Dış Politika9 Kasım 2004 00:00

Bayram Değil.. . Şükran Soner

Parçalanan Yugoslavya topraklarında ırk ve din temelinde dökülen onca kan ve acıdan sonra, gelecek kuşaklar için geçerli olacak düşmanlık tohumlarının üzerine, 2 milyon, 2 milyon nüfuslu devletçiklerin nasıl ayakta kalabilecekleri yaşamsal insanlık sorunu olması gerekirken... ABD, AB'nin parçalanması, kanlı hesaplaşmalarından sorumlu oldukları bu topraklardaki insanların nasıl olup da gelecekte bir arada yaşamalarına ortam yaratılacağına çözüm üretmeleri beklenirken, parçalayarak yönetme modelinde devletçiklerin içinde yeni bölünmelere gidiliyorlevitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesrenovation vejle renovation skive renovadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra 100mg kamagra gel

ŞÜKRAN SONER

Bayram Değil.. .

Bayram değilken eniştenin niye öptüğü, ABD'nin gündem dışı, durup dururken Makendonya'yı Makedonya Cumhuriyeti adıyla niye tanıdığını açıklaması, Mustafa Balbay 'ın dünkü köşesinde vardı. AB üyesi, ABD müttefiki Yunanistan'ın yıllar süren karşı duruşunu, kırmızı çizgilerini yok sayan, dünya için sürpriz karar, Makedonya'da Arnavutlara ilişkin referandumu yönlendirme, Makedonları sindirme içerikliydi.

İki milyon nüfuslu yapay devletçik üzerinden, böl, parçala, yönet çerçevesinde oynanan oyunlardan biriyle daha karşı karşıyayız. Hafta sonu yapılan referandumun gündemi, eski Yugoslavya, Kosova doğumlu biri olarak benim ilkel güdülerimi besler nitelikte, insan haklarının gelişimine yönelik bir şov sayılabilir. Seçmenlerin hafta sonunda hayır demediği ancak yeterli oyun da çıkmadığı referandum konusu, oylama 2 milyonluk devletçiğin yönetimini daha da parçalı hale getirmeyi amaçlıyor. ABD'nin istediği doğrultuda yönetim yapılanmasında, yerel yönetimlerin yetkileri artacak, 2 milyon nüfus içinde yüzde 23 oranında azınlığa sahip Arnavutlar, çoğunlukta oldukları yörelerde yönetimde de ağırlıklı olma haklarını kazanmış olacaklar. Günümüzde çok moda ayrımcılığın insan hakkı olarak pazarlanması sürecinde, insan hakları yolunda önemli bir kazanım sayılabilir.

Balbay, köşesinde Makedon seçmenin ABD, AB kaynaklı bu referandum oylamasına 'hayır' ı bastırmış olması halinde, uluslararası ilişkilerinde cezalandırılacağını da anımsatıyor. Makedonya'yı kent kent, kasaba kasaba tanıyan, geçmiş ilişkilerini bilen biri olarak, Arnavutlara daha yakın duygu bağı içinde, böylesi bir yasal düzenlemenin gerçekten Arnavutlara nasıl bir insan hakkı boyutu kazandıracağını anlayamıyorum. Tito 'nun Yugoslavya'sında Makedon-Arnavut-Türk ayrımını, toplumsal, siyasal örgütlülüklere taşımaksızın, kültürel kimliklerini, özgürlüklerini çok daha iyi koruyabildiklerini, mutlu olduklarını yaşamış olarak biliyorum. Seçme, seçilme haklarını, Makedon-Arnavut ayrımı yapmadan, nitelikleri ölçü alarak kullandıklarında, ırk ve dinlerine ait alt kimliklerini, kültürlerini özel yaşam alanlarında sınırsız kullanabildiklerinde, birlikte çok daha güzel bir dünyada yaşama şansları vardı.

****

Parçalanan Yugoslavya topraklarında ırk ve din temelinde dökülen onca kan ve acıdan sonra, gelecek kuşaklar için geçerli olacak düşmanlık tohumlarının üzerine, 2 milyon, 2 milyon nüfuslu devletçiklerin nasıl ayakta kalabilecekleri yaşamsal insanlık sorunu olması gerekirken... ABD, AB'nin parçalanması, kanlı hesaplaşmalarından sorumlu oldukları bu topraklardaki insanların nasıl olup da gelecekte bir arada yaşamalarına ortam yaratılacağına çözüm üretmeleri beklenirken, parçalayarak yönetme modelinde devletçiklerin içinde yeni bölünmelere gidiliyor. Bosna'cıktan şimdilik üç devletçik daha üretildi. Kosova'cıkta neredeyse her kasaba. Sırpların yeni baskınlarından koruma adına, ABD ve AB ülkelerinin askerlerine ayrı ayrı teslim edildiğinden, kaç parçaya bölünmüş yönetiliyorun yanıtını vermek olanaksız. Makedonya'cık birleşik haliyle kurulduğundan bu yana ekonomik, sosyal, siyasal olarak ayakta duramazken kurtuluşu daha parçalı yönetime bağlanıyor.

İstanbul'da genellikle geceleri Beyazıt çevresinden Makedonya'ya, Kosova'ya, Yugoslavya'nın diğer devletçiklerine kalkan otobüslerin yolcularını, yüklerini gözlemlemenizi öneririm. Mevsimlik giyim gereksinimleri, düğün hazırlıkları, en sıradan tüketim ürünleri için aileler günübirlik İstanbul'a gelmek zorundalar. Tito Yugoslavya'sı döneminin savaş sırasında kapanmış fabrikaları, madenlerinin bile yeniden üretime açılmaları başarılabilmiş değil. Devletçikler açık pazar, mafya düzenine tam teslim. ABD, AB askeri üsleri, elbette tekel ürünlerinin ticari merkezleri pıtrak gibi çoğalıyor. Yugoslavya halkları akıl almaz bir hızla yoksullaşıyor, eğitimde, sağlıkta yıllar öncesi kazanımlarının gerisine yuvarlanıyorlar.

Biz yine Makedonya'nın ABD tarafından bizim tezimiz doğrultusunda Makedonya olarak tanınması kararına dönelim. Yunanistan, toprakları içindeki Makedonya eyaleti, Selanik'in Makedonlar için önemi nedeniyle kendini tehdit altında görüyor. Karara şiddetle karşı çıkıyor.

Ama karar oldubitti olarak karşısında duruyor. Bu kararın ardından çıkan haberlere göre ABD'nin Kuzey Kıbrıs için tanıma niteliği taşımayan kimi jestleri gündemde. Tabii Türkiye'ye Irak'taki kırmızı çizgilerini yutturmak, Kuzey Irak'ta Kürdistan'ın resmileştirilmesine paralel olarak.