Siyaset28 Aralık 2004 00:00
Evangelist talimatlar tutuculuk değil mi? - Arslan Bulut
Erdoğan'ın sözlerine bakarsanız, kendisi çok ilerici, gelişmeci ama mesela sözde kamu yönetimi reformuna karşı çıkanlar tutucu! Peki, bugün ABD yönetimini elinde tutan Evangelistlerin küresel talimatlarını harfiyen yerine getirmek de ilericilik mi oluyor?cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcleocin 150 mg read cleocin 300 mgcialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Evangelist talimatlar tutuculuk değil mi?
Mahalli idarelerin daha etkin olmasının yıllarca engellendiğini öne süren AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "Mahalli idarelerle ilgili son yaptığımız çalışmalarda da bunu gördük.Değişimin önünde merkeziyetçi zihniyetin ürettiği ciddi bir direnme ve tutuculuk olduğunu görüyoruz" dedi.
Bilindiği gibi Kamu Yönetim Reformu, vasfını kaybetmiş orman arazilerinin satışını öngören 2B düzenlemesi, YÖK Yasası, öğrenci affı gibi yasalar Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti.
Sezer, Kamu Yönetim Reformu'nu, "üniter devlet yapısına aykırı olduğu" gerekçesiyle veto etmişti.
Erdoğan'ın sözlerine bakarsanız, kendisi çok ilerici, gelişmeci ama mesela sözde kamu yönetimi reformuna karşı çıkanlar tutucu! Peki, bugün ABD yönetimini elinde tutan Evangelistlerin küresel talimatlarını harfiyen yerine getirmek de ilericilik mi oluyor? Belki yüz defa yazdım; ama Erdoğan bir kelimelik cevap bile veremedi, işte yine yazıyorum:.
Bir lobi şirketi vasıtasıyla Erdoğan'a ABD'den faksla gönderilen CFR kaynaklı memorandumda "Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır.Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir.
Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız..." deniliyordu... Erdoğan da bu muhtıradaki ifadeleri, AKP''nin parti programı haline getirmişti! AKP'ye uygulatılmak istenen kanton modeli, Butros Gali'nin "Dünya 200 devletli olmaktan 2000 devletli, hatta 5000 devletli bir yapılanmaya doğru gidiyor" diye dile getirdiği CFR planının ürünüydü ve Erdoğan'a gönderilen memorandum bunun açık belgesiydi.
Zaten belgeyi gönderen Bakkallı adlı lobi şirketinin arkasında ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramoviç vardı. AKP'ye uygulatılmak istenen kanton modeli, aynı zamanda, Sevr Antlaşması'nda Pontus ve Kürdistan olarak çizilen bölgelerde, AMDL şirketine verilen maden ve petrol arama imtiyazı ile ilgiliydi.
AMDL şirketinin, İnternet'te kendi yayınladığı maden arama imtiyazı aldığı bölgeleri gösteren haritalarla, Barzani'nin İnternet sitesinde Kürdistan ve Yunan gizli servisinin Pontus olarak gösterdiği coğrafya birebir aynıdır! Paflagonia projesinde ise aynen şöyle deniliyordu: "Amacı ulusal devletlerin iç federasyonunu gerçekleştirmek olan, politik bir fenomen geliştiriliyor.
Küreselleşme ve kimliği arama çalışmaları aynı paralelde seyreden iki muhakemeyi birleştiriyor.
Orijinin bulunması, kişinin bölgeler ve devletler üstü bir kimlik kazanması olarak yorumlanıyor ve temelinde kişinin birçok ülkenin yurttaşıymış gibi düşünmesi fikrine ulaşılıyor.
Sonuçta, en ideal biçimine, çoklu kimlik noktasına dönüşüm sağlanıyor." "Köklere Dönüş Projesi" dosyası ile birlikte dağıtılan haritaya göre, federe devletlerin adları şöyleydi: Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya...
Biz, AKP'nin kamu yönetimi reformu tasarısına, Türkiye'yi orta çağa değil, ilk çağa döndüreceği ve ülkenin site devletlerine bölüneceğini gördüğümüz için karşı çıkıyoruz! Ayrıca kimse unutmasın ki, çağın en ileri adımlarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran irade Türk Milliyetçileri'nin iradesidir.
Türkiye Cumhuriyeti veya Atatürk modeli, bütün mazlum milletlere örnek olmuş ve Hıristiyanların elindeki topraklar azalırken, Müslümanların elindeki topraklar artmıştır! Suat İlhan''ın tespitiyle, "Atatürk devriminden yani 1920''den önce, bugün Batı dediğimiz medeniyetin elindeki topraklar, 25.5 milyon mil kare idi.
1993'te bu rakam 12.7 milyon mil kareye, yani yarısına düşmüştür.
İslam dünyası ise 1920''de 1.8 milyon mil kare üzerinde egemenlik sahibiydi.
1993''te İslam dünyasının sahip olduğu topraklar 11 milyon mil kareye yükselmiştir." Bu da Atatürk modeli sayesinde mümkün olabilmiştir.
Demek ki milliyetçilikle tutuculuk bağdaşmaz ama Erdoğan'ın bütün hayatı tutuculukla özetlenebilir! Bugün yaptıklarını ilericilik diye sunması, durumu değiştirmez.
Çünkü sözde kamu yönetimi reformu tasarısı, Türkiye'yi ilk çağdaki site devletlerine bölüp, tek dünya devleti kurmak isteyen Evangalistlere yem etmenin bir adımıdır! Evangelizm ise Hıristo-Yahudi tutuculuğudur!
Mahalli idarelerin daha etkin olmasının yıllarca engellendiğini öne süren AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "Mahalli idarelerle ilgili son yaptığımız çalışmalarda da bunu gördük.Değişimin önünde merkeziyetçi zihniyetin ürettiği ciddi bir direnme ve tutuculuk olduğunu görüyoruz" dedi.
Bilindiği gibi Kamu Yönetim Reformu, vasfını kaybetmiş orman arazilerinin satışını öngören 2B düzenlemesi, YÖK Yasası, öğrenci affı gibi yasalar Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti.
Sezer, Kamu Yönetim Reformu'nu, "üniter devlet yapısına aykırı olduğu" gerekçesiyle veto etmişti.
Erdoğan'ın sözlerine bakarsanız, kendisi çok ilerici, gelişmeci ama mesela sözde kamu yönetimi reformuna karşı çıkanlar tutucu! Peki, bugün ABD yönetimini elinde tutan Evangelistlerin küresel talimatlarını harfiyen yerine getirmek de ilericilik mi oluyor? Belki yüz defa yazdım; ama Erdoğan bir kelimelik cevap bile veremedi, işte yine yazıyorum:.
Bir lobi şirketi vasıtasıyla Erdoğan'a ABD'den faksla gönderilen CFR kaynaklı memorandumda "Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır.Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir.
Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız..." deniliyordu... Erdoğan da bu muhtıradaki ifadeleri, AKP''nin parti programı haline getirmişti! AKP'ye uygulatılmak istenen kanton modeli, Butros Gali'nin "Dünya 200 devletli olmaktan 2000 devletli, hatta 5000 devletli bir yapılanmaya doğru gidiyor" diye dile getirdiği CFR planının ürünüydü ve Erdoğan'a gönderilen memorandum bunun açık belgesiydi.
Zaten belgeyi gönderen Bakkallı adlı lobi şirketinin arkasında ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramoviç vardı. AKP'ye uygulatılmak istenen kanton modeli, aynı zamanda, Sevr Antlaşması'nda Pontus ve Kürdistan olarak çizilen bölgelerde, AMDL şirketine verilen maden ve petrol arama imtiyazı ile ilgiliydi.
AMDL şirketinin, İnternet'te kendi yayınladığı maden arama imtiyazı aldığı bölgeleri gösteren haritalarla, Barzani'nin İnternet sitesinde Kürdistan ve Yunan gizli servisinin Pontus olarak gösterdiği coğrafya birebir aynıdır! Paflagonia projesinde ise aynen şöyle deniliyordu: "Amacı ulusal devletlerin iç federasyonunu gerçekleştirmek olan, politik bir fenomen geliştiriliyor.
Küreselleşme ve kimliği arama çalışmaları aynı paralelde seyreden iki muhakemeyi birleştiriyor.
Orijinin bulunması, kişinin bölgeler ve devletler üstü bir kimlik kazanması olarak yorumlanıyor ve temelinde kişinin birçok ülkenin yurttaşıymış gibi düşünmesi fikrine ulaşılıyor.
Sonuçta, en ideal biçimine, çoklu kimlik noktasına dönüşüm sağlanıyor." "Köklere Dönüş Projesi" dosyası ile birlikte dağıtılan haritaya göre, federe devletlerin adları şöyleydi: Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya...
Biz, AKP'nin kamu yönetimi reformu tasarısına, Türkiye'yi orta çağa değil, ilk çağa döndüreceği ve ülkenin site devletlerine bölüneceğini gördüğümüz için karşı çıkıyoruz! Ayrıca kimse unutmasın ki, çağın en ileri adımlarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran irade Türk Milliyetçileri'nin iradesidir.
Türkiye Cumhuriyeti veya Atatürk modeli, bütün mazlum milletlere örnek olmuş ve Hıristiyanların elindeki topraklar azalırken, Müslümanların elindeki topraklar artmıştır! Suat İlhan''ın tespitiyle, "Atatürk devriminden yani 1920''den önce, bugün Batı dediğimiz medeniyetin elindeki topraklar, 25.5 milyon mil kare idi.
1993'te bu rakam 12.7 milyon mil kareye, yani yarısına düşmüştür.
İslam dünyası ise 1920''de 1.8 milyon mil kare üzerinde egemenlik sahibiydi.
1993''te İslam dünyasının sahip olduğu topraklar 11 milyon mil kareye yükselmiştir." Bu da Atatürk modeli sayesinde mümkün olabilmiştir.
Demek ki milliyetçilikle tutuculuk bağdaşmaz ama Erdoğan'ın bütün hayatı tutuculukla özetlenebilir! Bugün yaptıklarını ilericilik diye sunması, durumu değiştirmez.
Çünkü sözde kamu yönetimi reformu tasarısı, Türkiye'yi ilk çağdaki site devletlerine bölüp, tek dünya devleti kurmak isteyen Evangalistlere yem etmenin bir adımıdır! Evangelizm ise Hıristo-Yahudi tutuculuğudur!