Karlı Dağdan Kar mı Bağışlıyorsunuz! - İzzettin Önder
G-8'ler toplanmışlar, düşünmüş taşınmışlar ve şimdilik en yoksul 18 ülkenin borçlarını silmeye karar vermişler. İleride 20 ülkenin daha borçlarını sileceklermiş! Ne büyük bir âtıfet! Önce inanılmaz yüksek faizlerle yoksul ülkeleri borca boğun ve böylece verdiğinizden çok daha fazlasını geri alın, sonra da insanî bir eda takınarak zaten çoktan kapanmış bir hesabı tantanalı bir şekilde bir kez de siz kapatın! escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Başkan Clinton da, döneminin sonlarına doğru Kongre önünde yaptığı bir konuşmada, gelişmekte olan ekonomilerin ağır borç ve faiz yükü nedeniyle eğitim ve sağlık gibi çok temel hizmetleri dahi göremez hale gelmiş olduklarını, bu nedenle söz konusu ülke borçlarının silinmesinin yerinde bir politika olacağını kahraman bir eda içinde söylemişti. Amaç, biraz çevre temizliği, biraz vicdan rahatlığı yanında, biraz da yeni pazarlar oluşturmak olmasın!
Bir borç silme girişimi 1980'lerin ilk yarısında da yapıldı. Latin Amerika ülkeleri Kartegana'da toplanarak, ödemiş oldukları yüksek faizle borçlarını çoktan ödemiş olduklarını, fakat yükselen faiz yükü nedeniyle hâlâ borç yükünden kurtulamadıklarını, bu yüzden borç reddine gideceklerini ilan ettiler. Bu işe derhal müdahale edildi ve ABD'nin öncülüğünde borçlu ülkelerle sürdürülen ikili görüşmeler sonunda gerçekten borçların bir bölümü silindi (zaten borçlar faizi ile birlikte çoktan ödenmiş idi!), hızlı özelleştirme yapıldı ve sonuçta, yabancı yatırımcılar bu ülkelerin özvarlıklarının büyük bölümüne el koymuş, ülke siyasetinde de büyük bir ağırlık kazanmış oldu.
****
Dünya Bankası ve IMF verilerine göre, 1980'lerin ortalarından itibaren, geri ekonomilerin bu kurumlara yaptığı transferlerin tutarı, kendilerine yapılan aktarımların tutarını geçmiş bulunmaktadır. Bir ülke bir defa borç batağına saplandı mı, tüm ekonomik gücünü borç ödemeye tahsis edeceği gibi, siyasetini de ipotek altına almış olur. Artık bu ülke borçtan kurtulamayacağı gibi, ne oranda faiz ödeyeceğine ve ne zaman borç silme işlemine gidileceğine ülke kaynaklarına abanan parazitler karar verir. Geri ekonomilerin ''metalaştırılma'' sürecindeki serüveni budur!
Dünya Bankası'nın nisan ayında yayımlanan raporuna göre, 2004 yılında gelişmekte olan ekonomiler ortalama yüzde 6.5 oranında büyümüşler. İlk bakışta fevkalade olumlu olan bu büyüme oranının tetikleyicilerine bakıldığında, hemen tümünün -yaklaşık 350 milyar dolar- geri dönüşümlü dış kaynak olduğu görülür. Dış kaynaklar, bir bölümü ile borçtan ve varlık satın alımından, bir bölümü ile de reel yatırımlardan oluşmaktadır. Kısacası, özvarlık satışı ile bir seferlik dış kaynak girişi dışında, diğer kaynaklar faiz ve kâr getirileri ile giderek büyüyen değerlerle dışa aktarılacak kaynaklardır. Uzun dönemde ülkeyi kırılganlık riskine atma potansiyeli taşıyan, kısa dönemli, geçici ve aldatıcı kaynak kazancı ile avunmak, rasyonel yaklaşımla anlaşılır bir politika değildir! Ekonomik kalkınması dış kaynağa, özellikle de AB yatırımlarına bağlanan, milli gelir dalgalanmalarının dış kaynak giriş-çıkışlarıyla tetiklenen Türkiye'de, hiçbir gerçek iktisatçı, işlerin iyi gittiğine inanmaz.
****
Bazı çevreler yüksek faizin risk karşılığı olduğunu, risk bedeli ödenmiş olduğuna göre, borç reddi ile finans parazitlerine bu riski yaşatmanın yerinde ve haklı bir davranış olduğunu ileri sürerler. Tabiatıyla ekonomik açıdan geçerli olan bu iddianın politik zorluğu ortadadır. Zira, özellikle günümüz konjontüründe, böyle bir işleme kalkışan gelişmekte olan bir ülkenin başına çok şey geliyor olabilir. Buna rağmen, her şeyi göze alarak borç silme politikasını işleme koyan bir ülke, aynı anda, ülke içinde beliren aşırı servetleri de kamulaştırarak törpülemek durumunda olmalıdır. Böylece, borç silme işleminin politik riskini yüklenen halk, bu yükü kendisine yıkan çıkarcı çevrelerin uyanık davranışlarını taltif etmemiş ve kamusal hizmetlerde kullanabileceği ek kaynaklara kavuşmuş olur.
Bu görüş, G-8'lerin borç silme işlemi için de geçerlidir. Borçları silinen ülkelere kaynağı açıklanamayan aşırı servet birikimlerinin mutlaka kamulaştırılması ve bu kaynakların ülkenin kalkınmasında kullanılması gerektiği koşulu getirilmelidir.