Dış Politika30 Ocak 2005 00:00

Yozlaşma - Mahir Kaynak

Sokaklarımızda yabancı asker görmediğimiz sürece kendimizi rahatsız hissetmeyeceğimizi herkes biliyor. Bu nedenle sivil bir kontrolün daha etkili olacağını düşünüyorlar. Eğer onların kavramlarıyla düşünürseniz ve her şeyi istedikleri gibi görür ve algılarsanız neden asker gönderip siz tahrik etsinler? Onlar seçim diyor siz de olayın özüne itiraz etmiyorsunuz, dini ve etnik temele dayalı bir referandumun seçim olabileceğini kabul ediyorsunuz ancak usulde hatalar yapıldığını söylüyorsunuz. İtirazlarınızı kısmen kabul ederler ama iki bölgeli Irak’ta Kerkük’ü Kürt bölgesinin içine dahil ederler, yerel yönetimde Türkmenlerin ağırlığı sağlanır. İtirazınız var mı? Önemli olan sizin etnik ayrışmayı kabul etmenizdir. Bundan sonrası ayrıntıdır ve istekleriniz bir ölçüde kabul edilir. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciefusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnebuscopan link buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenaabilify link abilifydiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

ABD bildiğimiz bütün kavramların içini boşaltıyor ve onları yeniden tanımlıyor. Bir dünya görüşü çevresinde birleşen ve ülke sorunlarını çözmek için teklifler sunan siyasi partiler arasında halkın tercihinin belirlenmesi için yapılan seçimler Irak’ta ırk ve din temeline dayalı bir referanduma dönüştü. ABD, işgalin ilk gününden beri sürdürdüğü etnik ve dini ayrıştırma politikasını, seçim adını verdiği komediyle pekiştiriyor. Biz seçimin yapılışındaki teknik aksaklıkları tartışıyoruz ama özünün demokrasi adına değil bölünme amacıyla yapıldığını göz ardı ediyoruz.

Savaşın başında askeri değerlendirmeler yaparak sonucun ne olduğunu tahmine çalışan uzmanlar şimdi de seçimin ne ölçüde düzgün yapıldığını tartışıyor. Oysa yapılanın seçim olmadığını, bölünme sürecinin bir aşaması olduğunu söylememiz gerekirdi.

Ancak en anlamsız olanı Irak’taki çatışmanın bir direniş olduğunu ve ABD’nin bir batağa saplanacağını zannetmektir. Bir eylemin başarısı amaçlanan hedefe ulaşılıp ulaşılmamasıyla ölçülür. Uzmanlarımız ABD’nin direnişi kırmak istediğini ve direniş sürdükçe de ABD’nin hesaplarının tutmadığını düşünüyor. Ya amaç onların dediği değil de sadece bir etnik ve dini ayrışma yaratmak, sonra da askerleri çekip doğacak iç çatışmayı yönlendirmek ise? Ya burada başlayacak çatışmanın çevreye yayılmasını istiyorsa?

Bir savaşta silah sesi duymaya alışık olanlar savaşın sadece Irak’ta sürdüğünü düşünebilir. Oysa mücadele tüm bölgede ve aynı yoğunlukta sürmektedir. Türkiye bunun dışında değildir ancak kendisine yönelik olanların farkına varamamıştır. ABD, askerleriyle işgal etmediği yerlerde insanların düşünce biçimini istediği gibi belirlemekte, olayları kendi kavramlarıyla algılamasını sağlamaktadır. Irak’taki çatışmanın adını direniş koymuştur ve bütün medya aynı şeyi tekrarlamaktadır. Ama neden kuzeyde Kürtlerin, güneyde Şiilerin sessiz kaldığını sormamaktadır. Nüfusun küçük bir bölümünü oluşturan Sünnilerin direnişinin hiçbir sonuç vermeyeceğini, sadece Irak’taki yeni yapılanmanın dışında kalmalarına sebep olacağını düşünmemektedir. Eğer birisi Irak’ı ikiye bölmek ve ortada kalan Sünni ve Türkmenleri saf dışı etmek isteseydi, bugünkü durumdan daha iyisi düşünülemezdi.

Yetkililerimizin arada sırada verdiği sert demeçleri önemsediklerini zannetmiyorum. Kendisini Kuzey Avrupa ülkelerinden biriymiş gibi çatışmanın dışında gören ve ekonomik politikalarını barış içinde bir bölgedeymiş gibi belirleyen ülkemizin herhangi bir çıkışının ekonomik manivelalarla engelleneceğini biliyorlar. Güvenliğin tek boyutlu olmadığını, izlenecek politikaların tüm şartları göz önünde tutarak belirlenmesi gerektiğini henüz öğrenemedik. Irak’taki gelişmeleri beğenmediğiniz ve farklı bir davranış sergilediğiniz zaman ekonomik dengelerinizi sürdürebilir misiniz?

Sokaklarımızda yabancı asker görmediğimiz sürece kendimizi rahatsız hissetmeyeceğimizi herkes biliyor. Bu nedenle sivil bir kontrolün daha etkili olacağını düşünüyorlar. Eğer onların kavramlarıyla düşünürseniz ve her şeyi istedikleri gibi görür ve algılarsanız neden asker gönderip siz tahrik etsinler?

Onlar seçim diyor siz de olayın özüne itiraz etmiyorsunuz, dini ve etnik temele dayalı bir referandumun seçim olabileceğini kabul ediyorsunuz ancak usulde hatalar yapıldığını söylüyorsunuz. İtirazlarınızı kısmen kabul ederler ama iki bölgeli Irak’ta Kerkük’ü Kürt bölgesinin içine dahil ederler, yerel yönetimde Türkmenlerin ağırlığı sağlanır. İtirazınız var mı?

Önemli olan sizin etnik ayrışmayı kabul etmenizdir. Bundan sonrası ayrıntıdır ve istekleriniz bir ölçüde kabul edilir.

Böyle bir durumun mutlaka aleyhimize olacağı söylenemez. Olaşacak yapı iki tarafı da keskin bir kılıç gibidir. Sizi de kesebilir karşı tarafı da. Bu karmaşadan başarıyla çıkmak için unuttuğumuz bazı şeyleri hatırlamamız gerekir. Etnik ve dini farklılıkları kabul etmek ve onları yönetebilmek. Bunun ilk şartı da bu ayrışmada taraf konumuna düşmemektir. Devlet kurumlarındaki entelektüel yetersizlik ve ön yargılar en büyük engelimiz olarak görünüyor.