Dış Politika8 Eylül 2004 00:00
EMPERYALİZMİN YENİ DEĞNEKÇİLERİ
Emperyalist doktrinler üzerine uzmanlaşmış, teşkilat ve tarikat mensubu olmayan zeki ve vatansever düşünce adamlarımız var mı? (Tekelci medyanın satılık şaklabanlarını kastetmiyorum) Devlet bunları dinliyor mu? Bu gün mesailerini Orta Doğu haritası başında geçirenler, harıl harıl çalışmaktadır. Bu ülkenin bekasını sürdürebilmesi için bizim de aynı yöntemleri kullanmamızdan başka çare yoktur.coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholabilify link abilifymicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel
Emperyalizmin ‘post modern Sevr politikası’ harı harıl işliyor. Kuyruğu kendi ekonomik sistemindeki tıkanıklıktan iyice sıkıştığı için olası kaos dönemine ‘ısıtılmış senaryoları’ ile hızlı girmek istiyor. Kendi devlet dinamikleri tamamen orta sınıfına sömürü refahı pompalamak üzerine inşa edildiği için bu sistemde doğan tıkanıkların yaratacağı içsel felaket ve kaosları başka milletler üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Buradaki en büyük hedef bizim gibi iki yüzyıldır bütün kışkırtmalara ve darbelere karşın ayakta kalmış, ulus olma sınavını ekonomik kriterlere değil, tarihi ve milli değerlere oturtmuş uluslardır.
Emperyalizmin bu yüzyılın başındaki en büyük değnekçisi Yunanistan’dır. Rumlar ve Ermeniler bu yüzyılın başındaki emperyal kışkırtmalara kapılarak bu ülke üzerinde iki büyük hezimet yaşamıştır. Ermeniler’i Ruslar kışkırtmış ve bu Doğu Anadolu’daki bu kışkırtma hem Ermeniler için hem de Türkler için büyük acılara sebep olmuştur. Yüzyıllardır bu topraklarda barış içerisinde yaşamış iki halk birbirlerine düşmüş, arkasından ‘Ermeni tehciri’ neticesinde malum olaylar yaşanmış, Ermeniler yüzyıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmışlardır.
Rumlar ise İngilizler’in kışkırtması ve Yunanistan’ın aktif katılımı ile Anadolu’ya saldırmışlar, ve Türk İstiklal savaşı ile yüzyıllardır yaşadıkları bu toprakları karga tulumba terk etmek zorunda kalmışlardır. Yunan tarihinde bu gün ‘Küçük Asya’ faciası diye geçen süreç emperyalist kışkırtmaların sonucudur.
Bu gün varoluşumuzun önündeki en büyük iki tehdit İsrail nüfüz yayılmacılığı ve Kürt milliyetçiliğidir. Kürt milliyetçiliğinin en büyük desteği de İsrail nüfüz yayılmacılığıdır. Kuzey Irak’ta can ciğer kuzu sarması emperyal tutkalı ile tutturulmuş bu iki dostun harıl harıl ‘harita-metod’ çalıştıklarından kimsenin kuşkusu yok. Peki biz buna karşı ne yapıyoruz?
Bağımsız ve üstün yeteneklerle donatılmış ve icabında Kurtuluş savaşında olduğu gibi direnişçi ulusal güçlerin çekirdeğini oluşturacak kuvvetli bir istihbarat servisimiz var mı?
Bölgenin tarihinde, kültüründe, coğrafyasında uzmanlaşmış fikir ve teori üretecek tam donanımlı uzmanlarımız var mı?
Emperyalist doktrinler üzerine uzmanlaşmış, teşkilat ve tarikat mensubu olmayan zeki ve vatansever düşünce adamlarımız var mı? (Tekelci medyanın satılık şaklabanlarını kastetmiyorum) Devlet bunları dinliyor mu?
Genel kurmay doğrudan veya zimni olarak bu tür insanların bir araya gelip yeni savunma ve varolma doktrinimizi oluşturacağı ‘think-thank’leri destekliyor mu? Fikir alış verişinde bulunuyor mu?
Bu ülkeden yurt dışına bu kadar beyin göçü yaşanırken bu insanların üretim yapacağı sözde değil gerçek anlamda teknoloji ve katma değer üreten bir savunma sanayii yaratabildik mi?
Eğer bu tedbirler bu günden alınmazsa, bunun bize insan , güç ve servet maliyeti ne olacaktır?
Bu gün mesailerini Orta Doğu haritası başında geçirenler, harıl harıl çalışmaktadır. Bu ülkenin bekasını sürdürebilmesi için bizim de aynı yöntemleri kullanmamızdan başka çare yoktur.
Yüz elli yıllık modernleşme tarihimiz bir fiyaskodur.Bütün bu görüntüde modernleşme çabalarının sonucunda birbiri ile koltuk sevdası ülküsünde buluşmuş bir bürokrasi, bütün ticari aktivitesini devleti hamhumlamak veya kendine ayrıcalıklı ekonomik alanlar yaratma çabasına dayandırmış bir burjuvazi, bilimi değil hamaseti şiar edinmiş sözde bilim adamları ile ezik ve tek derdi boğaz olan bir halk yarattık! Ancak, yine de emperyallerin planlarını bu kadar tedbirli ve sinsice kotarmaya çalışmalarının ardında onların bilinçaltlarında bu halkın Çanakkale direnişinin bir tramva yaratmış olması yatmaktadır.
Emperyalizmin bu yüzyılın başındaki en büyük değnekçisi Yunanistan’dır. Rumlar ve Ermeniler bu yüzyılın başındaki emperyal kışkırtmalara kapılarak bu ülke üzerinde iki büyük hezimet yaşamıştır. Ermeniler’i Ruslar kışkırtmış ve bu Doğu Anadolu’daki bu kışkırtma hem Ermeniler için hem de Türkler için büyük acılara sebep olmuştur. Yüzyıllardır bu topraklarda barış içerisinde yaşamış iki halk birbirlerine düşmüş, arkasından ‘Ermeni tehciri’ neticesinde malum olaylar yaşanmış, Ermeniler yüzyıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmışlardır.
Rumlar ise İngilizler’in kışkırtması ve Yunanistan’ın aktif katılımı ile Anadolu’ya saldırmışlar, ve Türk İstiklal savaşı ile yüzyıllardır yaşadıkları bu toprakları karga tulumba terk etmek zorunda kalmışlardır. Yunan tarihinde bu gün ‘Küçük Asya’ faciası diye geçen süreç emperyalist kışkırtmaların sonucudur.
Bu gün varoluşumuzun önündeki en büyük iki tehdit İsrail nüfüz yayılmacılığı ve Kürt milliyetçiliğidir. Kürt milliyetçiliğinin en büyük desteği de İsrail nüfüz yayılmacılığıdır. Kuzey Irak’ta can ciğer kuzu sarması emperyal tutkalı ile tutturulmuş bu iki dostun harıl harıl ‘harita-metod’ çalıştıklarından kimsenin kuşkusu yok. Peki biz buna karşı ne yapıyoruz?
Bağımsız ve üstün yeteneklerle donatılmış ve icabında Kurtuluş savaşında olduğu gibi direnişçi ulusal güçlerin çekirdeğini oluşturacak kuvvetli bir istihbarat servisimiz var mı?
Bölgenin tarihinde, kültüründe, coğrafyasında uzmanlaşmış fikir ve teori üretecek tam donanımlı uzmanlarımız var mı?
Emperyalist doktrinler üzerine uzmanlaşmış, teşkilat ve tarikat mensubu olmayan zeki ve vatansever düşünce adamlarımız var mı? (Tekelci medyanın satılık şaklabanlarını kastetmiyorum) Devlet bunları dinliyor mu?
Genel kurmay doğrudan veya zimni olarak bu tür insanların bir araya gelip yeni savunma ve varolma doktrinimizi oluşturacağı ‘think-thank’leri destekliyor mu? Fikir alış verişinde bulunuyor mu?
Bu ülkeden yurt dışına bu kadar beyin göçü yaşanırken bu insanların üretim yapacağı sözde değil gerçek anlamda teknoloji ve katma değer üreten bir savunma sanayii yaratabildik mi?
Eğer bu tedbirler bu günden alınmazsa, bunun bize insan , güç ve servet maliyeti ne olacaktır?
Bu gün mesailerini Orta Doğu haritası başında geçirenler, harıl harıl çalışmaktadır. Bu ülkenin bekasını sürdürebilmesi için bizim de aynı yöntemleri kullanmamızdan başka çare yoktur.
Yüz elli yıllık modernleşme tarihimiz bir fiyaskodur.Bütün bu görüntüde modernleşme çabalarının sonucunda birbiri ile koltuk sevdası ülküsünde buluşmuş bir bürokrasi, bütün ticari aktivitesini devleti hamhumlamak veya kendine ayrıcalıklı ekonomik alanlar yaratma çabasına dayandırmış bir burjuvazi, bilimi değil hamaseti şiar edinmiş sözde bilim adamları ile ezik ve tek derdi boğaz olan bir halk yarattık! Ancak, yine de emperyallerin planlarını bu kadar tedbirli ve sinsice kotarmaya çalışmalarının ardında onların bilinçaltlarında bu halkın Çanakkale direnişinin bir tramva yaratmış olması yatmaktadır.