Dış Politika17 Eylül 2004 00:00

ABD bildiğini okuyor....! - Abdulkadir Özkan

Görünen o ki, ABD bölgede oynamaya, yeni yeni dengeler oluşturmaya devam ediyor. PKK'ya destek vermedikleri, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana oldukları, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmayacağı, kurulmasına izin vermeyecekleri şeklinde ABD kaynaklarından yapılan açıklamaların hepsinin birer yalandan ibaret olduğunu artık bu ülkeyi yönetme durumunda olanların anlaması gerekiyor.cialis manufacturer coupon open drug coupon cardabilify abilify alkohol abilifyoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye ABD'nin teslim ettiği biliniyor. Ancak, şimdi ikinci Öcalan'ı sahneye sürenin de ABD olduğu anlaşılıyor. Öyle ki, tutuklu bir Öcalan ile istediği gibi ilişki kuramıyor, plan yapamıyor olacak ki, kardeş Öcalan bir anda sahneye sürülüverdi.

Önce, Osman Öcalan'ın PKK'dan ayrıldığı, daha doğrusu bir gönül meselesinden dolayı ayrılmak zorunda kaldığı söylenmeye ve yazılmaya başlandı. Daha sonra, Osman Öcalan'ın PKK'dan üst düzey bir grup ile birlikte ayrıldığı ve yeni bir örgüt kurduğu haberleri medyaya yansıdı. Bu arada Öcalan kardeşler arasında süren ağız dalaşı da günü gününe medyada yer almaya başladı. Sanki tam bir Hacivat-Karagöz oyunu sahneleniyor.

Dün ise hemen tüm gazetelerde Osman Öcalan ile yapılmış görüşmelere yer verildi. Hemen hemen aynı muhteva değişik gazetelerde farklı imzalarla yer aldı. Öyle anlaşılıyor ki, ortak bir organizasyon söz konusu..

Ancak, Osman Öcalan'ın söylediği bazı sözler dikkat çekiciydi. Aslında söylediklerinde hiçbir sürpriz, yeni birşey yok, bilinenlerin itirafı mahiyetinde.

Söz gelimi Osman Öcalan'ın PKKolarak ABD'lilerle zaman zaman görüştüklerini belirtiyor. Bu aslında bilinmeyen bir husus değildi. Kardeş Öcalan açıklamalarında bir adım daha ileri giderek ABD ve AB ile işbirliği halinde olmalarının eşyanın tabiatı gereği olduğunu belirtiyor.

Bir bakıma "Biz ortaya öyle laf olsun diye çıkmadık. ABD ve AB'nin desteğini alarak çıktık" demeye getiriyor. Bu arada Türk yetkililere ve kamuoyuna da şirin gelebilecek bir takım sözler ediyor. Mesela, silahları gömdüklerini, bundan böyle siyasi mücadele yürüteceklerini belirterek, dolaylı da olsa kendisinin diğer Öcalan'a tercih edilmesini istiyor.

Görünen o ki, ABD bölgede oynamaya, yeni yeni dengeler oluşturmaya devam ediyor. PKK'ya destek vermedikleri, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana oldukları, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmayacağı, kurulmasına izin vermeyecekleri şeklinde ABDkaynaklarından yapılan açıklamaların hepsinin birer yalandan ibaret olduğunu artık bu ülkeyi yönetme durumunda olanların anlaması gerekiyor. Anlaması gerekiyor ki, ona göre bu ülkeyle ilişkilere yeni bir boyut kazandırılması mümkün olsun. Bazılarının sandığı gibi, "ABD ile her ne pahasına olursa olsun birlikte olmak" gerekmiyor. Her ne kadar bazı Amerikancılar, "Ulusal politika izlenmesi gerektiğini" savunanlara dikta heveslisi gibi bir yakıştırmada bulunurken utanmıyorlar ama, bir zamanların "Mandacı" yaklaşımından hiçbir farkı olmayan ABD'nin kanatları altına sığınma taleplerinin sahipleri önce kendi bulundukları noktayı gözden geçirmeli, ondan sonra da ulusalcıları suçlamaya hakları olup olmadığını tesbit etmelidirler. Tabii ki, böyle bir tesbit yapma kabiliyetleri varsa. İktidarın da kendi çizgilerinde olduğuna bakarak kendilerinin doğru yolda olduklarını sanmaları ve savunmaları gerçeğin ifadesi olmaktan çok uzaktır.

Irak işgalinin başlamasından bu yana 30 civarında vatandaşımızı terör sebebiyle kaybettik. Millet olarak bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Ancak, 30 vatandaşımızı kaybetmiş olduğumuz ortamın nasıl oluştuğunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Terörün savunulacak bir yanı olmamakla birlikte, ülkelerin işgalinin savunulacak yanı olabilir mi? Bir takım kalemler ABD'yi duydukları sempati ve bağlılık sebebiyle "Amerika ne yaparsa iyi yapar" gibi bir mantık sergiliyorlarsa doğruyu görmeleri hiçbir zaman mümkün olamaz.

Uzun lafın kısası şu ki; ABD Irak'ta sergilediği tavır ve uygulamalar ile Türkiye'nin altını oymaktadır. Bizler de bu ülkenin vatandaşı olduğumuza göre, kendi ülkemizin çıkarlarını düşünmek, değerlendirmelerimizi buna göre yapmak durumundayız. ABD aşıklarının çizdiği tabloya inanarak onların peşinden gitmeyi sürdürürsen, birgün elimizde bu güzel yurt parçası da kalmayabilir..

Unutulmamalıdır ki, ABD kendi bildiğini okuyor ve bunu yaparken de sadece kendi çıkarını ve İsrail'i düşünüyor. Biz niçin kendi çıkarlarımızı ABD için feda edelim?

 

Milligazete