Utanç ve öfke.. - Uluç Gürkan
Irak’ta 1991-1998 yılları arasında silah denetçisi olarak çalışmış olan Scott Ritter’in değerlendirmesini okuyorum.. Ritter’in, ‘Irak’taki 100 bin sivilin ölümünden utanç duymalıyız’ başlıklı değerlendirmesi özetle şöyle: ‘Irak’taki savaşın kaç insanın hayatına mal olduğu yeni yeni netlik kazanmaya başladı. Uzmanların tahminlerine göre, Irak’ta çoğu kadın ve çocuk 100 bin kişi ölmüş bulunuyor. Bu ülkelerimiz adına utanç vericidir. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilorenovation vejle renovation skive renovacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
Irak’ta pek çok bombardımanın önceden inceden inceye planlandığı, hedeflerin büyük bir titizlikle seçildiği iddia ediliyor. Eğer öyleyse bu hedefleri seçenler düşmanlarını yok ederken aynı zamanda bilerek masum sivilleri de hedef alıyorlar demektir..
Irak söz konusu olduğunda hepimiz ahlaki açıdan korkağız. Meşru olmayan, haksız bir savaş sonucu 100 bin Iraklı sivilin ölümü karşısında utanç ve öfkemizi gösterememiz bizleri mahkum etmekle kalmayıp aynı zamanda bize karşı olanların saygınlığını daha da artırıyor. Nitekim, ABD seçimleri arifesinde Usame Bin Ladin’in video konuşması, ABD ve İngiltere’nin 11 Eylül saldırılarının ardından etkili bir politika oluşturamadığını gösteriyor..’
***
ABD Başkanlık seçimleri, bu ülkede seçmen çoğunluğunun Irak’taki sivil ölümleri konusunda bir utanç ya da öfke duymadığını ortaya koyuyor.
Eğer Ohio’da bir sürpriz yaşanmazsa, dünyamız ABD’nin başında bir dört yıl daha Bush’a katlanacak. Yanı sıra, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde de gücünü artıran Bush, eskisinden daha keyfi davranabilecek.
Türkiye de bu gelişmeden payına düşeni alacak. Bush’un Irak’ta direnişçilere karşı şiddetini arttırması da, İran’ı hedef alması da Türkiye’yi sıkıntıya sokacak. Ötesinde, Bush yönetiminin Ortadoğu’da Türkiye’ye biçtiği ‘ılımlı İslam’ rolü, hem ülke içinde, hem de AB ilişkilerinde gerginlik potansiyeli olacak.
Hiç kuşkusuz, günümüz dünyasında yaşanan kötülüklerden sadece Bush’u sorumlu tutmak, o gittiği zaman ABD politikalarının biraz daha olsa insanileşeceğini düşünmek doğru değildir.
Örneğin, Kerry seçilseydi barış dolu günler dünyayı bekliyor olmayacaktı. Amerikan askerleri hemen yarın Irak’tan çekilip evlerine dönmeyeceklerdi. ABD de dış politikasını Birleşmiş Milletler (BM) şemsiyesi altında uluslararası hukuk temeline oturtmayacaktı.
Dünyanın barışa gerçekten kavuşması için, ABD’nin karşısında öncelikle BM’in etkinleştirilmesi gerekiyor. Bu gerçeklemediği sürece, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerin, ilgilendikleri konularda ve olaylarda ABD’ye göre pozisyon tanımlaması yapmaları istikrar sağlamaz..
***
CNN International’da seçim sonuçlarını bu karamsarlıkla izlerken, oğlum Devrim dikkatimi çekti.
Sonuçların verildiği stüdyoyu dışarıdan ayıran bölmenin dışında bir genç, elindeki pankartı bütün engelleme çabalarına karşın büyük bir kararlılıkla ve dirençle camda tutuyordu.
‘Canım annem seni çok seviyorum.. Tolga..’ yazılı bir pankarttı bu.. Bush’u da, Kerry’i de bir an için unuttum. 2004 ABD Başkanlık Seçimleri’nin ayıplı sonucunun üzerine sevgi damgasını vuran o genç Türk’e, Tolga’ya odaklandım..
04.11.2004