Dış Politika19 Ağustos 2004 00:00

Gidisat, yeni bir enerji bunalimina dogru mu? - Mehmet Ögütçü

Petrol fiyatlarindaki artis ve onun hem dunya ekonomisine hem de jeopolitigine yansimalari yeni bir konu degil. Ozellikle 1970'lerden bu yana varili 10 ila 46 dolar araliginda gidip geliyor. Ancak ilk defa icinde bulundugumuz donemde bu kadar cok sayida belirsizlik ve etmen petrol fiyatini belirlemede rol oynuyor; sonucta saglam tahminler yapilmasini guclestiriyor.cialis coupons printable link discount prescription drug cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mg

Gidisat, yeni bir enerji bunalimina dogru mu?


Mehmet Öğütçü

OECD, Paris

(17 Agustos 2004)

Petrol fiyatlarindaki artis ve onun hem dunya ekonomisine hem de
jeopolitigine yansimalari yeni bir konu degil. Ozellikle 1970'lerden
bu yana varili 10 ila 46 dolar araliginda gidip geliyor. Ancak ilk
defa icinde bulundugumuz donemde bu kadar cok sayida belirsizlik ve
etmen petrol fiyatini belirlemede rol oynuyor; sonucta saglam
tahminler yapilmasini guclestiriyor.

Halihazırda uluslararası petrol talebi günlük 83 milyon varil
civarında ve 2020'ye kadar bunun 120 milyon varile çıkması
bekleniyor. Arz ayni tempoda artmayabilir; bircok uzmanin bel
bagladigi yenilenebilir enerji kaynakları, enerji arzında sanıldığı
kadar yüksek bir paya - ekonomik nedenlerle - ulaşamayabilir.
Dolayısıyla, basta petrol ve doğal gaz olmak üzere fosil yakıtlar
geleceğimizi belirlemeye devam edecek. Hesaplari buna gore yapmak
lazim.

Herkes solugunu tutmus Amerikan petrol ithalatinin yuzde 15'ini
saglayan Venezuela'daki secimde Chavez'in yeniden baskan secilip
secilmeyecegini ogrenmeye calisiyor. Amerikan baskanlik secimi
yarisinda Bush ile Kerry gelecek enerji politikalari konusunda
carpisiyorlar: daha fazla petrol uretimini tesvik mi yoksa alternatif
yakitlara ve tasarrufa yonelme mi?

Bir kulagimiz Asya'daki en buyuk petrol ureticisi olan Endonezya'daki
baskanlik secimlerinde, Afrika'nin petrol devi Nijerya`daki grevin
nasil sonuclanacaginda. Putin'in dunya petrol arzinin yuzde 2'sini
ureten Yukos'a karsi tavrinin ardinda yatan gerekceler merak
ediliyor.

Japonya'nin onune gecerek dunyadaki en buyuk ikinci petrol piyasasi
haline gelen Cin'in yilin ilk yedi ayindaki petrol ithalatinin, gecen
yilin ayni doneminde kiyasla yuzde 40 artarak gunluk 2.5 milyon
varile ulasmasinin tuketim ile mi yoksa "yagisli gunler" icin
stoklama ile mi baglantili oldugunu sorgulaniyor. Cin'deki buyumenin
Asya'nin kalan bolumunde de ekonomik canlanmayi, tabii ki beraberinde
yuksek petrol talebini nasil tetikledigini inceleniyor. Hindistan'in,
petrole susamis ekonomisindeki súratlei buyumenin yansimalari
tartisiliyor.

Shell'in tahmini petrol rezerlerini yuzde 20 azaltmasi, ABD'de
stoklarin tarihinin en dusuk duzeyinde seyretmesi, Suudi
rezervlerinin buyuklugu ve uretiminin maksimum duzeye ciktigi, bundan
sonra azalabilecegi spekulasyonlari, Meksika Korfezi'ndeki tayfunun
yol actigi uretim kaybi, dunyanin ikinci en buyuk petrol rezervlerine
sahip Irak'ta boruhatlarina saldirilarin artmasi, kuresel duzeyde
enerji yatirimlarinin olmasi gereken duzeyin cok altinda seyretmesi
de petrol fiyatlarini ongormeye calisanlarin yakindan takip ettikleri
konular.

Bir de genellikle kagit uzerine dokulmeden tartisilan petrol
fiyatlarinin yukselmesinin ardinda buyuk guclerin ve petrol
sirketlerinin ne gibi hesaplarinin yattigi konusu var. Acaba ABD,
belli bir esige kadar fiyat yukselmesine goz yumarak hatta bunu
tesvik ederek dolar-renminbi uzerinden petrol ithal eden Cin'in
onlenemez gorunen suratli ekonomik yukselisine set mi cekmek istiyor?
Rusya'nin Yukos ile ilgili politikasi aslinda dusuk stok duzeyleri
nedeniyle bicak sirtinda olan petrol arz-talep dengesini bozarak
petrol ihrac gelirlerini arttirmak istemesinden mi kaynaklaniyor?
ABD'nin Ortadogu'nun yeniden tasarimi planlari ile ne gibi bir
baglanti kurulabilir? En karli donemlerini yasayan petrol piyasasi
spekulatorleri bu senaryolarda nasil bir rol oynuyorlar?

Daha da ileri giden bircok yorumcu, petrol fiyatlarinin kontrolden
cikip –ozellikle de El Kaide'nin halen gunluk 9 milyon varil uretim
gerceklestiren ve uc ay icinde harekete gecirilebilecek 1.3 milyon
varillik yedek kapasitesi bulunan Suudi Arabistan'in petrol
uretim/sevkiyat tesislerine karsi ciddi bir saldiri gerceklestirmesi
halinde – 50 dolarlik psikolojik esigi asarak dunyayi ucuncu enerji
bunalimina surukleyebilecegini dusunuyor.

Fiyat artisi nereye kadar?

Aslında petrol fiyatlarındaki en dramatik gelisme 1990'da yasanmisti.
Hatırlarsanız, Ağustos 1990'da 20 dolar düzeyinde iken varil başına
fiyat aynı yılın sonbaharında 40 dolara vurmuştu. Bundan bes yil
once petrolun cok ucuzladigi kaygisi vardi. Nisan 1998'de yaklasik 10
dolar duzeyine gerilemisti (Ekim 1997'de 20 dolardan); hatta varili 5
dolara kadar dusebileceginden sozediliyordu. Kasım 2002'de Irak ile
ilgili 1441 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı alınmasından once 19-27
dolar aralığında seyretti bir sure.

Oysa simdi grafikler bambaska bir manzara gosteriyor. Brent ham
petrolunun fiyati Agustos 2004 ortasinda Londra'da 44.11 dolardan
islem gordu; New York'taki fiyat $46.91 ile rekor duzeyde. Baril
basina 50 dolar cok uzak bir ihtimal degil; hatta kiyamet senaryosu
yazanlar 80 dolar ve otesini tartisiyorlar.

Fiyat istikrarından tüketiciler kadar talep güvenliği isteyen OPEC
üreticilerinin de büyük menfaati var. Nitekim, petrol piyasalarinin
yuzde 33'uni control eden OPEC, yedi ham petrol sepetinin ortalama
fiyatı 20 gün boyunca kesintisiz 28 doları aşarsa piyasaya müdahale
ediyor ve günlük ilave 500.000 varil sürüyor.

Fiyat dususu hem yeni yatirimlari caydiracak, hem Iran'dan
Venezuela'ya ciddi ekonomik sorunlarla bogusmakta olan petrol
ureticisi ulkelerde bir dizi istikrarsizligi fisekleyecek. Artis ise
talep guvenligini zedeleyecek, dunya ekonomisindeki bunalim bumerang
etkisiyle petrol ureticilerini de vuracak. Bu nedenle, fiyatlarin arz-
talep dengesine oturarak ve piyasa kosullarina uygun sekilde olusmasi
hususunda hem uretici hem de tuketici ulkelerin ortak menfaati var.

Peki Turkiye ne yapmali?

Petrol piyasasindaki gelismeleri tevekkulle izleme luksumuz yok. Zira
enerji ithaline göbeğimizden bağlıyız. Enerji tuketimimizde petrolün
payı yüzde 40 civarında. Onu yüzde 20 ile doğalgaz izliyor. Petrol
ihtiyacımizin yüzde 90'unu, doğal gazın ise yüzde 96'sini genellikle
istikrarsız bölgelerden ithal ediyoruz. Ayni zamanda Irak ve Hazar
petrollerinin uluslararasi piyasalara sevkiyat guzergahi uzerinde
transit ulke konumundayiz.

Dolayısıyla, petrol fiyatlarındaki oynamalar bizim acimizdan yasamsal
onemde. Bunlari, etkimiz ve gucumuz oraninda etkileyecek ve ulke
ekonomisi uzerindeki olumsuz etkisini azaltacak proaktif politikalar
izlenmesi gerekiyor. Enerji sektörüne hem dış politikada, hem dış
ekonomik güvenlikte hem de makro-ekonomik dengelerde öncelikli bir
konum kazandirmak zorundayiz. Bunun bilincindeyiz, ancak ne ölçüde
yapıyoruz bilemiyorum.

Hukumetin ozellikle ekonomik baglamda alacagi kisa, orta ve uzun
vadeli onlemleri ayri ayri degerlendirmek gerekiyor:

Kisa vadede, enerji yogun ve ulasima bagimli sektorlerde fiyat artisi
en agir sekilde hissedileceginden oncelik bu sektorlere ve bu tur
beklenmedik krizlere en duyarli olan kucuk ve orta olcekli
isletmeleri rahatlatici onlemlere verilmelidir. Yuksek petrol
fiyatlari dogrudan dunya girdi ve temel mal fiyatlarini, dolayisiyla
uretim ve ticaret maliyetlerini arttiracagindan bunun cok gecmeden
tuketici fiyatlarina yansiyacagi malum. Ozellikle dusuk gelir
gruplarinin magduriyeti onleyecek ivedi onlemler dusunulmelidir.

Zaten durgunluk içindeki ekonomiye petrol fiyatlarındaki artışın
olduğu gibi yansıtılması çok ciddi sonuçlar doğurur. Enerji
vergilerinde indirim cari islemler hesabi aciginin daha da
kotulesmesi ve TL'nin deger kaybetmesi sonucunu dogurabilir. IMF mali
disiplini nedeniyle sübvansiyon zor; kalıcı olmaz. 1970'lerin
deneyiminden ders aldık. Fiyat istikrar fonu daha etkili şekilde
devreye sokulabilir. Diğer OECD ülkeleriyle ortak hareket etmek de
galiba en doğru yaklaşım gibi gözüküyor.

Gerçi çoğu ülke acil önlem planlarını, panik görüntüsünden kaçınmak
icin, net sekilde ortaya koymuyor ama ciddi önlemler alındığından
kuşku yok. Sözgelimi, Kore Hükümeti fiyatlardaki her bir dolarlık
artışin ekonomisine yıllık 750 milyon dolarlık yük getirdigini,
enflasyonu korukledigini ve GSMH büyümesini yüzde 0.25 gerilettigini
acikladi.

Koreliler ilk iş olarak petrol ithalatından alınan gümrük tarife ve
vergilerini yarı yarıya azalttılar. Fiyat daha da yükselirse bunları
sıfırlamayı düşünüyorlar. Şayet, 10 günlük Dubai fiyat ortalaması
belli bir duzeyin uzerine cıkarsa stratejik rezervlerinden bir
bölümünü, OECD Uluslararasi Enerji Ajansi ile istişare halinde,
piyasaya sürmeyi planladığını da acıkladı.

İsvicre hükümeti ise, öncelikle enerji tasarrufu önlemlerine ağırlık
vereceğini, sozgelimi ilk elde ulaşim sektöründe cok kısa sürede
yuzde 25 tasarrufa gidilmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Orta ve uzun vadede, sayet fiyatlardaki yukselmenin önüne geçilemezse
son çare olarak OECD Uluslararasi Enerji Ajansı üyelerinin stratejik
petrol rezervlerini devreye sokmaları düsünülebilir. Her üye ülke en
az 90 günlük net ithalat gereksinimi kadar petrolü stoğunda
bulundurmak zorunda. Halihazırda IEA'nin rakamlarına göre 26 ülkenin
özel ve kamu kuruluşları tarafından tutulan petrol stokları 155 gün
yetecek ölçüde (günlük 25 milyon varil).

Bu stoklar, hem ham petrol hem de işlenmiş olarak, üye ülkelerin
dağıtım noktalarına yakın yerlerde stoklanmış durumda; gerektiğinde
süratle piyasaları sakinleştirmek icin sunulabilir. Bazı uzmanlar,
piyasadaki belirsizliği gidermek ve güven vermek için stratejik
rezervlerin şimdiden piyasaya sunulması gerektiğini savunuyorlar.
Bush yonetimi simdilik bu karti kullanmaya niyetli degil; son care
olarak elde tutmayi tercih ediyor.

Petrol arz-talep dengesizliginin onumuzdeki donemde daha da
artabilecegi ve yeni bir uluslararasi enerji bunalimi patlak
verebilecegi yolundaki ihtimaller guc kazaniyor. Turk Hukumeti'nin bu
egilimleri dikkate alarak simdiden uzun vadeli ve kapsamli bir enerji
stratejisi olusturmasi gerekiyor.

Masabasi calismalardan ziyade ekonominin gereksinimleri, rekabet
gucunun arttirilmasina yonelik beklentiler, cevre kaygilari, dunya
enerji piyasalarinda ongoruler esas alinmali, katilimci bir
yaklasimla tum ilgili taraflari kucaklayacak bir surec
baslatilmalidir. Enerji tuketiminde, petrolun yerine, artan olcude
dogal gaz, yenilenebilir enerji kaynaklari ve ileri nukleer fuzyon
guc sistemleri dahil hidrojen enerjisi, yakit hucreleri, gunes
enerjisi gibi yeni enerji teknolojileri kullanimi, enerji tasarrufu
ve etkinliginin arttirilmasi ciddi sekilde gundeme sokulmalidir.

Daha da geniş düşünüp, Bakü-Ceyhan Boru Hattı'nın mevcut yüksek fiyat
ortamında süratle tamamlanması ve Kerkük'ün yanısıra yeni açılacak
Irak'in batisindaki petrol sahalarından akacak petrolün de boru
hatlarıyla Ceyhan'a yöneltilmesi kafamızın gerisinde olmalıdır.
Petrol fiyatlarinin belirlenmesinde etkin ulkelerle ozel diyalog
mekanizmalari gelistirilmesi de dis polítika hedefleri arasinda
oncelikli bir konuma yerlestirilmelidir.