Türkiye gerçekten büyüyor mu? Yiğit Bulut
Son günlerde artan işsizlik bu soruyu yeniden gündeme getirdi... Detaylı bakınca aslında cevabı da çok zor değil; Türkiye, sanal olarak büyüyor... Neden mi ? Yorum katılmamış objektif tespitler: - Cari açık ve dış ticaret açığında rekorlar kıran yani parasını değerli kılarak ithal mallarını kendi ülkesinde ucuz hale getiren, döviz kurunun sıcak para girişi ile devamlı düşen bir trend içinde kalmasını sağlayan her ülke kısa vadeli tanımlanmış bir gözlem aralığında; büyür... - Evet, son veri bir büyüme rekorudur ama dünyanın ilk ve tek cari açık ve dış ticaret açığı ile sağlanmış (aynı anda bu dinamiklerin de rekor kırdığı) bir büyüme rekorudur. Bu aslında büyüme değil, cari açık ve dış ticaret açığı gibi iki önemli değişkeni dibine kadar zorlayan ve ekonomiyi orta ve uzun vadede sakat bırakacak bir ilüzyondur... discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisabilify idippedut.dk abilifyoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
- Bu büyüme Türk üreticisinin büyümesi değil, Türkiye'ye mal satan yabancı üreticilerin büyümesidir... Türkiye'ye 2003 yılında 100 birim mal satan bir yabancı üretici 2004 yılında yüzde 10 büyüyerek, 110 birim mal satar hale gelmiştir. Bu denklem değişikliği o firmanın Türkiye'deki rakibin de kapanmasına, iflas etmesine yol açmıştır. Böyle büyüme olur mu? Dünya üzerinde kendi üreticisini yok ederek büyüyen bir ülke örneği daha var mı?
- Büyümeyi sağlayan 'kuru basarak' aynı anda sıcak paranın rantını maksimize eden dinamiğe, serbest dolaşamadığı için mal satamayan yerli endüstrinin günden güne ithalatçı olması gerçeğini ekleyin, ortaya çıkan sonuç çok net; ithalata dayanan kısa vadede lüks tüketim ile yerli üreticinin yok olması pahasına büyür görünen bir ekonomi...
Büyümenin detaylarına gelince...
Büyüme rakamının 'yüzde 6'ya yakını ithal ve taksitlendirilmiş yani bugün için karşılığı olmayan' tüketim artışından, yüzde 1'lik bölümü stok değişiminden kaynaklanıyor. Bu gerçeği dikkate alırsak gerçek büyüme denebilecek net rakam sadece en fazla yüzde 2 ile 3 arasında değişir. Bu gerçeğe 'DİE'nin itiraf ettiği 'yakında hesaplama yöntemi değişecek' tespitini ekleyin, ortaya çıkan ikincil sonuçlar da ilk bölümden farklı değil; gerçek denebilecek büyüme yüzde 2 ile 3 arasında...
Bu tespit sonrası şöyle diyenler çıkabilir. Özel tüketim ile büyümedik, bu gerçek bir üretim büyümesi? 'Cevap aşağıdaki tablo'da...
Tüketici kredileri son yılların rekor seviyelerine ulaşmış. Bu kredilerin bir kısmının döviz bazlı olması ayrıca dalgalanma anında ekonomimiz açısından önemli bir risk unsuru. Olmayan parayı harcatmışsınız ve cebinizde şu anda olmayan dövize endekslemişsiniz, yani ekonomiyi 'aman sistem kırılmasın diyerek sıcak paracıların her istediğini yapar' şekilde örgütlemişsiniz...
Sonuç: Ballandırılarak anlatılan büyüme; ülkedeki sağlam dinamiklerin zorlanarak, 'sıcak para, düşük kur, artan dış ticaret açığı, cari açık gibi' etkenler ile sanal bir tablo oluşumudur..
Not: Siz hiç büyüyen bir ekonomide;
-Hırsızlığın arttığını, kapkacın şehirleri esir aldığını.
-İşsizliğin rekorlar kırdığını
-Rekabet edemeyen üreticinin aynı malın ithalatçısı olduğunu.
Son söz: Sayın hükümetimizin 'büyüdük' sanarak nasıl küçüldüğümüz ve riskli hale geldiğimiz gerçeğine kulak verme zamanı geldi, geçiyor... Sadece beklentilerle yönetilen ekonomiler, beklentiler bitince ilk önce sırtlarındaki iktidarı atarlar...