Dış Politika13 Ocak 2005 00:00
Asıl gündem İsrail terörizmi - Clare Brandabur
Özellikle ABD’de, Ortadoğu’daki çatışmanın “bölgedeki tek demokrasi” olan İsrail ile, ona saldıran Filistinliler -teröristler- arasında olduğu hayali yaygındır. Bu çevreler, tamamen sahte olan bu paradigmayı değiştirmediği sürece, Filistin seçimlerini, Filistinlilerin “dört yıllık çatışmayı bitirip barış sürecine dönmesi için bir fırsat” olarak görmeye devam edecekler. arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Roberta Strauss Feuerlicht, “Yahudilerin Kaderi” kitabında şöyle der: “Siyonistler, Filistin’i Arapların elinden alıp sonra da kendilerinin Arapların kurbanı olduğunu ilan ederek, yüzyılın psikolojik daleveresini çevirdiler.” Bu saptama; Maxime Rodinson (İsrail: Kolonyal Yerleşimci Devleti?), Ward Churchill (Ufak Bir Soykırım Meselesi) ve Nur Masalha’nın (Emperyal İsrail ve Filistinliler) tespitleri ile tamamlanır.
Soykırımcı bir güç
Gerçek şu ki İsrail; kolonyal bir yerleşimci devletidir. Onu finanse eden, dünyanın en büyük askeri gücüdür ve amaç; yerli halkı kovup, petrol alanlarının kalbinde nükleer bir üs oluşturmaktır. Dolayısıyla soykırımcılık İsrail devletinin özünde vardır; Filistinliler ise imha edilmesi gereken halktır. Bu imhayı kolaylaştıran çirkin ırkçılık, Arapların, negatif klişeler haline getirilmesi ile yürütülür. Edward Said’in “Filistin Sorunu”nda ifade ettiği gibi, bu işlem, yüzyıl önce Yahudilerin negatif bir biçimde klişeleştirilmesinin yerini almıştır.
Filistinliler, kendi topraklarında soykırıma direniyorlar. Bu, uluslararası hukukun da tanıdığı bir haktır. Seçimler ise, Filistin halkının küçük bir kısmının, İsrail ve Bush’un onayından geçmiş adaya oy vermesiyle sonuçlandı. Halkın en sevdiği lider ise, İsrail cezaevinde yatıyor.
Barguti’nin başına gelenler
Geriye kalan tek ciddi muhalif lider olan Dr. Mustafa Barguti; birçok kez gözaltına alındı, kaçırıldı, dövüldü, İsrail çeteleri tarafından başına silah dayanmış bir halde yerlere yatırıldı, Doğu Kudüs’te kampanya yürütmesine veya El Aksa Cami’ine gitmesine izin verilmedi. Bu, nasıl bir hür ve adil seçim olabilir?
Yeni devlet başkanı, Filistinlilerin bütün insani haklarını teslim etmediği sürece, ‘terörist’ olarak adlandırılacak, ‘barış süreci’nin yeni düşmanı haline getirilecektir. İsrail Başbakanı Ariel Şaron ise; Filistinlilerin seyahat hakkını yok etmek için yüzlerce askeri kontrol noktası kurmuş durumda. Bu arada, ırkçı duvar boyunca yeni Yahudi yerleşimleri yükseliyor. Şaron’un gestapoları, can almaya devam ediyorlar. Geçen hafta, çilek toplamakta olan Gazzeli 7 çocuk, bir İsrail tankından çıkan mermilerle paramparça oldu. İnsan hakları ve uluslararası hukuka aykırı olan bu suçların hiçbiri, ABD’de gündem değil.