Ekonomi10 Haziran 2005 00:00

Mümkün değil! - Yiğit Bulut

Ne kadar ilginçtir ki, Tüpraş'a talip olan devlerin çoğu, ülkelerinde hâlâ kamunun yüzde 25'in üstünde hatta bazılarında yüzde 80'lere çıkan oranlarda pay sahibi olduğu şirketler...

Ne mi mümkün değil? Var olan kanunlar, yürürlükte olan düzenlemeler ve en önemlisi normal bir Türk vatandaşının 'sahip olması gereken ahlak-vicdan değerleri' denkleminde 'Tüpraş ve Ereğli'nin blok satılması... Cümlenin sonuna lütfen dikkat; 'özelleştirilemez değil, blok satılamaz'...
Sevgili dostlar, bazı okuyucularımız 'Bu adam da Tüpraş Ereğli işine de kafayı taktı, halbuki bu kadar da önemli mi canım!' diyebilirler. Desinler, hiç önemli değil ! Bizim olanın nasıl yok pahasına onların olacağını ve çocuklarınıza alamadığınız o bisikletin parasını vergi olarak öderken, sizin emeğiniz ile o fabrikada yüzlerce derecelik ateş karşısında toprağa düşen işçinin alın terinin nasıl karıştığını ben biliyorum... Biliyorum ve bir gerçeği tekrar etmek istiyorum: Tüpraş ve Ereğli blok satılamaz! Sevgili dostlar, konunun hukuki detaylarını günlerdir avukat arkadaşlarımın da yardımıyla inceledim ve bu süreçte her isteyen kullansın diye, iki gün sürecek yazılarda sizlere tezler halince aktarmaya çalışacağım...
Tez 1: Var olan 4046 sayılı Özelleştirme Yasası ile Tüpraş ve Ereğli satılamaz... Hatta satılmasına dair ilana dahi çıkılamaz...
Gerekçe: 4046 sayılı yasada, özelleştirme yapılmasının amaç unsuru, 'Ekonomide verimlilik artışı sağlamak ve kamu giderlerini azaltmak' olarak özel olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4046 sayılı yasa çerçevesinde özelleştirme yapılabilmesi bu iki amaca hizmet eden bir durumun varlığı halinde mümkündür. Hukuk devletinde, siyasi iktidarın değil, yasanın neyi amaçladığı önemlidir. Yasa, kötü yönetilen ekonominin gediklerini kapatmak amacıyla özelleştirme yapılmasını amaçlamamış, bu çerçevede idareye yetki vermemiştir. Tüpraş'ın kamu hazinesine yük olması bir yana devletin toplam vergi/fon gelirlerinin yaklaşık olarak yüzde 20'sine yakın bir kısmını tek başına karşılayan bir şirket olarak, kamu giderine yol açmadığı sabit olduğundan, yasa ile belirlenen 'kamu giderini azaltma' amacı olayımızda söz konusu değildir. 'Ekonomide verimlilik artışı sağlamak' amacının ise birkaç yönden değerlendirilmeye tabi tutulması gerekmektedir. Tüpraş'ın, ekonomik krizin en yoğun dönemlerinde bile üretim/ciro ve kârlılık açısından pozitif durumda kalabilen nadir şirketlerden birisi olduğu, anonim şirket statüsü ile 'kârlılık ve verimlilik' esasları dahilinde faaliyet yürüttüğü ortadadır. Kamuya ait birçok işletme için ileri sürülen özelleştirme gerekçelerinin hiçbirisi Tüpraş için geçerli değildir ve bugüne kadar bu özelleştirme için gerekçe de ileri sürülmüş değildir. Dolayısıyla, ortada ne genel kamu yararı amacını ne de yasada belirtilen iki özel amacı karşılayacak bir gerekçe/amaç mevcuttur. Bu nedenle, yönetim yetkisi sağlayan çoğunluk kamu hisselerinin satılmasını hedefleyen dava konusu 'idare kararı ve ilanı' amaç yönünden hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir...
Tez 2: ÖİB, yeni ÖYK kararı olmadan yetkisizdir, satış yapmak değil ilana dahi çıkamaz...
Gerekçe: Tüpraş'ın özelleştirilmesine ilişkin iki adet ÖYK kararı bulunmaktadır. 1995 ve 1999 tarihli bu ÖYK kararları, davalı idare tarafından bir önceki ihale sürecinde dayanak olarak sunulmuş olup 2004 ve 2005 yılında bu konuda yeni bir ÖYK kararı da alınmadığından, bu iki ÖYK kararı süre unsuru açısından sakattır...
Sonuç: Daha onlarca tez ve gerekçe var, yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz...
Not: Ne kadar ilginçtir ki, Tüpraş'a talip olan devlerin çoğu, ülkelerinde hâlâ kamunun yüzde 25'in üstünde hatta bazılarında yüzde 80'lere çıkan oranlarda pay sahibi olduğu şirketler...