Kerkük'e ve millete odaklanan ihanet - Servet Kabaklı
Bir diğer çapulcu çete reisi Talabani ise Süleymaniye'de oyunu kullandıktan sonra CNN Televizyonu'na konuşurken, aynı iddiaları daha birkaç gün önce "tekhavlamanın" rahatlığıyla, yeni hükûmette devlet başkanlığı veya başbakanlık istediklerini söylüyor.Türkiye'nin bütün bunlar karşısındaki tepkisi ne?.. Bir önceki koalisyon döneminde askıya alınan, bu çapulcuları Ankara'da ağırlama geleneğini(!)sürdüren "Tüccar Devlet Zihniyeti"nin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı "Bay Gül"; "Kerkük'te çatışma olursa Türkiye seyirci kalamaz" diye beyanat vermiş. Sayın Dışişleri Bakanı, pek sayın ve "Bay" Gül!.. İşte bütün beyanlarınıza rağmen, çapulcular "hadi ordan" demeye getiriyorlar.cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilorenovation vejle link renova
Bu metod, sadece Irak'ın kuzeyi, Musul Kerkük konusunda değil, Türk Milleti'nin hayati önemdeki bütün meseleleri gündeme geldiğinde uygulamaya konuluyor. Kıbrıs, Ege, Güneydoğu'muz, Patrikhane, asılsız Ermeni katliâmı iddiaları, yeni azınlıklar doğurma ihaneti, ABD ve AB ile ilişkiler, hortum, kasırga, deprem gerçeği, adı millî, "yandan pilli" eğitim, yetim hakkı, devlet ve millet malı, yoksul vatandaşın perişan hali konuşuldu muydu iki nutuk, üç beyanat... Peki ya icraat?.. İcraat kanatlı Anka Kuşu sanki, ara ki bulasın... Muhtemelen Kaf Dağı'nın ardında, masal vâdisinde olduğu rivayet edilen "bitmemiş mercimek ağacının beş karış üstündeki" yuvasında...
"Efendiler bu yaptığınız doğru değil, hiçbir problemi ne şiş yansın ne kebap mantığıyla halledemezsiniz. Emek vermeden, risk almadan millî menfaatlerimizi koruyamazsınız. Bu mantıkla kendizi şimdilik kurtarıyorsunuz ama millî istiklâlimizi yakıyorsunuz" diye itiraz edildiğinde, derhal bir gizem katmaya çalışıyorlar beceriksizliklerine... "İşin içinde sizin bilmediğiniz konular var" diyorlar. Yahut; "kazın ayağı öyle değil" çokbilmişliğiyle başlayıp martaval atıyorlar. Bilgiye en kolayından, birkaç "tıklamayla" ulaşılabilen şu çağda, "işin içinde" dünya âlemin bilmediği ne kaldı ki?.. O halde şu "vaziyet idare edicileri", yıllardır niçin Türk Milleti'ni aptal yerine koyuyorlar. Meselâ bu "zıp zıp akıllılardan" biri çıkıp ortaya, "Kazın ayağı öyle değil"se nasıl olduğunu anlatsa ya bizlere...
Seçim tiyatrosu...
KENDİNİ dünyanın efendisi ve "yangıncıbaşısı" olarak gören "Teksaslı Bush oğlu Bush"un liderliğindeki ABD ve stratejik ortaklarının işgali altında bulunan Irak'ta "hür ve bağımsız(!)" seçimler pazar günü yapıldı. Dün gazetemiz Tercüman'ın 1'inci sayfasında; "İşte Irak'ta hür iradenin seçim sandığına gidişi!.." başlığıyla verilen fotoğrafı ve o fotoğrafın köşesine "kurşun gibi dökülen" cümleleri gördünüz mü...
"Irak halkı silahların gölgesinde oy kullanırken, ağzında seçim pusulasıyla oy kullanmaya giden Irak'lı seçmenin fotoğrafı, adeta sözün bittiği yerdi."
"İbret kere ibret" alınması gereken o fotoğraf, aslında ABD'nin kuklası olan diktatör Saddam idaresinde baş eğmeye, sindirilmeye şartlandırılmış bir toplumun, o diktatörden kurtuldukları günü bayram sayan kişiliksiz, haysiyeti ve hassasiyeti törpülenmiş, yontulmuş bir topluluğun, "millet" olmaktan, sürü olma derekesine indiğinin resmidir. Gerçekten de sözün bittiği, bütün değerlerin yitip gittiği vaziyetin tespitidir.
Irak'ta işgal kuvvetlerinin çizmeleri seviyesinde ve namlular altında yapılan seçim, aslında Irak halkı arasında "ruhsuz, kişiliksiz zavallıların" veya güvendikleri "mart karı yağmış dağlar" tarafından "zavallı durumuna düşürülmüşlerin" oranını tespit bakımından, ayrıca bir sayım özelliği de taşıyor. Kerkük ve çevresinde, ABD'nin baskısı ve maalesef alternatif politika üretemeyen Türkiye'nin telkiniyle, oy kullanmak zorunda bırakılan, bu seçim tiyatrosunda "figüran seçmen" durumuna düşürülen Türkmen kardeşlerimiz, üzülerek söylemeliyiz ki "zavallı duruma düşürülmüş"ler arasında sayılmalıdır.
Katmerli ihanet...
IRAK'IN kuzeyinde, yeni efendilerinin, ABD ve stratejik ortaklarının destek ve teşvikiyle Türkiye'ye defalarca hırlayan 2 "yal ehli"nden biri olan çapulcu Aşiret Reisi Mesud Barzani; BM, İşgalci ABD ve AB'nin Irak'ın toprak bütünlüğü konusundaki garantilerine, Türkiye, Irak ve Suriye'nin hassasiyetlerine rağmen, şu yapmacık seçim tiyatrosunda oyunu kullanırken, esas gayelerini, üstüne basa basa bir defa daha "havkırıyor"...
"Kerkük bir Irak kentidir. Kerkük kimliği Kürt olan bir Kürt kentidir. Ne Türkiye'nin ne de başka bir ülkenin Kerkük ya da Irak'ın başka bir şehriyle ilgili bir şey söylemeye hakkı yoktur. Söyledikleri bizi ilgilendirmiyor. Bu sözler bizi bağlamaz. Tehditlerle bu işler olmaz. Bağımsız bir Kürt devleti kurulacaktır, ancak ne zaman kurulacağını bilmiyorum. Seçimden sonra Kerkük halkının tercihi ortaya çıkacaktır. Halkın isteği doğrultusunda referandum yapılacaktır."
Bir diğer çapulcu çete reisi Talabani ise Süleymaniye'de oyunu kullandıktan sonra CNN Televizyonu'na konuşurken, aynı iddiaları daha birkaç gün önce "tekhavlamanın" rahatlığıyla, yeni hükûmette devlet başkanlığı veya başbakanlık istediklerini söylüyor.
Türkiye'nin bütün bunlar karşısındaki tepkisi ne?.. Bir önceki koalisyon döneminde askıya alınan, bu çapulcuları Ankara'da ağırlama geleneğini (!) sürdüren "Tüccar Devlet Zihniyeti"nin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı "Bay Gül"; "Kerkük'te çatışma olursa Türkiye seyirci kalamaz" diye beyanat vermiş. Sayın Dışişleri Bakanı, pek sayın ve "Bay" Gül!.. İşte bütün beyanlarınıza rağmen, çapulcular "hadi ordan" demeye getiriyorlar.
İyilikleri sırtından hançerleyen ve ihanet katmerleyen çapulcular, kural tanımıyor. Faul üstüne faul yaparak topu kendileri lehine penaltı noktasına diktiler bile... "Türkiye seyirci kalamaz" ise ne yapacaksınız?.. Orta hakemlik mi, yan hakemlik mi, yedek hakemlik mi?.. Bu halinizle onları yedirmezler. Peki top toplayıcılığına ne dersiniz?..