Irak''ta, Tel Aviv''deki karga kadar olamadık - Hasan Demir
Bakınız, 70 milyonluk nüfusu, 200 devlet içersinde 22.sırada olan ekonomisi, NATO içersinde asker bakımından birinci, savaş gücü bakımından ikinci ordusu olan Türkiye, hemen yanı başında böğrüne sokulacak, sonra Diyarbakır''a doğru ilerleyerek yüreğini delecek "Güney Kürdistan" hançerine ses çıkartabildi mi? Süleymaniye''de Mehmetçiğin başına çuval geçirilmesine, Telafer ve Kerkük''te Türkmen katliamına diş gösterebildi, seçimlerde 350 bin taşıma Kürdün oy kullanmasına mani olabildi mi? Cevap: "- Hayır, olamadı!" Peki niye? cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mg
Walter Scot, "Paranın öldürdüğü ruhlar, demirin öldürdüğü bedenlerden çoktur" diyor.
Bir Hadis-i Şerif ise "Şöhret felâkettir" uyarısında bulunuyor.
Bu iki söz de bir hakikati ifade ettiği için biz "şöhret" ve "paraya" kavuşan nice "büyük" insanın elde ettikleri bu konumlarını muhafaza edebilmek için ne kadar "küçüldüklerine" defalarca şahit oluyoruz.
Dünyanın şu gidişatına bakınız ve milyarlarca insanın, yüzlerce devletin ve on binlerce kitap yazmış, mangalda kül bırakmamış entelektüelin, Şkir adamı, gazeteci, yazar ve çizerin, sivil toplum lideri etiketli kuklaların sessizliğini, kabullenişini, müritliğe, kul-köleliğe soyunuşunu görünüz, ağlayınız, yahut insanlıktan istifa yollarını arayınız. "Haçlı seferi başlattım" diyerek Irak''ı işgal eden Evangelist Bush kendini Mesih, kendini peygamber sanıyor.
Siyonist Yahudi''den başka hiçbir değere inanmayan İsrail ise tanrılığa soyunmuş durumda.
Bu ikili paraya, petrole, madene, şirketlere, hükümet ve devletlere hükmediyor, ordulara hükmediyor.
Elde ettiği "para" ve "şöhreti" kaybetmekten korkan başbakanlar, komutanlar, yazar-çizerler, işadamları ve öğretim üyeleri de bu kötülüklerin Tanrısı ve onun peygamberliğine soyunan Şeytan''a biatle meşguller.
"Hayır" diyeni tankların, misket bombalarının, iflasların, teşhirlerin, şantajların cehenneminde cayır cayır yakıyor bu Tanrı, Şeytan ve müritleri. IMF bunların emrinde. Dünya Bankası bunların elinde. NATO bunların, BM bunların. Ne söz kâr ediyor, ne gözyaşı. Ne ölüm kâr ediyor, ne hak-adalet çağrıları. Kendi yazdıkları kitaptan bildiklerini okuyor, kendi kurdukları tezgâhta kendilerine atlas libas, itirazcılarına da kefen dokuyorlar. Zamanın Firavunu bunlar. Ve Hakk ve hakikat karşısında ancak Firavun kadar güçlüler.
Ama bugün Firavun zamanında olan bir şey, ortalıkta yok.
O da, Hakk ve Hakikate imân.
Onun için hangi konumda ve hangi coğrafyada bulunursa bulunsun insanların geneli zamanın piramitlerine tuğla taşıyan köleler.
Mısır''ın yerini Amerika, piramitlerin yerini kuleler, bankalar almış, o kadar.
Bakınız, 70 milyonluk nüfusu, 200 devlet içersinde 22.sırada olan ekonomisi, NATO içersinde asker bakımından birinci, savaş gücü bakımından ikinci ordusu olan Türkiye, hemen yanı başında böğrüne sokulacak, sonra Diyarbakır''a doğru ilerleyerek yüreğini delecek "Güney Kürdistan" hançerine ses çıkartabildi mi? Süleymaniye''de Mehmetçiğin başına çuval geçirilmesine, Telafer ve Kerkük''te Türkmen katliamına diş gösterebildi, seçimlerde 350 bin taşıma Kürdün oy kullanmasına mani olabildi mi? Cevap: "- Hayır, olamadı!" Peki niye? Çünkü gerçekten İsrail''i tanrı, Bush''u peygamber sanıyorlar.
Irak''ın tamamında, özellikle Türk bölgelerinde, Türkiye''nin GAP''ında, İstanbul''unda, Eskişehir''inde, Konya''sında İsrail var, MOSSAD var.
Bush''un misyonerleri var.
Şanlıurfa''sına, İstanbul''una, Eskişehir''ine, Konya''sına, Adana ve Ankara''sına sahip çıkamayanlar Kerkük''e, Irak''ta Türkmenlerin katledilişine, haklarının gasp edilişine nasıl sahip çıksın, çıkabilsin? Oysa, "kendinden olana" kargalar bile Ankara''dakilerden daha sağlam sahip çıkıyor, inanınız.
Bu yazıyı yazarken aklıma Tel-Aviv''deki kargalar geldi.
Yanlış hatırlamıyorsam yıl 1992''ydi.
Tel Aviv''de bir kadın, yuvasından düşerek yaralanan bir kargayı, kedilere yem olmasın diye evine aldı. Ve ne olduysa o dakikadan itibaren olmaya başladı. Diğer kargalar kısa sürede yavru karganın götürüldüğü evin etrafını sarmaya başladı.
Tellere, televizyon antenlerine, çamaşır iplerine, çatılara, bacalara üşüştüler.
Kargalar, yeteri kadar toplandıklarına kanaat getirince de çevredeki insanlara hücuma geçtiler. Kargalar, yavru karga için insanlarla savaşı göze almıştı. Kargalar kendi aralarında tartışır, Şkir beyan eder mi bilemiyorum.
Ama böyle bir şey varsa bazı kargalar muhakkak, "Yapmayın, biz alt tarafı gagasından başka silahı olmayan zavallı kuşlarız.
İnsanlarla baş edebilir miyiz? Bir yavru karga için binlerce karganın hayatını tehlikeye atmayalım" diyenler çıkmıştır. Yani ilk bakışta kargaların insanlara savaş açması sonucu önceden belli bir savaş gibidir. Ama ne olmuştur biliyor musunuz? Kargaların saldırılarından yılan Tel Aviv''li kadın yavru kargayı bırakmış, kargalar da onu alarak insanları tacizden vazgeçmişlerdir.
Zamâne Firavunlarının piramitlerine malzeme taşıyanlar Irak''ta Türkiye''nin menfaatlerini koruma bahsinde Tel Aviv''deki kargalar kadar bile olamadılar velhasıl.
Daha ne diyeyim!