Siyaset24 Aralık 2004 00:00

Erdoğan, şeytanın aklına taş düşürüyor! Arslan BULUT

Hani şeytanın aklına taş düşürmek derler ya, Türkiye''nin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan''ın 17 Aralık 2004''ten sonra Kıbrıs konusunda Annan Planı temelinde görüşmelerin yeniden başlamasını istediklerini açıklamasından sonra, Rumlar harekete geçti! Kıbrıs''ın Volkan Gazetesi başyazarı Sabahattin İsmail "Başbakan Erdoğan''a soruyorum: Hani Annan Planını artık görüşmeyecektik?" diye soruyor! Öyle ya, Annan Planı''nı artık görüşmeyeceğiz" diyen Tayyip Erdoğan değil miydi? Müdafaai Hukuk dergisinde ise "Recep Tayyip Erdoğan hiç değişmedi" başlıklı ve Su Alp Tigin imzalı yazıda, Metin Sever ve Cem Dizdar''ın "2.Cumhuriyet Tartışmaları" adlı kitabından alıntılara yer verilmiş.discount drug coupons click free discount prescription cardclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Kitap röportajlardan oluşuyor: "Önce şu ''eyalet'' konusu ile ilgili olarak Erdoğan''ın söylediklerine bir göz atalım.

Bu konudaki sorular ve cevapları şöyle: Millî bütünlüğün korunmasından söz ettiniz.

Bu değişim süreci içerisinde eğer, ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar millî yapı içerisinde kalmak istemezlerse ne olacak? Onun kararını yine halk verecek.

Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler! Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir.

Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse? Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa kurar.

Ama kudreti yoksa..

Buna hakkı var mıdır? Kudreti olmayabilir.

Bu hakkı kimden isteyeceği önemlidir.

Hak istenmez.

O hak meşrudur ya da değildir.

Burada sorulan o; meşru mudur? Coğrafî bütünlük içerisinde evet, ama coğrafî ayrılık içerisinde hayır.

Coğrafi bütünlükten kastınız Misak-ı Millî sınırları mı? Ona orda hudut tayin edemem.

O zaman bu hak da meşru değildir diyorsunuz.

Eyaletler tarzı bir sistem içinde olabilir diyorum." (s.422-423) "Bir de, Erdoğan''ın dile getirdiği şu düşüncelerini görürsek, günümüzdeki gelişmelerin sebeplerini daha bir temelden kavrayabiliriz: ''70 yıllık tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur.'' (s.420) ''Şu anda Türkiye Cumhuriyeti''nde 27 etnik grup yaşamakta.

Bu 27 etnik gurubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir.

Türkiye Türklerindir gibi tezler yanlıştır.'' (s.422) ''Ne yazık ki Türkiye''nin 70 yıllık tarihi boşa harcanmış bir zamandır.'' (s.421) Görüldüğü gibi, Recep Tayyip Erdoğan, tutarlı bir kişidir, dün ne ise bugün de odur, hiç değişmemiştir.

Dün ''Osmanlı eyalet sistemine geçilebilir'' diyordu, bugün geçilmek üzere! Dün ''Türkiye Türklerindir gibi tezler yanlıştır'' diyordu, bugün vatan toprakları yabancılara satılıyor.

Dün ''2000''li yılların dünyasında ve Türkiye''de artık Kemalizm''e yer yoktur'' diyordu, bugün Kemalizm''e karşı savaş açılmış bulunuyor! Dün ''Demokrasi, rejimi değiştirmek için araçtır'' diyordu, bugün rejimimiz değişiyor!" Diğer taraftan, artık ABD savaşı kaybetmeye başladığı için Türk ordusu kendi istediği zaman ve zeminde değil, ABD''nin istediği zaman ve zeminde provokasyonlarla Irak''a girmeye zorlanıyor.

Bu arada bir grup Iraklı Kürt, "Güney Kürdistan" dedikleri Irak''ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması için referandum yapılması amacıyla, 1.7 milyon Iraklının imzaladığı bir dilekçeyi BM yetkililerine verdi.

Benzer bir imza kampanyası da Türkiye''nin Güneydoğusunda, anket adı altında hazırlanıyor.

Zaten, Paris Kürt Enstitüsü''nün yayınladığı ilanda de özerklik ve federasyondan bahsedilmesi, operasyonların aynı merkezden yönlendirildiğini gösteriyor.

Şırnak''tan "Birinci Sınıf Vatandaş" imzasını da atarak mektup yazan okuyucumuz Mehmet Beşir Tatar ise şöyle diyor: "Leyla Zana ve arkadaşlarının hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bildirisi karşısında sesini çıkarmayan bölge milletvekillerini göreve davet ediyorum. Leyla Zana, kendisi gibi düşünen kişileri temsil eder ve onların adına konuşabilir.

Asla ve asla devletini, ülkesini ve bayrağını seven Kürt kökenli vatandaşları temsil etmeye yetkili değildir.

Biz, bölge halkı olarak Türkiye''nin birinci sınıf vatandaşıyız.

Bölge halkı ayrıdır, bölücü ve bölücülük ayrıdır.

Bu ülke bölünemez bir bütündür ve ilelebet yaşayacaktır." Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin temel nitelikleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti''nin uyguladığı politikalarla değiştiriliyor.

Oysa bu devlet "Anayasayı tağyir, tebdil ve ilga" teşebbüsünden nice genç insanı idam etmiştir! Demek ki, artık bir sona doğru gidiyoruz! Tabii kimin için son olacak, onu Türk Milleti''nin direnç gücü tayin edecek.