Ekonomideki Açıklar, Delikler - Öztin Akgüç
Bütçe açık, dış ticaret açık, cari işlemler açık, döviz pozisyonu açık, iç ve dış borç stoku kabarıyor, işsizlik artıyor, yoksulluk yaygınlaşıyor. Gel de ''Kevgir misin be kardeşlik'' diye düşünme. Çeşitli ağızlardan ekonominin iyiye gittiğinin söylendiği bir dönemde, açıklardan, ekonomik deliklerden söz etmek münafıklık ama, yine de resmi rakamlara dayanarak ekonominin bir tablosunu yılın ilk dört ayı için rakamlarla çizmeye çalışayım. cialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta
Ne zaman ekonomimize ilişkin verilere baksam, Orhan Veli 'nin şu dörtlüğü aklıma gelir: ''Cep delik, cepken delik - Yen delik, kaftan delik - Don delik, mintan delik - Kevgir misin be kardeşlik'' . Bütçe açık, dış ticaret açık, cari işlemler açık, döviz pozisyonu açık, iç ve dış borç stoku kabarıyor, işsizlik artıyor, yoksulluk yaygınlaşıyor. Gel de ''Kevgir misin be kardeşlik'' diye düşünme. Çeşitli ağızlardan ekonominin iyiye gittiğinin söylendiği bir dönemde, açıklardan, ekonomik deliklerden söz etmek münafıklık ama, yine de resmi rakamlara dayanarak ekonominin bir tablosunu yılın ilk dört ayı için rakamlarla çizmeye çalışayım.
* Bütçe yılın ilk dört ayında 10.244 milyon YTL açık vermiştir.
Faiz giderlerindeki düşüşe, vergi dışı gelirlerdeki büyük artışa karşın, 2005 yılı bütçesi yılın ocak-nisan döneminde 10.224 milyon YTL (10.2 katrilyon TL) açık vermiştir. Açık, bir önceki yıla göre daralmış olmakla beraber sürmektedir. Faiz dışı fazla, yılın dört ayında faiz giderlerinin yarısını dahi karşılayamadığından açık oluşmaktadır.
* İç borç stoku Ocak-Nisan 2005 döneminde 224.5 milyar YTL'den 236.2 milyar YTL'ye yükselmiştir.
Bütçe açığı sonucu iç borç stoku da yılın ilk dört ayında artışını sürdürerek Nisan 2005 sonu itibarıyla 236.2 milyar YTL (236.2 katrilyon TL) boyutuna ulaşmıştır.
Konsolide bütçe toplam borç stoku da yine aynı dönemde 316.5 milyar YTL'den (316.5 katrilyon TL) 329.5 milyar YTL'ye (329.5 katrilyon TL) yükselmiştir.
* Dış ticaret açığı yılın ilk dört ayında yüzde 17.8 oranında artmıştır.
Türkiye'de genellikle ihracat artışından söz edilir, ekonomideki olumlu gelişmelerin ihracata yansıdığı da, medyada başarı göstergesi olarak sunulur. Dış ticaret açığı, dışalımdaki artış genellikle es geçilir, flu bırakılır. Dış ticaretten söz edildiğinde yalnız dışsatıma bakmak yeterli değildir. Dışalımı da birlikte değerlendirmek gerekir.
Dış ticaret açığında sürekli büyüme dışında dışsatımın dışalımı karşılama oranı da düşüş gösteriyor. Yılın ocak ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 69.0 düzeyindeyken, nisan ayında yüzde 62.4'e düşmüştür.
Sınai ürünler ihracatı ile övünüyoruz. Doğrudur, sınai ürünler dışsatımı artışı olumlu bir gelişmedir. Ancak sınai ürünler dışalımı daha hızlı artıyorsa, sınai ürün dışsatımı sınai ürün dışalımı oranı düşüyorsa, açık büyüyorsa, burada başarı değil, sorun var demektir. Nitekim 2001 yılında sınai ürün dışsatımının dışalımı karşılama oranı yüzde 94.5 düzeyindeyken, bu oran 2002'de yüzde 89.0'a, 2003'te yüzde 86.7'ye, 2004 yılında yüzde 73.7'ye gerilemiştir. Yılın ilk dört ayında da bu oran yüzde 76.6 olarak 2004 yılı düzeyine yakındır.
Türkiye, enerji, petrol ve petrol ürünleri ithal ettiği için dış ticarette açık vermesi bir yerde doğal karşılanabilir. Tarım ürünlerinin dış ticarette payı azaldığı için Türkiye, dış ticaret açığının büyümemesi için sınai ürünler dışsatımı ile sınai ürünler ithalatını karşılayabilmelidir. Gerçi Türkiye IMF önerileri doğrultusunda az da olsa tarım ürünleri dış ticaretinde dahi açık vermeye başlamıştır. Eğer bir başarıdan söz edilecekse Türkiye sınai ürün dışsatımı ile sınai ürün ithalatını karşılayabilmelidir.
* Cari işlemler açığı yılın ilk dört ayında yüzde 25.4 oranında büyümüştür.
Yurtdışında yerleşik alanlarla mal ve hizmet alım satımını ve işçi dövizleri gibi tek yanlı transferleri içeren cari işlemler dengesi yılın ocak-nisan döneminde bir önceki yılın eş dönemine göre yüzde 25.4 oranında artarak 8.885 milyon USD'ye yükselmiştir. Cari işlemler açığının artmasında en büyük etken dış ticaret açığının büyümesi olmakla beraber, işçi dövizlerindeki azalış da dikkati çekmektedir.
* Bankalar dahil özel kesimin döviz pozisyon açığı büyümektedir.
TL'nin yabancı paralara göre faiz oranı çok daha yüksek olduğundan, bankalar faiz arbitrajı yaparak, yabancı para ile borçlanıp bunun en az bir bölümünü TL olarak plase ederken (TL kredi verme ya da devlet borçlanma senetleri satın alma yoluyla) güçlü özel firmalar, yabancı para ile borçlanmayı yeğlemektedirler. Bankalar bu şekilde net faiz gelirlerini arttırırken, banka dışı özel kuruluşlar da finansman giderlerini azaltmaktadırlar. Ancak kurlarda yukarıya doğru oynama, kur riski taşıyan kuruluşlarda büyük zararlara neden olabilir.
* Karşılıksız çek adedi ve tutarı, yaptırımlara karşın artmaktadır.
Merkez Bankası verilerine göre yılın ilk dört ayında karşılıksız çek sayısı, bir önceki yılın eş dönemine göre yüzde 12.3 oranında artarak 357.990'a yükselmiştir. İşlerin gerçekten iyi gittiği bir ekonomide karşılıksız çek, protesto edilen senetlerde hızlı artış olmaz.
Köşenin boyutu el vermediği için işsizlik artışına, yoksulluk yaygınlaşmasına bu yazıda yer veremedim. Övgüleri, övünmeleri, beklentileri, tahmini rakamları bir yana bırakıp gerçekleri görmeye çalışalım.