Dış Politika13 Ocak 2005 00:00

Ilımlı müslümanlar enternasyoneli - İbrahim Karagül

Türkiye'nin çevresinde yeniden savaş bulutları toplanıyor. ABD ve İsrail'in Irak'taki kukla yönetim üzerinden Suriye'ye saldırı hazırlıkları yaptığına, Şubat ayında sıcak gelişmelerin yaşanacağına, bir başka cephenin de Lübnan'da açılacağına dair iddialar ortalıkta dolaşıyor. Bu köşeyi izleyenler, Basra Körfezi'nden Doğu Akdeniz'e uzanan kuşağın denetim altına alınacağına, Irak işgalinin büyük planın bir parçası olduğuna, "Irak-Suriye-Lübnan hattı"nın işgal edileceğine ya da paramparça edileceğine yönelik yazıları hatırlayacaktır. Ne yazık ki, endişelerimiz büyük oranda gerçekleşiyor. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesrenovation vejle renovation skive renovamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Sadece işgaller değil, bölgenin direnç merkezlerini kırmaya yönelik belki de daha tehlikeli bir süreç var ki, üzerinde fazlaca durulmuyor. Müslüman coğrafyanın geleceğini şekillendiren bir proje bu. Adım adım uygulanıyor. Hedef bölgelerde bir çok çevrenin yoğun desteğini alarak. Türkiye dahil, Müslüman coğrafyanın "demokratikleşme" kamuflajı altında savunmasız bırakılmasına yönelik derin bir müdahale bu. Bugün hararetle alkışlanan sürecin acı sonuçlarıyla daha şimdiden yüzleşiyoruz. Söz konusu proje çerçevesinde rol üslenen kişiler ve çevreler, dünyanın yargılayıp mahkum ettiği bir düşünceye hizmet ediyorlar. Çünkü neo-con'lar her ülkede kendilerine hizmet edecek kadrolar oluşturuyor ve projelerini bu kadrolar üzerinden yürütüyor. Müslüman dünyanın geleceğine damgasını vuracak siyasi kadroları, ekonomik çevreleri, kültürel öncüleri, hatta İslami hareketleri oluşturuluyor, siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal ve dini dönüşümün temelleri atılıyor.

Salı günü Amerika'nın İslam dünyasında derin bölünmelere yol açacak çalışmalarına örnek olarak tartıştığım RAND Corporation'ın "U.S. Strategy in the Muslim World After 9/11" başlıklı son çalışması iki temel stratejiyi esas alıyor: "Sünni İslam'ın merkez ağırlığının Arap dünyasının dışına çıkarılması ve Irak merkezli olarak Şiiler'le siyasi işbirliğine gidilmesi." Müslüman dünyanın hem etnik hem de mezhep eksenli bölünmesine ve çatışmalara sürüklenmesine yol açacak bu stratejinin, çok ciddi siyasi sonuçları olacak. Terörle mücadele kamuflajıyla yürütülen kontrol stratejisinin esas amacı, ABD'nin bölgesel nüfuzuna karşı kitleleri harekete geçirebilecek direnç noktalarını yok etmek. Bunun için Müslümanlara ABD'nin onayladığı tarzda yeni bir İslam anlayışı dayatılıyor. Bu amaçla ABD ordusu tarafından sipariş edilen çalışmanın dikkat çekici maddeleri şöyle:

Ilımlı Müslümanlar Enternasyoneli: Liberal ve ılımlı Müslümanlar arasındaki bağlar çok zayıf. İslam dünyasına ılımlı mesajların hakim olması ve bu kesimler arasındaki dayanışmayı güçlendirilmesi amacıyla bir "Uluslararası Mekanizma", bir nevi "Ilımlı Müslümanlar Enternasyonali" oluşturulmalı.

Radikal birlikteliklerin dağıtılması: Bu çevrelerin birbiriyle bağlantıları zayıflatılıp yok edilmeli. Destek bağlantıları kesilmeli. Bu kesimleri zayıflatıp ılımlıları öne çıkarmak için kritik bölgeler üzerinde çalışacak merkez üsler kurulmalı.

Medrese ve cami reformu: Medreselerde açık ve modern eğitim ABD için acil bir ihtiyaçtır. Dini eğitim veren yerlerin denetimi için "Yüksek Eğitim Akreditasyon Merkezleri" kurulmalı. Cami ve medrese reformu hükümetler ve ılımlı Müslüman gruplar üzerinden yürütülmeli.

Ekonomik destek: İslamcı gruplar, sosyal ve ekonomik alanda yürüttükleri çalışmalarla güç kazanıyorlar. Alternatif sosyal yapılanmalar oluşturulmalı. ABD ve müttefikleri gençlere ekonomik destek vermeli, bu amaca yönelik programlar uygulamalı.

"Sivil İslam"ın desteklenmesi: Ilımlılığı ve modernliği savunan Müslüman sivil toplum kuruluşları, Müslüman dünyaya yönelik ABD politikalarının temel bileşenidir. Bu kuruluşların eğitim ve kültürel çalışmalarını desteklemek öncelikli olmalı. ABD ve müttefikleri bu sivil toplum kuruluşlarını desteklemeli.

Para kaynakları kesilmeli: Seküler ve ılımlı Müslüman organizasyonların güçlendirilmesi için İslamcı grupların para kaynakları, fonları kesilmeli.

Terörle mücadeleye destek: ABD, terörle mücadelenin İslam'ı hedef almadığını, otoriter rejimleri beslemediğini, demokrasiyi teşvik ettiğini doğru anlatmalı. Bu çabasında ılımlı ülkelerin desteğini sağlamalı.

İslamcılara siyasi destek: Müslüman demokrasilerin gelişmesinin İslamcı partilerin iktidara gelmesine izin verip vermeyeceği net değil. Bir İslamcı partinin iktidara geldikten sonra demokratik özgürlüklere cephe alma ihtimali olsa da, bu partilerin demokratik kurumlarda yer edinmesi uzun vadede ılımlı akımın güç kazanmasına yol açacaktır. Dolayısıyla bu partiler desteklenmeli.

Müslüman diaspora: Diaspora Müslümanları kilit önemdedir ve Amerikan değerlerinin ve çıkarlarının yerleşmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle ABD, Müslüman sivil toplum kuruluşları ile insani krizlerde birlikte çalışmalı.

Asker-asker işbirliği: Askeri kurumlar Müslüman dünyanın en belirgin politik aktörleridir. Askerler arası işbirliğinin, ABD'nin Müslüman dünyaya biçim vermesinde özel bir önemi vardır. Pilot Müslüman ülkelerde ABD eğitimli kişilerden bir çekirdek oluşturulmalı. ABD eğitiminden geçecek geleceğin askeri liderleri aynı zamanda ABD askeri değerlerinin ve ABD etkisinin de güvencesi olacaktır.

Kültürel istihbarat: ABD, Müslüman ülkelerde bugüne kadar yürüttüğü istihbarat, psikolojik operasyonlar ve sivil çalışmaların yanı sıra bölge ve dil uzmanları üzerinden kültürel istihbarat alanında da çalışmalarını ilerletmeli.