Satın alınmış muhalefet örgütleri ve küresel direniş! - Arslan Bulut
"Önce Avrupa''da ya da ABD''de eğitim görmüş, toplumsal bir muhalefet lideri ortaya çıkarılır. Kendilerinin finanse ettiği medya aracılığı ile bu muhalefet lideri pazarlanır ve etrafındaki vakıflar, satın alınmış geniş bir muhalefet örgütü ya da sivil toplum kuruluşları ağı kurulur. Satın alınmış bir muhalefet örgütü kurulur" diyor. . . Biz bu bahsedilen modelin uygulamasını son zamanlarda "Soros modeli darbe" olarak görüyoruz.Yugoslavya''da başlatılan bu model, Gürcistan''da ve Ukrayna''da da sonuç aldı.Buralarda önce küresel sisteme hizmet etmeyen güçlere bir muhalefet oluşturuluyor. Sonra da demokrasi talepleri ile birlikte halk sokaklara dökülerek darbe yapılıyor.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardclaritin mazilo claritin tablete claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Dünya öyle bir sürece girmiştir ki, kimin bir ülke için iktidar, kimin muhalefet olduğu birbirine karışmıştır.
Mehmet Eymen, Katman sitesindeki yazısında post modern darbeleri incelerken, "Önce Avrupa''da ya da ABD''de eğitim görmüş, toplumsal bir muhalefet lideri ortaya çıkarılır.
Kendilerinin finanse ettiği medya aracılığı ile bu muhalefet lideri pazarlanır ve etrafındaki vakıflar, satın alınmış geniş bir muhalefet örgütü ya da sivil toplum kuruluşları ağı kurulur.
Satın alınmış bir muhalefet örgütü kurulur" diyor. . . Biz bu bahsedilen modelin uygulamasını son zamanlarda "Soros modeli darbe" olarak görüyoruz.
Yugoslavya''da başlatılan bu model, Gürcistan''da ve Ukrayna''da da sonuç aldı.
Buralarda önce küresel sisteme hizmet etmeyen güçlere bir muhalefet oluşturuluyor.
Sonra da demokrasi talepleri ile birlikte halk sokaklara dökülerek darbe yapılıyor.
Diğer taraftan, Türkiye''de "Bu memlekete komünizm lazımsa onu da biz yaparız, size ne oluyor?" mantığından "Bu memlekete muhalefet lazımsa, direniş lazımsa, hatta milliyetçilik rüzgarının yükseltilmesi gerekiyorsa onu da biz yaparız, size ne oluyor" mantığına gelinmiştir! Tek fark birinci tavrı takınanlar hiç değilse yerli güçlerdi, şimdi ise milliyetçilere rağmen milliyetçilik yapanlar, yerli bir güç olarak değil, küresel sistemin "kendi muhalefetini kendin yarat" ilkesi gereği oluşturduğu veya harekete geçirdiği güçlerdir! Yani öyle bir duruma geldik ki, milliyetçilik bile milliyetçilere bırakılmıyor!. . Ülkenin milli direniş, yahut milli muhalefet potansiyeli dağılsın, şaşırsın, körelsin diye, milliyetçiliğe taban tabana zıt uygulamalar milliyetçilere, yine İslam''a taban tabana zıt uygulamalar İslamcılara yaptırılıyor! Böylece milli muhalefet kaynağında boğulmuş oluyor ki yerlerine konulmakta olan danışıklı muhalefet güç kazanabilsin! Küresel sistemin uygulamalarına muhalefet edebilecek kitleler, bu şekilde kendi örgütleri kontrol altına, daha doğrusu sistem içine alındığı, hatta "küresel politikaların suç ortağı" durumuna getirildiği için, toplumsal muhalefet kendisini ifade edecek bir örgüt bulamaz hale getiriliyor. . . Dünya Bankası''nın baş iktisatçısı Stiglitz, kovulmadan önce, "Özelleştirmenin amacı, yerli muhalefet odaklarını ve sermaye gruplarını suturmaktır" diyordu.
Ama yine de IMF programı uygulanan Latin Amerika ülkelerinde IMF isyanları çıkması önlenemedi.
Brezilya''da sol bir iktidar dizginleri ele aldı.
Venezuela''da ABD''ye rağmen Chavez iktidarı gücünü koruyor.
Dikkat ederseniz oralardaki muhalefeti ABD örgütlüyor! Peki, İran''daki muhalefet bayrağının yükseltilmesini kim kışkırtıyor? "Ulusun durumu" konuşmasında ABD Başkanı Bush, İran halkını ayaklanmaya çağırıyor! Demek ki her muhalefet hareketi, doğru bir hareket değildir! Küresel sistemin emrine girmeyi kabul etmiş bir muhalefet hareketi, kendi ülkesine ne verebilir? Nitekim, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da bu duruma bir konuşmasında işaret ediyor ve "Sivil toplum örgütleri, toplumsal muhalefet anlayışından toplumsal iktidar arayışı anlayışına geçti" diyor.
Soros modelidir bu! Geçmişte, hepimizi heyecanlandıran Polonya''daki Dayanışma hareketinin arkasından CIA çıktı.
Doğu Bloku''nun çözülmesinde bu hareketin büyük önemi vardır.
Yine Çekoslovakya''daki toplumsal muhalefeti nasıl örgütlediğini eski ABD Dışişleri Bakanı Allbright kendi kitabında anlatıyor!. . . Peki ne olacak? Küresel sistemin dayatmalarına bütün insanlık teslim mi olacak? Elbette hayır! Bu soruya, beylik bir cevap verilemez ama bilimsel bir cevap verilebilir:. .
Prof.Dr. Ziyaüddin Serdar, şöyle diyor:. . "Postmodern projenin hedefi , Amerikalı Şlozof Richard Rorty''nin deyişiyle ''dünyayı kutsaldan arındırmaktır!'' İslam''daki kutsallık Şkrinin altını oymayı amaçlayan bir postmodern roman olan Şeytan Ayetleri, Rorty''nin felsefesinin hayata geçirilmiş halidir.
Postmodernizme karşı gerçekleştirilecek en iyi direniş, inandıklarımızı, bizi biz yapan kimliğimizin özelliklerini entelektüel ve kültürel formda ifade etmektir."