Irak'ta insan olmak (2) - Hüsnü Mahalli
Dün sizlere bir günlük Bağdat izlenimlerimi özetlemeye çalıştım. Bugün ise bu izlenimlerime devam ederek 'terör' olgusuna değinmek istiyorum. Amerikalılar biraz gecikmeli olarak ve kendi kayıpları arttıkça Iraklılardan oluşan bir polis ve ordu gücü oluşturmaya başladı. Başlangıçta aylık olarak 30 dolar verdikleri bir polis elemanına bugün yaklaşık olarak 150-200 dolar veriyorlar. Amaç işsiz dolaşan genç Iraklıları, Iraklılara karşı kullanmaktır.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Bağdat ve diğer Irak şehirlerinde artık Amerikan askerleri dolaşmıyor. 130 bin Amerikan askeri kendi kamp ve kışlalarının dışına çıkmıyor. Çıkanlar da ilk fırsatta vuruluyor. Bu nedenle Amerikalılar artık yalnızca tank, helikopter ve uçaklarla dolaşıyor.
Direnişçiler de ulaşamadıkları Amerikan askerlerinin yerine onlara hizmet eden Iraklı polis ve askerlerin bulunduğu karakolları hedef alıyor. Bombalı araba ve intihar eylemlerinin büyük bölümü bu amaçla yapılıyor.
Dünyanın tüm kurtuluş savaşlarında işbirlikçiler öldürülmüştür.
Bombalamalarla ilgili olarak sokaklarda oldukça ilginç hikayeler anlatılmaktadır. Kimilerine göre bombalamaların bazılarını Amerikalıların Irak'ta kalmasını isteyen istihbarat örgütleri ve onlarla işbirliği içinde bulunan ülke ve çevreler yapıyor!
Başbakan Ayad Allavi ise zaman zaman ünlü Ahmed Çelebi'yi suçluyor. Çelebi, dışardan Irak'a gelen ve çeşitli kişi, şirket ve kurumların korumasını üstlenen İngiliz, Amerikan ve hatta İsrailli paralı asker grupları ile işbirliği yapıyor. Bu gruplar inanılmaz miktarda para kazanıyor. Bugün Irak'ta hemen hemen tüm yetkililer ve devletin tüm kurumları korunmaktadır.
Yabancı şireket yöneticileri ve iş için Irak'a giden herkes paralı korumalardan yararlanmaktadır. Bunlar arasında bazı Amerika ve Avrupalı gazetecileri de sayabilirsiniz. Bağdat'ta bulunduğum bir gün içinde hemen hemen hiçbir yabancı kişiyi sokakta görmedim. İki Amerikalı gazeteciyi ise 6 kişi koruyordu ve kendilerinin de tabancaları vardı.
Yalnızca devletin resmi kurumları, parti ve basın yayın organlarının binaları, elçilikler ve yabancı şirketlerin önünde yerleştirilen beton korunak ve engelleyicilerden milyonca dolar kazananlardan söz ediliyor.
Gelelim kaçırma ve öldürme olaylarına...
Iraklılar ay başında kaçırılıp öldürülen Nepalli 12 kişinin aslında işçi olmadıklarını, bir İngiliz koruma şirketinde paralı asker olarak çalıştıklarını anlatıyorlar. Oysa o olayda bildik medya yine 'radikal islamcı teröristlere' yüklenmiş ve 'gariban ve suçsuz' Nepalliler için bol miktarda gözyaşı dökmüştü.
Diğer olaylarla ilgili olarak da oldukça ilginç hikayeler var...
Başta Bağdat olmak üzere birçok şehirde kahvehanelerde kiralık katil bulabilirsiniz. İşgalden sonra hapishanelerden kaçan katil, hırsız, tecavüzcü ve benzeri yaklaşık 18 bin kişi şu anda işsiz-güçsüz olarak dolaşmaktadır. Bu kahvehanelere gittiğinizde bunlardan bolca bulabilirsiniz.
Birilerini korkutmak ya da sindirmek istiyorsanız 50 dolar vermeniz yeter.
Yok eğer düşmanınız kişinin yaralanmasını isterseniz 100-150 dolar ödemek zorundasınız.
Öldürmenin bedeli ise 300-500 dolar civarında.
Rakip yabancı şirketler ya da savaş zengini olmak isteyen yerli işbirlikçiler bu katillere en çok baş vuranlar arasında.
Irak'ı karıştırmak ya da islama terör suçlamasını yapıştırmak isteyenler de bu kahvehanelere uğramaktadır.
Bu işten oldukça para kazanan 'kiralık katiller' ise işi ticarete dökmeye başlamış. Bu katiller bazen de kaçırdıkları kişileri 'dinci gruplara' devretmekte ya da satmaktadırlar. Nitekim şimdiye kadar kaçırılan bin kadar yerli ve yabancıdan yalnızca 29'u suçlu bulunarak öldürülmüştür. Geri kalanların Amerikalılarla herhangi bir ilişkisi saptanmayınca bırakılmıştır.
Saddam terörünün dışında hiçbir terör eylemine sahne olmayan Irak, işgal sonrasında her türlü terörü yaşamaya başladı.
Terör ise Irak'ta olup biten herşeyin adı.
Koskoca bir ülkeyi işgal edip her şeyi ile yok eden bir Amerika özgürlük ve demokrasinin hamisi ilan edilirken, onurlu bir yaşam mücadelesi veren Irak halkı terörist oldu.
Felluce ve diğer şehirlerde direnen islamcılar, milliyetçiler, dürüst Baasçılar, ilerici güçler ve yurtsever liberaller birdenbire ve toptan 'radikal islamcı terörist ya da katil sürüleri' oldu.
Benzer suçlamalar Necef'te genç ve yurtsever bir lider olarak ortaya çıkan Muktada Sadr için geçerli.
Gerçek katil Amerikalılar ise işi toptan yaptıkları için göze batmıyor.
'Felluce ya da Necef'te Amerikan bombardımanında çoğunluğu çocuk ve kadın olan 50 kişi öldü' türünden haberler her nedense artık bir çoğunun ilgi ve tepkisini bile çekmiyor. Bu kişilere göre Iraklılar uslu otursaydı ölmeyecekti. Yaramazlık yaptıklarına göre öldürülmeyi ve dolayısıyla terörist suçlamasını hakediyorlardı. Çünkü Amerika ve benzeri ülkeler böyle istiyor.
Onlar her şeyin en iyisini bilir ve yapar... Öldürmenin de!
(Çarşambaya: Irak ne olacak!)