Ali Kadri'ye Göre İnsanlığın Hali - Korkut Borotav
Yazının başlığına bakıp ''Kim bu Ali Kadri?'' diye soranlara açıklayayım: Ali Kadri benim iyi bir dostumdur. Brezilya, Kanada ve Lübnan pasaportları taşır. İktisatçıdır; ama felsefeye meraklıdır. Hegel, Lucas, Gramsci ve Marx tutkunudur. Yaşı ilerledikçe uslanacağına militanlaşan uyumsuz kişilerden biridir. Bana (ve diğer dostlarına) sık sık, dünyanın çeşitli köşelerinden, ''insanlığın hali'' üzerinde gözlem ve düşünceler içeren internet mesajları yollar.
''Geçen pazar günü New York'ta Irak işgalini protesto eden dört yüz bin kişinin önemli bir çoğunluğu, Irak işgalini sürdürmek isteyen bir başka siyasetçiye, John Kerry 'ye kasım seçimlerinde oy verecekler. Zira, Amerikan solunu 'Bush olmasın da kim olursa olsun' hastalığı felce uğratmıştır. Bu sloganı pazarlayan ve benimseyenlere göre, esas görev Irak işgaline son vermek değil, George W. Bush 'a karşı çıkmaktır. John Kerry de Irak savaşından nefret eden insanların kendisine mahkûm olduklarını bildiği için, 'Solcu görünme, Amerikan değerlerine sahip çık, Irak konusundan uzak dur, yurtsever görün, ekonomik konulara ağırlık ver' diye özetlenebilecek seçim stratejisini benimsedi. Sonunda, George Bush'un 13-15 puan arkasına düşünce paniğe kapıldı; seçim kampanyasını yürüten ekibi değiştirdi; ama, yeni ekip, 'Bush'a karşı sertleşelim; edepsizlik dozunu yükseltelim' demenin ötesinde bir yenilik öneremedi. Halbuki, bu seçimde Amerikan toplumunu ortadan bölen temel konu, ABD'nin Irak'tan çekilip çekilmeyeceğidir. Ne var ki Kerry bu konuda Bush'tan farklı bir tavır aldığı andan itibaren, 'liberal' , yani solcu damgasını yiyeceğini ve bunun da kesin yenilginin reçetesi olacağını düşünüyor... Aynen 1972'de Vietnam savaşına karşı çıkıp Nixon karşısında bir hezimete uğrayan McGovern gibi... O günden bu güne, seçim sahnesine çıkan Amerikan solcularının ana uğraşlarından biri, solculuklarını gizlemek olmuştur.''
Ali Kadri, bu güncel saptamalarıyla yetinmiyor; ''Amerikan solu'' üzerinde de keskin gözlemler yapıyor: ''Amerikan solunda kafa karışıklığı patolojiktir. 'Liberal' in 'solcu' diye anlaşıldığı tek ülke Amerika'dır. Amerikalılara göre solculuğun alamet-i farikalarının başında, kürtajın serbest bırakılması ve eşcinsellere evlenme hakkının tanınması gibi temalar gelir ve bu 'aykırı' öncelikler nedeniyle, mavi yakalı işçiler, ABD'nin Güney ve orta bölgelerinin yoksul beyazları, dindar emekçiler giderek solculara yabancılaşmışlar; Hıristiyan köktendinciliğinin ve bütün kötülükleri devlette gören sapkın akımların etkisi altına sürüklenmişler; siyaset ve ideoloji alanlarında sermayenin egemenliğine teslim olmuşlardır.''
''Amerikan solu'' ile uğraştıktan sonra, Ali Kadri, bir de Dalay Lama 'ya el atmış. Bu kutsal kişinin 1996'daki bir konuşmasını bulmuş. Dalay Lama, burada, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin kaderiyle ilgilendiği için Marksist sisteme sempati duyduğunu ve bu nedenle kendisini, yarım Marksist, yarım Budist olarak gördüğünü söylemekte imiş.
Bunları aktardıktan sonra, Ali Kadri ekliyor: ''CIA'dan para alsa da, galiba Dalay Lama, Amerikan liberallerinden daha solda; an azından işçi sınıfı, sömürü gibi terimler kullanıp Marksizmi ciddiye aldığını söylüyor.''
****
Ali Kadri'yle iletişim kurmak zordur. Zira, dinlemekten çok anlatmayı sever; internet mesajları da adeta ''yüksek sesle düşünür'' gibi; yani yanıt beklemeden yazılmıştır.
Yine de ''soldaki ideolojik kargaşa'' üzerinde yazdıklarından sonra, Ali Kadri'nin Türkiye solu üzerinde neler düşünebileceğini merak ediyorum. Keşke Türkçe bilseydi. Önce solculuğu ''Kopenhag kriterleri'' ne uyum ile özdeş gören yazarlardan örnekler aktarırdım. Sonra da ilericiliğin temel göstergesini, ''Kıbrıs davası'' ile ''türbanla mücadele'' olarak gören solcu anlayışlardan örnekler iletirdim. Bilimsel hırsızlık sanığı, savaş kışkırtıcısı, sosyalist bilim insanlarını üniversiteden tasfiye çabalarıyla ünlenmiş bir üniversite rektörüne, ''aydınlanmacı, anti-emperyalist, ilerici'' payeleri yakıştıran ve son günlerde bu kişinin makamını koruma çabalarını solculuk adına destekleyen yazı, demeç, haber kupürleri gönderirdim.
Bana öyle geliyor ki, bu iletişimi kurabilseydim, Ali Kadri, bana ''Sizin solcuların durumu, en az Amerikalı solcularınki kadar vahim'' derdi.