Siyaset28 Aralık 2004 00:00
Bülent Arınç ne demek istedi? - Hasan Demir
Sen Türkiye'de yüzde 35 oyla hem Kıbrıs'ta Denktaş'ı hırpalama yetkisini kendinde bulacaksın, hem Türkiye'yi eyaletlere bölmeye doğru giden yasalar çıkartacaksın, hem AB'den üyelik müzakerelerine başlayabilme tarihinin tarihini alabilmek için birilerinin Diyarbakır'dan "Başkent", Güneydoğu'dan "Kürdistan" diye bahsetmesini bu topluma düğün-bayram diye ilân edeceksin ama, Kıbrıs'ta onca baskı ve rüşvete rağmen yüzde 35 oy almış bir düşüncenin dile getirilmesine karşı küplere bineceksin...levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienaproxennatrium go naproxen kruidvatclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı sıfatıyla iştirak ettiği Ankara Ticaret Odası''ndaki bir törende Bülent Arınç, "Kıbrıs''ı satmayın" diye haykıran dâvetlilere öyle şeyler söyledi ki, aradan günler geçmiş olmasına rağmen hâlâ unutamadım ve bu bahiste bir iki şey de ben Arınç'a söylemek ihtiyacı duydum.
O törende Arınç'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı yerden yere vurmasını doğrusu yadırgıyorum, ayıplıyorum.
Ne demek, "Dedeler, orada Kıbrıs''ta bâzı şeyler söylüyorlar, ama torunları da Güney''e geçmek için pasaport kuyruğunda bekliyor" demek.
Benzer bir şeyi Avrupalarda daha milletvekili ve başbakan bile değilken Erdoğan yapmış, Denktaşı'ı bütün dünyanın gözü önünde çözümsüzlüğün mimârı ilân etmişti.
Arınç'ın dediği doğru, evet o torunlardan çok var ama bu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığını savunmaktan vazgeçmeyi mi gerektirir? Elbet de "Dedeler bâzı şeyler söyleyecek" çünkü onlar bugün Güney''e geçmek için kuyruğa giren torunların yaşındayken ellerinde silah Türk Mukavemet Teşkilâtı mensubu olarak Rum'um adadaki Türkleri katletmesinin önünü kesmeye çalışıyorlardı.
Bu sözleri söylemek Dedelerin hakkıdır, çünkü onlar "bilen" insanlar.
Hem de okuyarak değil yaşayarak bilen insanlar.
Kaldı ki, Annan Plânı''nın kabulü için Kıbrıs''ta AB devredeydi, ABD devredeydi, AKP hükûmeti devredeydi.
Kıbrıs Türk''ünü evet"e zorlamak için 25-30 milyon dolar harcandı.
Rumlar bile kuzeye geçip propaganda yaptılar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kendilerine evet deme tavsiyesinde bulunduğu, AB ve ABD'nin yalan vaatler zinciri oluşturduğu, ceplerine para koyduğu ve Birleşmiş Milletler'in bile Türk'ü "evet"e zorladığı bir anaforda "hayır" oylarının oranı tam yüzde 35'ti.
Bu yüzde 35 hayır oyu bile Dedelerin bir şey söylemeye hakkı olduğunun delilidir.
Arınç'ın listesinden milletvekili olduğu ve desteği ile Meclis Başkanlığı koltuğuna oturduğu AKP'nin de oy oranı yüzde 35 değil mi? Sen Türkiye'de yüzde 35 oyla hem Kıbrıs'ta Denktaş'ı hırpalama yetkisini kendinde bulacaksın, hem Türkiye'yi eyaletlere bölmeye doğru giden yasalar çıkartacaksın, hem AB'den üyelik müzakerelerine başlayabilme tarihinin tarihini alabilmek için birilerinin Diyarbakır'dan "Başkent", Güneydoğu'dan "Kürdistan" diye bahsetmesini bu topluma düğün-bayram diye ilân edeceksin ama, Kıbrıs'ta onca baskı ve rüşvete rağmen yüzde 35 oy almış bir düşüncenin dile getirilmesine karşı küplere bineceksin...
Olmaz böyle şey....
Olmaz böyle şey ama, oluyor işte.
Yine aynı toplantıda "Kıbrıs''ı satmayın" diyenlere karşı Arınç''ın öyle sözleri var ki, insan "Bunu bugün iktidarda olan AKP''nin bir milletvekili mi söylüyor, bunu TBMM Başkanı mı söylüyor?" diye şaşırmadan edemiyor.
Çünkü Arınç'ın dile getirdikleri ancak bir muhalefet partisi söylerse eh işte biraz bir anlam kazanacak şeyler.
Meselâ demiş ki:.
"- Dünya kendi hedefine doğru giderken, biz günümüzü gün etmeyle meşgul olduk." E, kardeşim olmayaydınız.
Devam ediyor:.
"- Gözümüzü kapattık ve avcı bizi görmüyor zannettik.
Güneydeki Rum Cumhuriyeti AB''ye müracaat etti, hiçbir şey yok.
Hiç elimizden bir şey gelmedi ve ortaya konmadı." Tamam, bu eleştiri geçmiş yılları da kapsıyor ama, sizin niye elinizden bir şey gelmedi, siz niye ortaya bir şey koymadınız? Türkiye Cumhuriyeti''nin elinde bir garantörlük silahı vardı ve Türkiye istemedikçe Kıbrıs, AB yahut bir başka oluşum içinde yer almıyordu.
AKP iktidarı uluslararası hukukun kendine verdiği bu çok güçlü silahı niye kullanmadı da şimdi niye AB kapılarında Kıbrıs''ı Rum''un yapacak bir sürece koşar adım gidiyor? Ve AKP böylesine bir beceriksizliği sergilemişken Sayın Arınç niye "Kıbrıs''ı satmayın" diyen milliyetçilere öfkeleniyor, ne hakla Denktaş''a çıkışıyor? Devamla diyor ki Arınç:.
"- Sonunda Annan diye birisi çıktı, planını ortaya koydu.
O plan üzerinde biz tartışmaya başladık ve Kıbrıs gerçeği ilk defa başımıza bir balyoz gibi indi." Ne diyelim, daha bu "balyoz" falan değil, bu olsa olsa küçük bir "çekiç" bence.
Asıl balyozu Türk milleti ve tarih bu AKP politikalarına vuracak.
İnanamıyorum, torunların pasaport için Güney''e geçmesi ve halkın onca rüşvet ve baskı ile Annan''cı kesilmesi milli dâvalardan vazgeçilmesini mi gerektirir? Bir Müslüman''ın çocuğu kiliseye gitse anne babanın görevi onun peşine takılmak mıdır? Bir referandum yapılsa ve milletin çoğu İstanbul''u Rumlara verelim dese, bunu kabul etmek mi gerekir? Bu tür politikalar bugünün ihtiyacına göre şekillenen popülist politikalardır.
Tarih, geçmiş, hâl ve geleceğin politikalarını üretenlerin elinden tutar.
Gündelik düşünenlere lâyık gördüğü ise, sadece tekmedir tarihin...
O törende Arınç'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı yerden yere vurmasını doğrusu yadırgıyorum, ayıplıyorum.
Ne demek, "Dedeler, orada Kıbrıs''ta bâzı şeyler söylüyorlar, ama torunları da Güney''e geçmek için pasaport kuyruğunda bekliyor" demek.
Benzer bir şeyi Avrupalarda daha milletvekili ve başbakan bile değilken Erdoğan yapmış, Denktaşı'ı bütün dünyanın gözü önünde çözümsüzlüğün mimârı ilân etmişti.
Arınç'ın dediği doğru, evet o torunlardan çok var ama bu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığını savunmaktan vazgeçmeyi mi gerektirir? Elbet de "Dedeler bâzı şeyler söyleyecek" çünkü onlar bugün Güney''e geçmek için kuyruğa giren torunların yaşındayken ellerinde silah Türk Mukavemet Teşkilâtı mensubu olarak Rum'um adadaki Türkleri katletmesinin önünü kesmeye çalışıyorlardı.
Bu sözleri söylemek Dedelerin hakkıdır, çünkü onlar "bilen" insanlar.
Hem de okuyarak değil yaşayarak bilen insanlar.
Kaldı ki, Annan Plânı''nın kabulü için Kıbrıs''ta AB devredeydi, ABD devredeydi, AKP hükûmeti devredeydi.
Kıbrıs Türk''ünü evet"e zorlamak için 25-30 milyon dolar harcandı.
Rumlar bile kuzeye geçip propaganda yaptılar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kendilerine evet deme tavsiyesinde bulunduğu, AB ve ABD'nin yalan vaatler zinciri oluşturduğu, ceplerine para koyduğu ve Birleşmiş Milletler'in bile Türk'ü "evet"e zorladığı bir anaforda "hayır" oylarının oranı tam yüzde 35'ti.
Bu yüzde 35 hayır oyu bile Dedelerin bir şey söylemeye hakkı olduğunun delilidir.
Arınç'ın listesinden milletvekili olduğu ve desteği ile Meclis Başkanlığı koltuğuna oturduğu AKP'nin de oy oranı yüzde 35 değil mi? Sen Türkiye'de yüzde 35 oyla hem Kıbrıs'ta Denktaş'ı hırpalama yetkisini kendinde bulacaksın, hem Türkiye'yi eyaletlere bölmeye doğru giden yasalar çıkartacaksın, hem AB'den üyelik müzakerelerine başlayabilme tarihinin tarihini alabilmek için birilerinin Diyarbakır'dan "Başkent", Güneydoğu'dan "Kürdistan" diye bahsetmesini bu topluma düğün-bayram diye ilân edeceksin ama, Kıbrıs'ta onca baskı ve rüşvete rağmen yüzde 35 oy almış bir düşüncenin dile getirilmesine karşı küplere bineceksin...
Olmaz böyle şey....
Olmaz böyle şey ama, oluyor işte.
Yine aynı toplantıda "Kıbrıs''ı satmayın" diyenlere karşı Arınç''ın öyle sözleri var ki, insan "Bunu bugün iktidarda olan AKP''nin bir milletvekili mi söylüyor, bunu TBMM Başkanı mı söylüyor?" diye şaşırmadan edemiyor.
Çünkü Arınç'ın dile getirdikleri ancak bir muhalefet partisi söylerse eh işte biraz bir anlam kazanacak şeyler.
Meselâ demiş ki:.
"- Dünya kendi hedefine doğru giderken, biz günümüzü gün etmeyle meşgul olduk." E, kardeşim olmayaydınız.
Devam ediyor:.
"- Gözümüzü kapattık ve avcı bizi görmüyor zannettik.
Güneydeki Rum Cumhuriyeti AB''ye müracaat etti, hiçbir şey yok.
Hiç elimizden bir şey gelmedi ve ortaya konmadı." Tamam, bu eleştiri geçmiş yılları da kapsıyor ama, sizin niye elinizden bir şey gelmedi, siz niye ortaya bir şey koymadınız? Türkiye Cumhuriyeti''nin elinde bir garantörlük silahı vardı ve Türkiye istemedikçe Kıbrıs, AB yahut bir başka oluşum içinde yer almıyordu.
AKP iktidarı uluslararası hukukun kendine verdiği bu çok güçlü silahı niye kullanmadı da şimdi niye AB kapılarında Kıbrıs''ı Rum''un yapacak bir sürece koşar adım gidiyor? Ve AKP böylesine bir beceriksizliği sergilemişken Sayın Arınç niye "Kıbrıs''ı satmayın" diyen milliyetçilere öfkeleniyor, ne hakla Denktaş''a çıkışıyor? Devamla diyor ki Arınç:.
"- Sonunda Annan diye birisi çıktı, planını ortaya koydu.
O plan üzerinde biz tartışmaya başladık ve Kıbrıs gerçeği ilk defa başımıza bir balyoz gibi indi." Ne diyelim, daha bu "balyoz" falan değil, bu olsa olsa küçük bir "çekiç" bence.
Asıl balyozu Türk milleti ve tarih bu AKP politikalarına vuracak.
İnanamıyorum, torunların pasaport için Güney''e geçmesi ve halkın onca rüşvet ve baskı ile Annan''cı kesilmesi milli dâvalardan vazgeçilmesini mi gerektirir? Bir Müslüman''ın çocuğu kiliseye gitse anne babanın görevi onun peşine takılmak mıdır? Bir referandum yapılsa ve milletin çoğu İstanbul''u Rumlara verelim dese, bunu kabul etmek mi gerekir? Bu tür politikalar bugünün ihtiyacına göre şekillenen popülist politikalardır.
Tarih, geçmiş, hâl ve geleceğin politikalarını üretenlerin elinden tutar.
Gündelik düşünenlere lâyık gördüğü ise, sadece tekmedir tarihin...