verilmiyor ya da satır aralarına gizleniyor; ancak, yabancı basında bütün ayrıntılarıyla bulabilirsiniz (BBC News, 5 Şubat 2005 ve This Week''s Jewish News, 6 Şubat 2005).
 
 Bunları iyi analiz edenler; Ulaştırma -ve Haberleşme- Bakanlığı ile Milli Güvenlik -ve Savunma- Konseyi''nin başına kendi güvenilir adamlarını getirebilen devlet veya hükümet başkanlarının devletin bütün mekanizmalarını istediği zaman kilitleme, istediği zaman da bu kilitleri çözme, ayrıca kimin nerede nasıl nefes aldığını bilme kudretine sahip olacağını görürler.
 
 Bir ihtimalle, yabancı değerlendirmelere göre de büyük ihtimalle, Kırgızistan''ı da Ukrayna''da yapılmakta olanlara benzer bir siyasi değişim bekliyor.
 
 İşin kötüsü, Kırgızistan''da pek çok "Yuşçenko olmaya özenen" siyasetçi var.
 
 Yine Karagül''ün yazısındaki bilgilere göre, Kırgızistan muhalefetinden Kurmanbek Bakiyev ve Amangeldi Muraliyev, Anavatan Partisi lideri Ömürbek Tekebayev, lideri tutuklu olan Arnamus Partisi Başkan Yardımcısı Emil Aliyev ve eski Dışişleri Bakanı Muratbek İmanaliyev, 28 Şubat-14 Mart 2004 tarihleri arasında ABD Dışişleri Bakanlığının davetlisi olarak Washington''ı ziyaret ettiler ve "Kırgızistan''daki rejim değişikliği" konusunda Amerikalı yetkililerle görüşmeler yaptılar. Kırgızistan''ın muhalif politikacılarını Washington ziyareti size, Recep Tayip Erdoğan''ın Başbakan olmadan ve Mustafa Sarıgül''ün de CHP Genel Başkanlığına soyunmadan önceki Washington ziyaretlerini hatırlatmıyor mu? Uluslararası politikada bu tür fotoğraflara bol bol rastlarsınız.
 
 Bunları doğru okuyabilmek ve bunlar ile ülkenizde olabilecekler arasında bağlar kurabilmek için Türk olmak yetmez.
 
 Ayrıca, Türkçü olmanız da gerekir.