Dış Politika30 Kasım 2004 00:00

BOP: Din inşası ve yeni kitap... - İbrahim Karagül

RAND Corporation'ın hazırladığı ve muhafazakar Smith Richardson Vakfı'nın finanse ettiği "Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler" başlıklı 88 sayfalık raporu 24 Nisan'da bu köşede gündeme getirdiğimde çok az çevre ilgi gösterdi. Yeni Amerikan Yüzyılı projesinin Afgan ortaklarından Zalmay Halilzad'ın karısı Cheryl Benard tarafından hazırlanan rapor, "Ilımlı İslam Projesi"nin nasıl hayata geçirileceğini tartışırken Amerikan yönetimine bir savaş stratejisi sunuyor. (Editörün notu: Okuyucularımız hatırlayacaktır; Açık İstihbarat olarak ilk biz "CIA raporunda AKP ve Fethullah" başlığıyla bu raporu kamuoyunun gündemine taşımıştık. Kısa bir özetini makaleler bölümünde CIA kategorisinde bulabilirsiniz.)cialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponkamagra link kamagra gel

Burada, İslam ve demokrasi merkezli çalışmaların hangi kaynaklardan beslendiğine ve Batı'nın İslam'ı ve Müslüman dünyayı kontrol altına alma stratejisi çerçevesinde yürütülen çalışmalara işaret etmeye çalıştım. Bu çalışmaların hepsinin "medeniyetler çatışması" ön kabulü ile hazırlanması ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olması son derece dikkat çekiciydi. Ortak noktaları; İslam'ın Batı'yı rahatsız eden esaslarının devre dışı bırakılması, Müslümanların siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal taleplerinin yok edilmesi, bölgenin yeni köleleştirme senaryoları için hazırlanmasıydı.

11 Eylül'den sonra "ulus inşası"ndan vazgeçip "din inşası"na girişen ABD, Irak ve Felluce'de olduğu gibi, bu cağrafyayı savaşla dize getirmeye çalışmakla yetinmiyor. Batı'nın hazmedebileceği "yeni bir din, yeni bir kültür, yeni bir sosyal yapı, yeni bir siyasi anlayış" da dayatıyor. Tehdit ve şantajın yanında bazı çevreleri finanse ediyor, benzer projelerle büyük bir dönüşümün temelini atıyor.

Raporunda, İslam dünyasını "medeniyetin problemli çocuğu" olarak gören, Müslümanları "barbar gericiler" olarak niteleyen Cheryl Benard, şöyle bir strateji öneriyor: "Anti-emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı laiklere güvenilmez. Fundamentalistlere ve geleneksel Müslümanlara da. Fundamentalist ve gelenekseller arasında oluşabilecek bir yakınlık kesinlikle engellenmeli. Hatta birbirleriyle savaşmaları teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir. Fundamentalistler zayıflatılmalı ve yok edilmelidir."

Benzer şekilde, Türkiye'de ilk kez tartışılmaya başlandığı dönemlerde Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi'sinin yeni olmadığını, 1991'den bu yana devam eden "İslam dünyasını kontrol altına alma stratejisi"nin uzantısı olduğunu, ABD Savunma Bakanlığı'nın çıkardığı dergilerde 1995'lerde "Büyük Ortadoğu özel sayısı" çıkarıldığını, Fas'tan Güney Asya'ya uzanan coğrafyanın dini, etnik ve mezhep yapısı üzerinde detaylı çalışmalar yapıldığını, bölgenin demografik yapısı üzerinde ciddi çalışmalar yürütüldüğünü, BOP'un demokrasi ve özgürlük projesi değil bir güvenlik projesi olduğunu, bu çerçevede bölgede siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal alanda köklü çalışmalar yürütüleceğini, bölgenin top yekun dönüşümünün hedeflendiğini yazdım. İslam dünyasında aydınların, bilim adamlarının ve ilahiyatçıların demokrasi, özgürlük ve refah adına rol üstlendiği projenin, sınır değişikliklerini de içeren senaryolar içerdiğini, İslam dünyasının direnç noktalarını kırmayı amaçladığını, ABD'nin Afganistan ve Irak işgaliyle paralel yürütüldüğünü, bu anlamda önümüzdeki dönemde büyük projelerin devreye gireceğini yazdım.

"Rejim değişikliği", "silahsızlandırma", "İslamcı terör" argümanları ile bu coğrafyayı fethe çıkanlar, Kudüs merkezli bir savaşın fitilini ateşleyenler, kıyamet savaşı hazırlıkları yapanlar ve bu projeleri besleyenler Amerika'da ikinci kez iktidarda.

Beyaz, Protestan ve Hristiyan olup İsa'nın gelişini hazırlamaya çalışan, İslam'ı tek engel gören Hristiyan/Yahudi koalisyonunun bize demokrasi ve özgürlük getirme gibi bir niyeti yok, olmayacak da. Onlar, kendilerine meydan okuduğuna anandıkları İslam'a karşı bir savaş yürütüyorlar. Bunu, bir yandan Felluce ve Ebu Gureyb'de yaptıkları gibi kıyım, yıkım ve aşağılama ile diğer yandan "sivil" projelerle bölgenin direnç noktalarını kırarak yürütüyorlar. Her ne kadar bu işgaller ABD'yi karşı nefreti beslese ve söz konusu projelerin etkisini kırıyor gibi görünse de, en az yirmi yıllık çalışmaların başarısız olacağı konusunda fazla emin olmamak gerekir.

Texsas'ta yazılan kitap

Hızla yayılan Evangelistler'in etkisinin zamanla Amerika sınırlarını aşıp Avrupa'ya da yayılması muhtemel. İslam dünyasına karşı kutsal savaş başlatanların tahmin edilenden daha fazla siyasi nüfuzu var. ABD yönetimi bizim için yeni bir "din inşası"na girişirken onlar işi "kutsal kitap" yazmaya kadar vardırdı.

Turan Kışlakçı'nın hazırladığı ve bugün "BOP'un kutsal kitabı" başlığı ile yayınlanan haber varılan uç noktayı gözler önüne seriyor. Texas gibi Evangelistlerin merkezinde yayınlanan ve "üç dinin kitabı" olarak tanıtılan soytarılığa yakında yeni örnekler eklenecek. Kur'an ayetleri tahrif edildiği, surelerin isimlerinin kullanıldığı kitap, 20 dile çevrilip dağıtılacak.

Körfez ülkelerinde ve Müslüman öğrencilerin okuduğu yabancı okullarda okutulduğu belirtilen kitabın önsözünde Üçüncü Dünya Savaşı'nın "İnsanlığa Hizmet İçin Dünyanın Birliği" adı altında yürütüleceği belirtiliyor. Tıpkı şimdiki savaş ve katliamların teröre karşı savaş, "demokratikleşme" ya da "özgürlük operasyonu" olarak pazarlandığı gibi. Kitapta, Müslüman coğrafyanın aslında Hristiyan/Yahudi mirası olduğu vurgulanarak BOP kapsamına alınan bölgelere atıfta bulunuluyor. ABD'nin bu bölgedeki demokrasi operasyonunun 20 yıl içinde başarıya ulaşacağı farzedilerek, bu sürede bölgenin Hristiyanlaşacağı gibi bir kehanette bulunuluyor. Belçika Roma Katolik Kilisesi Kardinali Godfreied Danneels'in İslam'ın sekülerleştirilmesini, aksi takdirde Avrupa ile bütünleşmesinin önlenmesini ve İslam içinde bir devrim yapılmasını öneren sözleri ile Bush yönetiminin ve Evangelistler'in projeleri ne kadar da birbirini tamamlıyor.

Bunları önemsemeyebiliriz. Evangelist saçmalıklar olarak görebiliriz. İslam dünyasındaki uyanışın bu tarz projeleri boşa çıkaracağını düşünebiliriz. Elbette Allah kendi kitabını koruyacaktır. Ama Irak'ta izlediğimiz vahşeti de bu kaynaklar beslemiyor mu? Felluce ve Ebu Gureyb de onların eseri değil mi