Dış Politika20 Kasım 2004 00:00

Amerika Felluce'de kimyasal silah kanıtlarını mı temizliyor? - İbrahim Karagül

Irak'tan, özellikle de Felluce'den ürkütücü haberler geliyor. Bağdat'ta dün İmam-ı Azam Camii'ne saldıran, Sünni liderleri tutuklamaya girişen Amerika, günlerdir Felluce'de işlediği vahşetin kanıtlarını temizlemeye çalışıyor. Saldırıların ilk günlerinden itibaren kimyasal silahlar ve zehirli gazlar kullanarak yüzlerce insanın ölümüne neden olan ABD, şimdi yasak silahların kanıtlarını, bu silahlardan ölenlerin cesetlerini gizlemeye çalışıyor. Bu nedenle kontrol altında tuttuğu bölgelere hiçbir bağımsız gazeteci ya da gözlemcinin girmesine izin vermiyor. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acne

Felluce'deki embedded gazetecilerin haber ve görüntülerini sıkı biçimde sansürleyen Pentagon, direniş kaynaklarının ve görgü tanıklarının açıklamalarının dünyaya yansımasını engelleyemedi. Direnişçilere karşı moral üstünlüklerini kaybeden işgalciler, napalm bombalarının dışında defalarca kimyasal silah kullandı. Ancak Felluce katliamına sessiz kalan dünya, kimyasal silah dehşetine de sessiz kalmaya devam ediyor. Ne Birleşmiş Milletler ne de uluslararası kuruluşlar bu yöndeki açıklamaları gündemine almıyor, soruşturma açılmasını istemiyor, ABD'ye tepki göstermiyor.

Felluce'de kimyasal silah kullanıldığı ilk kez 10 Kasım'da açıklandı. ABD güçlerinin şiddetli direniş karşısında geri çekilmek zorunda kaldığı, ardından Saddam Hüseyin'in 1988 yılında Halepçe'de kullandığı türden kimyasal silah ve zehirli gazlar kullandığı bildirildi. El Kuds Press haber ajansına açıklama yapan direnişçiler ve görgü şahitleri, yasadışı silahların kullanıldığını, çok sayıda masum sivilin bu ölümcül gazlardan hayatını kaybettiğini, sinir gazları kullanıldığını, insanların vücutlarının yandığını, kalp krizleri geçirdiklerini, direnişçilerin bir kısmının gazlardan korunmak için kent dışına çıktıklarını, ardından tekrar kente döndüklerini bildirdiler. Felluceli Dr. Muhammed el-Cemili, direnişin 2. gönünde ABD'nin büyük kayıp verdiğini ardından da kimyasal silah ve zehirli gazlara başvurduğunu, kimyasal silahların geniş bir alan içindeki ciltleri yaktığını ve insanları öldürdüğünü kaydetti. 18 Kasım'da, yani önceki gün, bir Iraklı doktorun gözlemlerini de içeren açıklamanın özeti şöyle:

"... 11 Kasım'dan bu yana ABD birkaç kez kimyasal silah ve zehirli gaz kullandı. Iraklı doktor, iki hastasının bu gazlardan yani yasaklanmış silahlardan öldüğünün kesinleştiğini, bu kişilerin vücutlarında hiçbir yara izi olmadığını, kimyasal silahtan öldüklerinin tespit edildiğini söyledi. Kimyasal silahlarla öldürülen 34 kişi gömüldü, ancak gerçekte kaç kişinin öldüğü bilinmiyor. ABD askerleri saldırının kanıtlarını gizlemek için Felluce'ye kimseyi sokmuyor, cesetleri kendileri gömüyor, Colan ve el Saklaviye bölgelerindeki kimyasal saldırı izlerini temizlemeye çalışıyor. Felluce'den çıkanlardan bazıları kayıplarını aramak için geri dündü. ABD askerleri bu kişilerin kimyasal saldırıları kanıtlayacak kamera gibi araçlarla kente girmelerine kesinlikle izin vermiyor. Ölen yakınlarını gömene kadar ABD askerleri de yanlarında duruyor. Önce 20 ceset gömüldü. Arkasından 14 ceset daha gömüldü. Cesetler şişmiş, sararmıştı ve kokmuyordu. Bazıları Colan bölgesine gitmek ve kayıplarını aramak istediler. ABD askerleri, 'orası bizim kontrolümüzde değil, çatışma bölgesi' diyerek izin vermedi. Kaçarak bölgeye girmeyi başaran bir kadın çatışma bölgesi olduğu söylenen yerde Amerikan askerlerinin cesetleri toplayıp siyah plastik torbalara koyduğunu ve Fırat nehrine attığını gördü. Amerikalılar Bağdat'ın düşmesinden sonra ilk kez Felluce'de kimyasal silah kullanıyor. ABD güçleri Colan, Eş-Şühida ve el Cübeyl bölgelerinde kimyasal silah kullandı..."

"Sunshine Project"

Bir önceki yazıda aktarmıştım: Felluce'den kaçan mültecilerin El Amiriye'deki kampının güvenliğinden sorumlu olan 60 yaşındaki Ebu Leys'in İslam-Online adlı haber sitesine yazdığı ifade aynen şöyle: "Saldırının üçüncü günü Amerikan uçakları birkaç kez Felluce'ye kimyasal silah ve toz attılar. Ancak Allah'ın takdiri yağmur başladı ve bu zehirleri etkisiz hale getirdi." Yine Bağdat'taki doktorlar, Felluce'den yaralı gelip ölenlerin bedenlerinde kimyasal silah izleri olduğunu belirterek, dünyayı bunu görmeye çağırdılar. Yine bir hatırlatma:

"ABD, direnişçilere karşı yeni bir plan hazırladı. International Herald Tribune gazetesinin 9 Ekim'de duyurduğu plan korkunç: ABD Irak kent ve kasabalarının yüzde 20 ile 30'una saldıracak. Felluce, Ramadi ve Necef'e yenileri eklenecek ve korkunç bir sivil zayiat ortaya çıkacak. Direnişçiler bir çok bölgede gaz maskeleri topluyor. ABD Deniz Piyadeleri'nin Felluce ve direnişin yoğun olduğu bölgelere zehirli gaz stokları yaptıklarını belirten direniş kaynakları, toplu olarak aynı bölgelerde bulunulmaması çağrısı yaptı. Ölümcül gazın atıldığı noktanın 500 metrekarelik çevresinde hiçbir canlı bırakmadığı belirtildi."

Bir yazıya dikkat çekmek istiyorum. 7 Şubat 2003 tarihli Edward Hammond imzalı "Gassing Iraq" başlıklı yazıda Pentagon'un Irak'ta biyokimyasal silah kullanmayı planladığı belirtilerek, konu ile ilgili tartışmalara yer veriliyor. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in 5 Şubat'ta ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi önünde konu ile ilgili ifade verdiği, bunun ABD'nin biyokimyasal silah kullanma planıyla ilgili ilk resmi kabulü olduğu, 'Terörle Savaş'ın ABD'nin yasaklanmış biyokimyasal saldırılarıyla son bulabileceği' belirtiliyor. Rumsfeld'in bu silahların çok amaçlı kullanılmasının planlandığını söylediği, Iraklı sivillere ve mahkumlara karşı ve mağaralarda gaz kullanılmasının planlandığını, bu gazların öldürücü olmadığını söylediği belirtiliyor. "Sunshine Project" adlı çalışmaya dikkat çekilen yazıda, "öldürücü olmayan" benzer bir gazın Rus Özel Birlikleri'nin Ekim 2002'de Moskova'daki Tiyatro Operasyonu'nda kullanıldığı hatırlatıldı.

Dünya bu iddiaları nasıl gözardı edebilir?