Dış Politika24 Kasım 2004 00:00
Felluceden haber var
Bir Felluceli aradı dün... Felluce'nin yarısına hakim Nazzal aşiretinin ileri gelenlerindendi. "6 bin bina yerle bir oldu. 5 bine yakın sivil öldü. Kitle imha silahları kullandılar. Kimyasal silah, fosfor bombası, sinir gazı attılar. En çok kadınları ve çocukları öldürdüler. Hastanemizi bombaladılar. Bir dostum 1 hafta aç kalan çocuğunu gözyaşları içinde evinin avlusuna gömdü. İnsanlık tarihinde böyle cinayet yok".levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnebuscopan link buscopan plus
Bir Felluceli aradı dün... Felluce'nin yarısına hakim Nazzal aşiretinin ileri gelenlerindendi. Direnişçilere yardım ettiği gerekçesiyle kenti terke zorlanmıştı, ama her gün Felluce'deki yakınlarıyla haberleşiyordu.
Yıllardır Türkiye'yle yoğun ticari ilişki içindeydi.
Türk ortakları ona önceki günkü yazımı tercüme edip okumuşlardı.
Gür ama yorgun bir ses tonuyla, "Adımı Irak'ta herkes bilir" diye başladı söze:
"Size sadece kendi adıma değil, Felluce ve Irak halkı adına teşekkür etmek istedim. Yazınız, bir nebze olsun acımızı dindirdi" dedi.
Acının kaynağı, işgalden çok işgale dair Batı kaynaklı haberlerdi.
"Yalan söylüyorlar" diye öfkelendi:
"Gerçeği bildiğim için izlerken kalbim sızlıyor".
"İki gün önce görüştüğümde direniş sürüyordu. Önceki gün Mücahitler Felluce'yi terk etti".
1500 direnişçi, tam donanımlı 15 bin Amerikan askerine karşı 3 hafta tutunmuştu.
"Şimdi Felluce, deprem yemiş gibi" dedi Nazzal:
"6 bin bina yerle bir oldu. 5 bine yakın sivil öldü. Kitle imha silahları kullandılar. Kimyasal silah, fosfor bombası, sinir gazı attılar. En çok kadınları ve çocukları öldürdüler. Hastanemizi bombaladılar. Bir dostum 1 hafta aç kalan çocuğunu gözyaşları içinde evinin avlusuna gömdü. İnsanlık tarihinde böyle cinayet yok".
Sonra örnek verdi:
"Şehirde hoparlörlerle anons yapıp yiyecek dağıtılacağını söylüyorlar. Sonra gelen ahaliyi rehin alıp tanklara dolduruyorlar. Onları kalkan yapıp direnişçilere saldırıyorlar".
Ailesinden de bir yeğeni şehit düşmüş. Onun öyküsünü anlatırken Fellucelilerin ruh halini de gözler önüne seriyor:
"23 yaşındaki yeğenim Ammar çatışmalar başlayınca ailesiyle Bağdat'a gitmişti. Kız kardeşim onu Felluce'ye dönüp savaşmaya ikna etti. 'Gitmezsen oğlum değilsin' dedi. Oğlu şehit düşünce de cenaze değil, düğün yaptı adeta... Felluce işte bu hisler içinde..."
Amerika'nın sıradaki hedefini sordum:
İlk sırada Ramadi adını verdi. Irak'ın ikinci büyük kenti olan ve büyük bir araziye yayılan Musul'a güçlerinin yetmeyeceğini söyledi.
Seçimi ise bu koşullarda mümkün görmüyordu: "Irak kabinesinin bakanları Bağdat'a gidemez durumda. Çoğu dışarıda" dedi.
En çok Arap dünyasının suskunluğuyla bazı Şii ve Kürt grupların işgalcilere yardım etmesine içerliyordu. "Bizden sonra sıra onlara gelecek. Çünkü Amerika'nın dostu yoktur. Bak yıllarca Amerika'ya hizmet eden İran Şahı mezar yeri bile bulamadı kendine... Ahmet Çelebi'ye de aynısını yaptılar" dedi.
"Biz onu da sevmezdik" dedi; "Ama ilk duruşmada 'İran'a, Kuveyt'e ABD'nin verdiği silahlarla saldırdım' deyince bir daha duruşmaya çıkarmadılar".
Ya öldürülen Türk şoförler?
Yaslandı sesi:
"Bakın, bir ülke işgal edilmişse, işgalciye silah, erzak taşıyan, işgalciye hizmet eder ve hedeftir. Onlar Türk olduğu için saldırıya uğramıyor; Suriyeli, Ürdünlü şoförlere de saldırılıyor. Bir gün bir Türk kamyonu Felluce'ye ilaç getirdi. Onu gözyaşlarıyla karşıladık. Türk kamuoyunun bu savaşta yanımızda olduğunu biliyoruz. Ama şunu unutmasınlar, mal taşıdıkları insanlar çocuklarımızın katilleri... Türk kardeşlerimizin bizi anlamasını ve işgalciye
yardım yapmamasını diliyoruz.
Konuşmanın sonunda beni Felluce'ye, gerçekleri görmeye çağırırken şu sözler
döküldü ağzından:
"Mücahitler Felluce'den çekildi, ama Felluce var olmaya devam ediyor. Binalarımız çöktü ama şehitlerimizin ruhu hala orada... Onlar Allah'ın askerleriydi. Para için değil, yurtları için savaştılar. Boşa ölmediler. Şimdi bizler döneceğiz şehrimize, sağ kalan çocuklarımız kolsuz, bacaksız büyüyecek, ama Amerikalı işgalciler bir gün bile orada kalamayacak. Amerika, büyük yenilgiyi tadacak".
Felluce yazısına gelen yüzlerce destek mesajından söz ettim, "Ne yapabiliriz sizin için?" diye sordum:
"En acili ev" dedi Nazzal... "İnsanlar kış günü çadırlarda perişan. Türk kardeşlerimiz güvendikleri organizasyonlar aracılığıyla aralarında para toplayıp Felluce'ye ev yaptırabilirler. Felluce bir cennettir ve orada ev yaptırmak, cennette yer almak demektir".