Dış Politika7 Eylül 2004 00:00

‘Rüzgar Eken Fırtına Biçer..’ - Uluç Gürkan

Dinci terörün uluslararası rekabette bir ‘dış politika aracı’ olarak kullanımı bugünün olayı değildir.. Örneğin, ‘El Kaide’ ve ‘Taliban’, Sovyetler Birliği’ne karşı ABD tarafından uzun yıllar himaye ve destek görmüştür. İsrail, FKÖ’ye karşı oldukları gerekçesiyle şimdi sorun yaşadığı örgütlerin kuruluşuna sempatiyle bakmıştır. Devletlerin desteği olmadan böylesine yaygın ve güçlü terör örgütleri yaşama olanağı bulamaz. renovation vejle link renovadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Türkiye, NATO’nun belirlediği dünya genelindeki 18 kriz bölgesinden 14’üyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilidir. Coğrafi konumu, tarihi ve kültürel bağları nedeniyle bölgesindeki krizlerden etkilenmektedir. Bu nedenle de, ‘kriz etkisi’ ve ‘risk duyarlılığı’ bağlamındaki ülkeler sıralamasının başında yer almaktadır.

Dünyadaki krizleriyle yakından ilgili bir başka ülke de ABD’dir. Ancak, ABD’nin kriz bölgeleriyle ilgisi Türkiye’den farklıdır. Coğrafi olarak kriz bölgelerinin uzağındadır. Bu bölgelerle tarihi ve kültürel bağları da yoktur. Buna karşın, başta enerji kaynakları olmak üzere, ekonomik ve siyasal çıkarları dünya genelinde kontrol amacıyla hemen her krizde doğrudan taraf olmaktadır.

Türkiye ise çevresindeki krizlerden, taraf olmasa dahi etkilenmektedir. Irak’ta ve Rusya Federasyonu’nda yaşanan son terör olaylarından da kendisine düşen risk payını fazlasıyla aldığını söylenebilir.

***

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada, özellikle de Irak’ta ve Rusya Federasyonu’nda birbirini izleyen terör olayları oldu. Bunları sıradan terör olayları olarak düşünmemek gerekir.

Bu olayların dikkat çekici bir özelliği, artan şiddetle yaygınlaşıyor ve çocuklar dahil sivillere yöneliyor olmasıdır. Bir diğer özelliği ise ‘İslami’ bir görüntü içinde biçimlenmesidir.

Ötesinde, bu terör olayları ‘dış politika aracı’ olarak da kullanılmaktadır. Irak’ta, ulusal direnişçilerin yanında insan kasaplığı yapanlar da, ülkedeki Amerikan işgalinin sona ermesinden söz edebilmektedir. Kimi Çeçen militanlar, yüzlerce çocuğun katledildiği bir ortamda dahi bağımsızlık mücadelesinden dem vurabilmektedir.

Ancak, bu terörist grupların yarattıkları vahşet ve sergilediği alçaklık, ülkelerinin özgürlük mücadelesine de, İslam dinine de ciddi zararlar verirken, Samuel Huntington’ın ‘Uygarlıklar Çatışması’ tezine tam destek oluşturmaktadır. Bu arada, ABD Başkanlık seçimlerinde de kampanya malzemesi olabilmektedir.

ABD Başkanı Bush, yeniden adayı olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin kongresine rastlayan günlerdeki bu terör olayları sayesinde gözle görülür bir avantaj sağlamıştır. Çok sayıda Hıristiyan kişi şimdi Bush’u, dünyayı ‘Müslüman teröristlerden koruyacak haçlı seferi komutanı’ olarak görmektedir..

***

Dinci terörün bugün geldiği nokta, hala bir biçimde istismar edilebiliyor olsa da, ‘rüzgar eken fırtına biçer’ sözünü büyük ölçüde doğrulamaktadır..

Dinci terörün uluslararası rekabette bir ‘dış politika aracı’ olarak kullanımı bugünün olayı değildir.. Örneğin, ‘El Kaide’ ve ‘Taliban’, Sovyetler Birliği’ne karşı ABD tarafından uzun yıllar himaye ve destek görmüştür. İsrail, FKÖ’ye karşı oldukları gerekçesiyle şimdi sorun yaşadığı örgütlerin kuruluşuna sempatiyle bakmıştır.

Suriye uzun yıllar PKK’ya ev sahipliği yaparken, bu kanlı örgüt, Türkiye’nin sorunlu komşuları Irak, İran, Yunanistan ve Ermenistan’da barınma olanakları bulmuş, çok sayıdaki Avrupa ülkesinden siyasi destek sağlamıştır.

Rusya’nın PKK’ya sahip çıkması karşısında Türkiye’nin de el altından Çeçen direnişine destek verdiği iddiası yıllardır iki ülke arasında tartışma yaratmıştır. Bugün de ABD, Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığına ‘askeri yöntemler dışında mücadele’ edebiyatıyla açıkça koruma sağlamaktadır..

Bu örnekler, uluslararası rekabet ortamında teröre ‘yataklık eden’ ve ‘destek veren’ devletlerin hala var olduğunu ve bir tür ‘devlet terörü’ yaratarak bunu bir ‘dış politika aracı’ olarak kullandıklarını ortaya koymaktadır. Teröre devlet desteği mutlaka son bulmalıdır. Devletle terör örgütlerini, uluslararası rekabetlerinde başka devletlere karşı, teröre karşı mücadelelerinde ise diğer terör örgütlerine karşı kullanma politikalarından hemen vazgeçmelidir. Yoksa, devlet terörü var olduğu sürece terör, sadece lanetlenerek mağlup edilemez. Devletlerin desteği olmadan böylesine yaygın ve güçlü terör örgütleri yaşama olanağı bulamaz.

07.09.2004