Dış Politika1 Kasım 2004 00:00

Denktaş: Kıbrıs bitti!

‘Ben bu olacakları hep söyledim. Ama dinletemedim. Kıbrıs halkını kandırdılar. Siz evet derseniz sizi tanıyacaklar, ambargoyu kaldıracaklar dediler. Hani nerde? Bir lokma bir şey vermediler. Şimdi geliyorlar bana ‘Sen haklıymışsın’ diyorlar. Haklıydım ya, ben bunlarla bir ömür boyu mücadele ettim. Ne olduklarını biliyorum.’levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın sitemle karışık fırçası daha merdivenlerde başladı:

‘Dün akşam bol bol kulağınızı çınlattık duymadınız mı?’

‘Antalya’daki toplantıda mı? Nasıldı? Kalabalık mıydı?’ diye sordum.

‘Çok büyük coşku vardı. Konu da medyaydı. Sizlere yüklendim bütün gece. Onun için soruyorum kulaklarınızı çınlattık duymadınız mı diye...’

Denktaş
geçtiğimiz çarşamba günü Hürriyet’i ziyarete geldi. Biz ekip olarak sık sık Kıbrıs’a gidip Denktaş’ın konuğu oluruz. Kendisi de bir yanıt verdi bu ziyaretlerimize.

Konuk salonuna geçip oturduğumuzda hiç zaman yitirmeden sitemlerini sürdürdü.

Belli ki öfkeliydi... İçi doluydu...

Hepimiz sözünü kesmeden dinledik kendisini.

Denktaş medyanın Kıbrıs sorununa ilgisiz kaldığından, gelişmeleri yansıtmadığından, halkı bilgilendirmediğinden yakınıyordu.

‘Benim zaman zaman yaptığım açıklamaların haber değeri yok mu? Neden bir satır vermezsiniz? Mesela dün akşam Antalya’daki toplantıdan da satır yok gazetelerde. Bunlar haber değil mi?’

* * *

Bir-ikimiz ‘Ama efendim biz Kıbrıs konusunda çok yayınlar yaptık’ diye itiraz edecek olduk, Denktaş daha beter yüklenmeye başladı.

Benim edindiğim izlenime göre Denktaş kırgın. Yalnız medyaya değil, Ankara’ya, sivil toplum örgütlerine, kendi halkının bir bölümüne de kırgın.

Ömrünü adadığı bu davayı Türkiye’nin gözden çıkardığına inanıyor.

‘Kıbrıs bitti... Yakın gelecekte Girit gibi oradaki Türk nüfusu da eriyip yok olacak. Bunu ben görüyorum ve sahip çıkmaya çalışıyorum ama yalnız kalıyorum’ diyor.

Avrupa ile Amerika’nın verdiği sözlerin hiçbirini tutmadığını anlatıyor.

‘Tutmazlar’ diyor, sonra öfkeyle sürdürüyor sözlerini:

‘Ben bu olacakları hep söyledim. Ama dinletemedim. Kıbrıs halkını kandırdılar. Siz evet derseniz sizi tanıyacaklar, ambargoyu kaldıracaklar dediler. Hani nerde? Bir lokma bir şey vermediler. Şimdi geliyorlar bana ‘Sen haklıymışsın’ diyorlar. Haklıydım ya, ben bunlarla bir ömür boyu mücadele ettim. Ne olduklarını biliyorum.’

* * *

Bir arkadaşımız, ‘Aday olacak mısınız?’ diye sordu.

‘Hayır. Kıbrıs gidiyor. Benim dönemimde gitmesini kabul edemem. Onun için köşeme çekileceğim’ diye yanıtlıyor, sonra da ilk kez cumhurbaşkanlığını bıraktıktan sonraki yaşamı ile ilgili bir sır veriyor:

‘Ben de bir ofis açıp Sayın Demirel gibi bir bilen olacağım.’

Ancak yeniden aday olmayacağına hálá inanmayanlar olduğunu söylüyor ve ilginç bir olay anlatıyor:

‘Geçenlerde bir yemekte Mehmet Ali Talat bizim hanıma beni göstererek ‘Aday olacak mı?’ diye sordu. Hanım da ‘Olsun da görelim. O zaman ben bırakır giderim’ dedi. Ben de Talat’a döndüm, ‘Aldın mı cevabını’
dedim. Yani anlayacağınız hanım resti çekti.’

Biliyorum özellikle aydın kesimde Denktaş’a kızanlar çok. Birçok insan onun çözümsüzlük ürettiğine inanıyor.

Ama şu bir gerçek ki Denktaş’ı dinlediğiniz zaman Kıbrıs için dehşete düşmekten kurtulamıyorsunuz.

Çünkü Denktaş o kadar ikna edici anlatıyor, öyle çarpıcı değerlendirmeler yapıyor ki, Kıbrıs’ın Türkiye’nin ayağının altından kayıp gitmekte olduğu konusunda kafanız allak bullak oluyor.