Dış Politika1 Şubat 2005 00:00

AKEL-ÖDP BULUSMASI VE HEDEFLENEN STRATEJI-Ayşe KOCATÜRK

Bilindiği üzere 6-7 Şubat tarihlerinde DİSİ ve AKP görüşmesi gerçekleşecek. Söz konusu görüşme öncesinde bu kez Güney Kıbrıs’taki iktidarın en büyük ortağı komünist AKEL partisi 30 Ocak 2005’de Ankara’da, çizgisi ve söylemleri herkesçe bilinen Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) kurultayında Rum-Yunan ikilisinin niyetlerini bahse konu Kurultayda dile getirileceği şeklindeki haberini  22 Ocak 2005 tarihli Rum basınından duyuruldu. Kıbrıs konusunda gelinen bu süreçteki  kritik aşamada  Rum siyasi partilerin Türkiye’de resmi temaslarda bulunması ne anlama geliyor? DİSİ ve AKEL’in ayrı ayrı Türkiye’deki siyasi partileri ile yakınlaşmaya çalışmanın sonuçları ne olacak? Hedef Ne?            Önce AKEL Partisinin Kıbrıs konusuna ya da savunduğu Rum tezlerinin neler olduğuna bir bakalım; .          Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri D.Hristofyas , 30 Ocak’taki ÖDP kurultayına “Türkiye’de Rum tarafının görüşlerinin anlatılması ve tezlerinin ileriye götürülmesi amacıyla temasların yapılması gerektiği” ve bunun için söz konusu kurultaya katılacaklarını açık bir dille ifade etti.                Peki Hristofyas’ın Rum tarafının görüşlerini anlatması ve tezlerini ileriye götürmesi neden ÖDP Kurultayından Türk halkına aktarılacak?             Kurulan “dostluk” ilişkilerinin geçmişi var mı? discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium site naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkohol

 DİSİ-AKP GÖRÜSMESI AKEL-ÖDP İTTİFAKININ BIR ITTIFAKIMI OLACAK?

 

 

Öncelikle AKEL nasıl bir siyasi çizgidedir?

         Annan planına hayır kararı alan AKEL Genel Sekreteri D.Hristofyas 14 Nisan 2004’te partisinin Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Annan Planı’na neden karşı olduklarını şöyle açıklamıştır;

 

1.                 Güvenlik yönünün düzenlenmesi ve çözümün hayata geçirilmesinin garanti edilmesi güvensizlik duygusu yaratıyor.

2.                 60-70 bin yerleşiğin kalması.

3.                 Türkiye ve Yunanistan’dan 2011’e kadar 6 bin, 2018’e kadar 3 bin ve aksi üzerinde mutabakat sağlanmamsı durumunda 2018’den sonra 950 Yunan ve 650 Türk askerinin daimi olarak kalması

 

"TURKIYE, ATILLA'NIN KIBRIS'TA KALMASINDA ISRAR EDEREK KENDINI BEGENMISLIK GÖSTERISI YERINE,ISGAL ASKERLERINI TEK TARAFLI CEKMEK GIBI IYI NIYET HAREKETLERINDE BULUNMALI VE ELLE TUTULUR ISARETLER VERMELIDIR..."                    AKEL GENEL SEKRETERI DIMITRIS HRISTOFYAS

4 Kasım 2004 Haravgi ve diğer gazeteler; Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri D.Hristofyasın Macaristan’ı ziyaretinde Macar yetkililerle “Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımalı…” mesajını verdiği ve destek aldığı haberini verdiler.

 

14 Eylül 2004 Haravgi ve diğer gazeteler: Rum Meclis Başkanı D.Hristofyasın Çin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Liming Zhangla buluşmasında;

D.Hristofyas: “….Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin ekonomik kalkınmalarını destekliyor, ancak bu yöndeki herhangi tedbirler Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenliğine gölge düşürmemelidir…”

Çin Elçi: “Kıbrıs Cumhuriyetinin prestijini sarsan girişimlere karşı olduğunu” belirtti.

 

11 Kasım 2004 Fileleftheros ve Diğer Gazeteler:

Rum-Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri  Hristofyas’ın Atina temaslarında ki açıklamasına yer verdi. “Helenizmin hedefleri ortaktır…”

 

2 Eylül 2004 Rum gazeteleri: Güzelyurt’ta bulunan Ay Mamas kiliselerinde Rumların yaptıkları ayinden sonra siyasilerin  açıklamalarda bulunan AKEL Milletvekili Eleni Mvru, Hristos Mavronikordatus ve Sotirila Haralambus, AKEL Mesclis Grup Başkanı Nikos Katsuridis KKTC makamlarını  “işgal makamları” diye nitelendirmişler ve bahsekonu olay Rum gazetelerinden  “Kilise ve Güzelyurt bizimdir…”manşeti ile duyurulmuştur.

 

30 Aralık 2004  Fileleftheros: Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri D.Hristofyas , “Türkiye, Atilla’nın Kıbrıs’ta kalmasında ısrar ederek kendini beğenmişlik gösterisi yapmak yerine, işgal askerlerini tek taraflı olarak geri çekmek gibi iyi niyet hareketlerinde bulunmalı ve elle tutulur işaretler vermelidir” iddiasında bulundu.

Politis ise “D.Hristofyas da Kıbrıs Cumhuriyetinin Tanınmasını Öneriyor- Tasos’un Çizgisinde” olduğunu yazdı..

 

1 Ocak 2005 Haravgi’ye özel röportaj veren AKEL Genel Sekreteri D.Hristofyas : 17 Aralık AB Zirve Sonucu ilerisi için önemli adımdır…Protokolün imzalanmasıyla, “Kıbrıs Cumhuriyetinin” olduğu şekliyle tanınmasını öngörmese de Türkiye’nin Güney Kıbrıs’a karşı olan yükümlülüklerini pratik olarak, üstlenmesine neden olacağını, örneğin, havalimanları ve limanların çalışacağını, Türk hava sahasını kullanacağını….ve birçok konuyu başardıklarını” ifade etmiştir. 

 

4 Ocak 2005 Haravgi: AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı D.Hristofyas “Yunanistan’la bir bütünüz”

 

7 Ocak 2005’de KKTC’de, Rum Komünist partisi AKEL-CTP’yi ziyaret ederek Kıbrıs konusunda en erken zamanda Annan planı temelinde nasıl “çözüme” ulaşabilecekleri şeklinde çalışmalarda bulunmak maksadıyla bir araya geldiklerini yazdı. Görüşmeye katılmayan Hristofyas “Temsilciler Meclisi Sözcüsü olarak Kuzey Kıbrıs’a kimlik kartı ya da pasaport göstererek gidemem…” diyerek KKTC topraklarını ve yönetimine saldırdı.

 

7 Ocak 2005 Simerini: AKEL’in Annan planına Evet yanıtını sağlamlaştırmak için yapılması gereken değişikliliklerle ilgili Kıbrıs konusunda kendi tezlerini ileriye götürme çabası çerçevesinde halen  BDH Başkanı Mustafa Akıncı ile görüştüğünü , bugün ise 4 kişilik AKEL grubunun “kardeş” CTP ile görüşmeye gideceğini söylediğini belirtti.

9 OCAK 2005'DE RUM TARAFININ KIRMIZI CIZGILERI VE SARTLARI ACIKLANDI;

"TÜRKIYE'NIN GARANTORLUK HAKKINA HAYIR,

TÜRK ASKERİNİN KIBIRSTA KALMASINA HAYIR,

TÜRKIYE CUMHURIYETI KOKENLILERININ TÜMÜNUN ADADA KALMASINA HAYIR

TÜRKIYE KÖKENLILERININ OY KULLANMA HAKKINA HAYIR,

RUM MALLARI ÜZERİNDE INSAATLARA HAYIR,

BM'NIN HAKEMLIGINE HAYIR,

ANNAN PLANININ 5.CI VERSIYORUNA HAYIR......"

 

 

11 Ocak 2005 Politis: AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı D.Hristofyas “Rum yönetiminin, TÜRK ORDUSU, KKTC’DEKİ TC KÖKENLİLER, GARANTİLER VE KIBRISA TEK YANLI MÜDAHALE” gibi konuların halli için Türkiye ve arabuluculara yönelmesi gerektiğini yazdı…

 

12 Ocak 2005 Politis, Rum Koalisyon hükümetinin büyük ortağı AKEL’in Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’la ilişkisi hakkında görüntünün geçen hafta netleştiğini, AKEL liderliğinin Papadopulos’la birlikte yürümeye devam kararı aldığını yazdı. Gazete bu haberini, “Papadopulos-Hristofyas İkizi Kararını Verdi-Yeni İnisiyatif Üstlenilmesine Hayır” başlığıyla haberi duyurdu. Gazete Papadopulos’un “………Türkiye’nin her an Avrupa sürecini durdurabileceği 62 veto olacağını” söylediğini yazdı.

 

Tüm bu belirtilen gerçekler ışığında AKEL-ÖDP ya da AKP ile buluşacak olan DİSİ’nin söz konusu ziyaretlerinin ardında hedefler ne olacak?

 

Öncelikle bu tür diyaloglar KKTC’de yaşayan ve Devletini savunan kişiler tarafından moral yönünden çökertilmesi için kullanılacaktır ki ileride yeni bir plan sürecinde Kıbrıs Türk halkına “işte Rumlar da Türkiye’de resmi temaslarda, davetlerde yer alıyorlar, Türkiye artık sizi yük olarak görüyor,  bu yeni planı kabul ediniz” psikolojik yıpratma propogandasında bulunacakları gözlemlenmektedir..

 

Bu tür “samimi” diyalogların sonucunda Rumlar;

            “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin tanınması yönünde psikolojik ikna savaşı kullanacakları,

            3 Ekim 2005’ten önce  “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin adada tek yasal Devlet tanınmasını yani bu dostluk” diyalogları ile Türk halkının  olası bir Rum Cumhuriyetini tanımasının hedeflendiği, 

            30 Ocak’ta AKEL ve aradan kısa bir zaman sonra DİSİ’nin Ankara’ya arka arkaya ziyaret gerçekleştirecek olmaları ileriki zamanlarda yeni Rum-Kürt ve bazı Türk gruplarının yakınlaşmalarına imkan verecektir..

 

          Şimdiki süreçte, Rumlar yapacakları Ankara ziyaretleri ile sözde “dostluk” mesajlarını Türk halkına verir gözükeceklerken,  diğer taraftan da AB kulislerinde, BM’de Türkler aleyhine Rum-Yunan tezlerinin yer alacağı yeni bir planın hazırlanması mücadelesini vermeye başladıkları bilinmektedir..

          Söz konusu mücadelelerinde ilk sırada Türk Askerinin gitmesi, Kıbrıs Cumhuriyetinin tanınması, adaya Türkiye’nin müdahale hakkının kalkması, Türkiye Cumhuriyeti kökenlilerin adadan gitmesi, ve “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak adada çözüme gidilmesi ve AB çatısı altında Rum gaspçılığının devam etmesi olarak belirtilebilir.

          Basit gibi görünen söz konusu ziyaretlerin sonunda Büyük Oyunlar oynanmaktadır. Bu ziyaretlerin hem BASIN  hem de ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerinde bulunanlar tarafından TC’de ayrı, KKTC’de ayrı yansıtılacağı ve Türkü Türke düşürme çalışmalarına ışık tutacağı düşünülmektedir.  Karşı tarafın ve ona hizmet eden unsurların Hedefleri, Türk halkını bölmek, Kıbrıs’ı Yunan yapmak ve Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamaktan ibaret olduğu  açıkça ortada olduğu belirtilmelidir.