100 bin can için, kadınların ve çocukların çığlıkları için - İbrahim Karagül
Partileri ABD belirliyor. Seçim kanununu ABD belirliyor. Adayları ABD belirliyor. Hangi bölgelerde seçim yapılacağını ABD belirliyor. Hangi gruplar arasında ittifak yapılacağını ABD belirliyor. Anayasayı ve kanunları ABD belirliyor. Nasıl bir "demokrasi" olacağını ABD belirliyor. Nasıl bir yönetim mekanizması oluşturulacağını ABD belirliyor? Geçen yıl haziran ayında İstanbul'da NATO toplantısı yapılırken de "yetki devri" yapmışlardı. CIA adına terörist saldırılar yapan İyad Allavi, 29 Haziran'da ABD'nin işgal valisinden aldığı bir sertifika ile başbakan tayin edilmişti. Biri ayağındaki asker botlarıyla Paul Bremer, diğeri bir hizmetkar olmak üzere altı kişi bir salonda toplanmış, efendi kölesine birkaç sayfalık bir metin vermiş, "yetki" devredilmişti. Rezil bir mizansendifusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra 100mg kamagra gel
Demokrasi ve özgürlüğü içermeyen bir seçim. İşgal altında bir seçim. Katliamın kol gezdiği, işkencenin rutinleştiği, insanların köleleştirildiği, bir ülkenin ganimet haine getirildiği bir yerde seçim neyi ifade eder? Demokrasiyi mi? Özgürlüğü mü? Adaleti mi? Bağımsızlığı mı?
"Egemenliğin Irak halkına devri" içinmiş. Hangi egemenlik? Kim devrediyor? Ne hakla devrediyor? Bu egemenliği nasıl elde etmiş? Kime devrediyor? Irak halkına mı? Irak halkı egemen olacak mı? 30 Ocak'tan sonra egemenlik kimde olacak? Iraklılarda mı, Amerika'da mı? Egemenlik bu kadar ucuz mu? Özgürlük bu kadar mı ucuzladı?
Hamburger satar gibi özgürlük satıyorlar, demokrasi satıyorlar, egemenlik satıyorlar. İstedikleri zaman el koyup istedikleri zaman paraya çeviriyorlar. Özgürlük bu kadar ucuz olunca, egemenlik bu kadar ucuz olunca, değerler bu kadar ucuz olunca, bir ülkenin kaderine hükmetmek, onurunu kırmak, aşağılamak, köleleştirmek bu kadar kolaylaşınca, bu kadar sıradanlaşınca, bütün çirkinlikler, sahtekarlıklar, pislikler böyle pervasızca sergilenebiliyor.
Kimse Irak'ın hangi gerekçeyle işgal edildiğini sorgulamıyor. Kimse katledilen onbinlerce insan için hesap sormuyor. Kimse "Bu ülkeyi ne hakla işgal ettin, neden hâlâ oradasın, bir ülkeyi ne hakla parçalara ayırabilirsin, nasıl ganimete dönüştürebilirsin, zenginliklerini nasıl talan edebilirsin, bir halka nasıl bu kadar acı yaşatabilirsin, nasıl birbirine düşürebilirsin, binlerce kilometre öteden gelip Irak'ı nasıl sahiplenirsin, bu yağma zihniyeti, bu açgözlülük, bu yüzsüzlük nedir" demiyor.
Özgürlük, bağımsızlık, onur, şeref, namus adına ülkelerini savunan insanlar terörist öyle mi? Terör saldırıları yapıyorlarmış. Irak'ın istikrarını tehdit ediyorlarmış. Demokrasiyi engelliyorlarmış. Neden öyleymiş? Çünkü Amerikalılar zarar görüyor. Çünkü İngilizler zarar görüyor. Çünkü İsrailliler zarar görüyor. Çünkü ülkelerini ABD'ye satanlar zarar görüyor? Bu ülkede, herhangi bir işgal durumunda "direnmeyeceğim, işbirliği yapacağım, direnenleri terörist olarak tanımlayacağım" diyen kim var? En azından şu anda böyle bir şey diyebilir mi? Orada şanlı bir mücadele yapılıyor. Tarih direnenleri kaydedecek, ruhlarını satanları değil.
Bu seçim, 100 bin kişinin kanı üzerine yapılıyor. Bu seçim, Felluce'de parçalanıp organları çalınan insanların, mezbahaya dönüştürülen hapishanelerdeki Iraklıların, saldırıya uğrayan yüzbinlerce kadın ve çocuğun, işkence gören binlerce insanın, tecavüze uğrayan kadınların, kendi ülkelerinde esir kamplarında tutulan onbinlerin canı ve ahı üzerine yapılıyor.
İşgal devam etmiyor mu? Irak halkı özgür mü? Özgürlüğün olmadığı yerde seçim ne işe yarar? Bu bir bağımsızlık oylaması değil. Sonunda bağımsızlık da, özgürlük de olmayacak. Sadece işgal meşrulaşacak. Kukla bir yönetim kurulacak. Gizlice ABD'ye hizmet edenler "görev"lerini aleni yapacak? Karzai geleneği Irak'ta kendini gösterecek? Irak halkı ise bağımsız/özgür olduğunu sanacak.
Bölge ülkeleri çok çirkin bir geleneğe göz yumuyor. Bu basiretsizlikleri onlara da pahalıya malolabilir. ABD'nin, "işgal et, yeniden kur, ele geçir" yönteminin yerleşmesine katkıda bulunuyorlar. Afganistan ve Irak'ta uygulanan yöntem, gelenek halini alırsa, bölgedeki hiçbir ülke kendini güvende hissedemeyecek.
Partileri ABD belirliyor. Seçim kanununu ABD belirliyor. Adayları ABD belirliyor. Hangi bölgelerde seçim yapılacağını ABD belirliyor. Hangi gruplar arasında ittifak yapılacağını ABD belirliyor. Anayasayı ve kanunları ABD belirliyor. Nasıl bir "demokrasi" olacağını ABD belirliyor. Nasıl bir yönetim mekanizması oluşturulacağını ABD belirliyor?
Geçen yıl haziran ayında İstanbul'da NATO toplantısı yapılırken de "yetki devri" yapmışlardı. CIA adına terörist saldırılar yapan İyad Allavi, 29 Haziran'da ABD'nin işgal valisinden aldığı bir sertifika ile başbakan tayin edilmişti. Biri ayağındaki asker botlarıyla Paul Bremer, diğeri bir hizmetkar olmak üzere altı kişi bir salonda toplanmış, efendi kölesine birkaç sayfalık bir metin vermiş, "yetki" devredilmişti. Rezil bir mizansendi.
Sonra ne oldu? Onbinlerce Iraklı öldürüldü. Ebu Gureyb'deki işkenceler yaşandı. Irak hapishanelerinde, esir kamplarında ABD ve İngiliz askerlerinin yaptığı aşağılamaların, işkencelerin görüntülerinin çok azı dünya medyasına sızdı. Ya sızmayanlar? İşkence ve tecavüzler devam etmiyor mu? Hâlâ Irak'ta en az on hapishanede işkenceler aynen devam ediyor. Kuzey Irak'ta, Türkiye sınırının biraz ilerisinde Iraklı kadınların ve çocukların tutulduğu işkence merkezleri olduğunu biliyor musunuz? Bush'un "savaş bitti" açıklamasından sonra gerçek savaş başladı. Geçen yılki "yetki devri"nden sonra direniş her tarafa yayıldı. "Seçim" sonrası ne olacak? ABD askerleri gidecek, Irak sakinleşecek mi? Hayır… Daha kötüsü olacak. Kaos bölgeye yayılmaya başlayacak. Etnik ve mezhep gerginlikleri tehdit edici boyut kazanacak. Irak'ın parçalanması ve parçalanmaya bağlı olarak komşularına yönelik senaryolar alenileşecek.
ABD'nin seçim sonrası tezleri Şii-Kürt ittifakı üzerine kurulu. Sünni Araplar ve Türkmenler dışlanmış durumda. Şii-Kürt ittifakı başarılı olmazsa ne olacak? Irak'ın bölünmesi gündeme gelirse Türkiye'nin, İran'ın, Suriye'nin hatta Suudi Arabistan'ın tutumu ne olacak? Şiiler'in kontrolüne geçen Irak'la birlikte Afganistan'dan Lübnan'a uzanan bir Şii kuşak oluşur mu? Böyle bir durumda Sünni dünya'nın tavrı ne olur? Şii-Sünni çatışmasına yatırım yapanlar boş mu duruyor? Irak'ta iktidardan dışlanan Sünnilerle Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki Sünniler arasında ne tür bir yakınlaşma olur? Türkiye Sünni dünyanın öncülüğüne hazırlanır mı? Bu durumda Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler hangi yönde ilerler? İran'ın Çin, Rusya, ve Hindistan'la yakın ilişkileri, Çin ile 100 milyar, Hindistan ile 40 milyar dolarlık anlaşmaları ve nükleer çalışmaları göz önünde tutulursa, Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler krize girerse ya da birileri Azeriler ve İran'ın nükleer gücünü öne sürerek iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirirse ne olacak? Bu durumda Rusya ne diyecek? AB ne diyecek? Bölgesel denklem nasıl değişecek?
Birkaç manevrayla bölge bir anda karışabilir. Uluslararası Kriz Grubu, Kerkük'teki seçimlerin Kürtlerin büyük zaferiyle sonuçlanması halinde etnik savaş çıkabileceğini belirterek, Türkiye'yi de içine alacak bölgesel bir çatışmaya işaret ediyor. Irak bölünürse bütün bölgede haritalar değişir. İşte seçim bu korku, bu bölünme için en iyi yatırım olacak.