Onurlu Olabilmek - Öztin Akgüç
AB ve ABD'nin Türkiye'ye karşı tavırları, ister istisgar, istiskal, ister günümüz diliyle küçümseme, kovumsama deyiniz ve bizim de onlara karşı alttan almamız, teslimiyetçiliğimiz, bir vatandaş olarak kanıma dokunuyor. Sadece küçümseme, kovumsama olsa iyi, bunlara riya, ikiyüzlülük, aldatmaca, budala yerine konulma, yer yer alaysılamayı da ekleyebiliriz.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon open drug coupon card
Denilebilir ki, onursuzluğun, şakşakçılığın, yalakalığın genelde getirisi, kişiye yararı vardır. Şöyle bir çevreye bakalım, şakşakçılık, yalakalık hatta yılışıklık, eğilip bükülmeler, politikada, bürokraside ilerleme, avantaj sağlıyor, medyada genel yayın yönetmenliği, yüksek ücretli yazar olma olanağı veriyor, akademik yaşamda bile bazı çevrelerin akılda kalan isimleri haline gelinebiliyor.
Dış davetler alma, yabancı dostlar edinme, araştırmalar, projeler verilmesi de işin cabası oluyor.
Hem yaşam düzeyiniz yükseliyor, hem kimileri için kâzib de olsa ünleniyorsunuz. Ünlendikçe halkımız nezdinde itibarınız, değeriniz artıyor. Onurlu, kişilikli davranmanın ise yararı değil tersine zararı oluyor. Dışlanıyorsunuz, ilerlemeniz, terfiniz engelleniyor, işinize son veriliyor, ücret kısıtlamalarına uğruyorsunuz; kamuda işleriniz yürümüyor, halk sizi benimsemiyor, ''Sopa gibi dik olacağına azıcık eğil, bükül, zamana uy'' diye öğütlere de muhatap oluyorsunuz. Giderek yalnızlığa, uzlete itiliyorsunuz.
Onurlu yaşam, başı dik tutmak, onun bunun bendesi, esiri olmamak ya da yalakalık, sürüngenleşmek, kişilerin tercihi. Bazı kişiler, onurlu yaşamın mihnetine katlanacak, sıkıntılarına, güçlüklerine göğüs gererek, hatta bu özellikleri nedeniyle cezalandırılacaklarını bilerek, onurlu yaşamı yeğliyorlar. Ne yazık ki azımsanmayacak bir kitlede, politikada, iş hayatında, bürokraside, medyada, hatta akademik yaşamda, şakşakçılığı, yalakalığı, en azından yüze gülücülüğü, gerçek düşünceleri açıklamamayı, yaşam felsefesi, işi yürütme yöntemi haline getiriyor. Bunlar kişilerin tercihleridir.
Onurlu yaşayanları, savaşım verenleri, hak bildiği yolda tehlikeleri göze alarak yalnız gidenleri takdir edersiniz, gıpta edersiniz, yalakaları, şakşakçıları, sürüngenleşenleri kınarsınız, ayıplarsınız ama, ille değişsin bu diye onları zorlayamazsınız.
Ancak Türkiye'nin dış ilişkileri söz konusu olduğunda, durum farklıdır. Türkiye'yi temsil edenlerden, politikacılardan, sivil ve asker bürokratlardan ülkenin saygınlığının, onurunun korunmasını istemek, her vatandaşın doğal hakkıdır. AB ve ABD'nin Türkiye'ye karşı tavırları, ister istisgar, istiskal, ister günümüz diliyle küçümseme, kovumsama deyiniz ve bizim de onlara karşı alttan almamız, teslimiyetçiliğimiz, bir vatandaş olarak kanıma dokunuyor. Sadece küçümseme, kovumsama olsa iyi, bunlara riya, ikiyüzlülük, aldatmaca, budala yerine konulma, yer yer alaysılamayı da ekleyebiliriz. AB ve ABD'nin istekleri, dayatmaları, koşulları, davranışı, beni ciddi biçimde son derece rahatsız ediyor. Aynı rahatsızlığı, onurlu her TC vatandaşının daha şiddetli biçimde duyduğuna da kuşku yok.
''Efendim, elli yıldır içimize girmişler, elimiz kolumuz bağlı, borçluyuz, yardıma, desteğe ihtiyacımız var, bizi Yugoslavya'ya, Irak'a çevirirler...'' Bu ve benzeri tümceler acz ifadesidir. Borcun, yardımın diyeti neyse, onu verirsiniz. Bunlar güçsüz, korkak, onursuzluğu bir yaşam felsefesi haline getirmiş kişilerin özürleridir. Biz kendimiz adam olamayız, biz kayıtsız şartsız varlığımızı yabancı ellerine bırakalım, galat düşüncesinin ürünleridir.
Bir ülke özgüvenini yitirirse, korkuya, güçsüzlük, aşağılık duygusuna kapılırsa, onurundan bir şeyler vererek yaşayabileceği yanlışına yönelirse, işte moral çöküntü o zaman başlar. Moral çöküntü de istenmeyen sonuçlara götürür.
Ödünle, korkaklıkla, yardım istemekle, bendelikle, çekingenlikle bir ülke ilerleyemez, bu tür davranışlar sadece yıkımı, çöküntüyü hızlandırır. Atatürk 'in Nutuk'unu okumak değil, onun gereğini yerine getirmek önemlidir. Türkiye, ayartılara kapılırsa yanlış yollarda dağılma, yok olma uçurumuna sürüklenir. Siz, yalakalara, şakşakçılara, sırnaşık yapışkanlara, ufuksuzlara bakmayın. ABD'nin ve AB'nin Türkiye'ye gereksinimleri daha fazladır. Türlü oyunlarla, bizim iffetimizden, safdilliğimizden yararlanmaya çalışmaktadırlar. Biz de elhak, onurlu sayılmayacak davranışlarla onlara çanak tutmaktayız.