Ekonomi30 Mayıs 2005 00:00

Liberal cehalet! - Yiğit Bulut

Kendini liberal sayan herkes lütfen başlığı okuyup alınmasın! Burada bahsedilen 'liberalleşme' ile 'laissez faire, laissez passer'yi birbirine karıştırıp, küreselleşmeyi 'milli olan her şeyin' yok edilmesi olarak görenler. Hatta bu ağabeyler o kadar kendilerinden eminler ki, 'Küreselleşme milli sermayenin tasfiye edilmesi değil, tam tersi güçlenerek dünya kapitalist sitemine adapte edilerek güçlenmesidir' diyenlere 'cahil' gözüyle bakıyorlar. Aslında bilmiyorlar ki, devamlı örnek verdikleri AB ülkelerinde belki de sadece adını bilip detayını bilmedikleri özelleştirmeler hiç de onların dediği ve sandığı gibi olmadı. buscopan link buscopan plus

Sevgili dostlar, gazetelerde sık sık okuyoruz; Türk Telekom, Tüpraş, Ereğli, Petkim özelleştirilecek ve Türkiye Rusya'nın dahi tamamladığı özelleştirme sürecini tamamlayarak ileri bir adım daha atacakmış! Doğru değil, özenerek baktığımız AB ülkelerinin hiçbirinde kamunun elinde bulunan ve yeniden kurulum bedeli çok ağır olduğu için devlet harici kurulması mümkün olmayan kuruluşlar, kontrol dışı kalmadı ve özellikle yabancılara satılmadı. İşte size ülkeler bazında sektörel örnekler ve sonuçlar.
Telekom: İtalya, uyguladığı strateji ile Telekom şirketinin yabancı bir şirketin tek başına kontrolüne geçmesine izin vermedi. Yabancılar daha fazla fiyat teklif etmesine rağmen yüzde 25'ten fazla bir pay alamadıkları gibi, daha düşük fiyatlara rağmen yerli şirketler ve yerli yatırımcılar tercih edildi. Fransa ve Almanya'da ise bu dahi yapılmadı. France Telekom'un yüzde 56'sı Fransız halkına satılırken, yüzde 3'ü kendi çalışanlarına devredildi. Geriye kalan hâlâ kamu kontrolünde. Yapılan; şirketin yönetimi ile ilgili yönetişim ilkelerini hayata geçirip, buraların siyasi birer arpalık haline gelmesini engellemek. Almanya'da da durum çok farklı değil. Alman devletinin yüzde 25'lik payı korunurken, geri kalan, yapılan satış ve arzlar ile kontrol kimsenin eline geçemeyecek şekilde dağıtıldı...

Sonuç 1: Görüldüğü gibi her zaman örnek aldığımız AB'nin üç devi 'küreselleşmeyi' ölümüne özleştirme ve ne olursa olsun milli olan değerlerin yok edilmesi veya devredilmesi olarak algılamıyorlar. Bize söyledikleri ise çok farklı: 'Neyiniz varsa acilen devredin'! Bu noktada bir hatırlatma da Türk Telekom'un fiyatı için. TT'nin rakamsal olarak 1/3'ü dahi etmeyen Fas Telekom 7 milyar avronun üzerinde bir değer ile Paris'te işlem görüyor. Bu basit örnek bile Türk Telekom'un en az 10 milyar dolar edebileceğini gösteriyor. Eğer birilerine acil satılmaz ve doğru zamanda halka arz edilebilirse.
Alternatif 1: Ne yapılabilir? Yılda 1-1.5 milyar dolar kâr potansiyeli olan TT'nin yüzde 51'inin 2-3 milyar dolara yabancılara satılması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük hatası olacak. Doğrusu; şirketin yönetişim ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılarak Türk halkına arz edilmesi. Bu yöntem ile daha fazla gelir elde edilebileceği gibi Türkiye'nin aynı zamanda stratejik de olabilecek bir değeri, parasını vergileriyle ödeyen bu halkın mülkiyetinde kalacak.
Enerji: Yabancı şirketler Çukurova ve Kepez için bekleyip, birileri piyasada el altından hisse toplamaya çalışırken; AB ve IMF'nin Türkiye'ye bu konudaki tavsiyesi çok açık; enerji piyasasını acilen devredin. Oysa yine AB ülkesi olan İtalya'da durum çok farklı şekillenmiş. İtalyan elektirk devi 'ENEL Elektrik' tam bir kaos içinde olduğu son altı yıl içinde 'Sat gitsin' metodu ile satılmamış ve çıkarılan yasa ile 1999 sonrası elektrik piyasası regüle edilirken şirket de 'özerk bir şirket' olacak şekilde yeniden yapılandırılmış. Bu süreç sonunda yapılmaya başlanan halka arzlar hâlâ devam ederken bugüne kadar 28 milyar dolara yakın gelir elde edilmiş...
Sonuç 2: Türk enerji devlerini yabancılara blok halinde satmak ve yerli sermayeyi devre dışı bırakarak, Türk halkını sadece tüketici olarak bırakmak doğru değil. Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıl içinde 50-80 milyar dolarlık enerji yatırımı yapması gerekli. Yeni yatırımlar için gelecek yabancılara kolaylıklar sağlanabilir ama var olanı devretmek doğru değil. Var olanı devretmek, yenisi gelmediği durumda elinde bulunduranı tekelleştirir.
Alternatif: Devletin elindeki enerji şirketleri yönetim olarak yeniden yapılandırılabilir ve her şirketten belli bir hisse devri ile 'enerji piyasası' fonu kurularak halka arz edilebilir.

Son söz: AB'nin çekirdeğini oluşturan ülkelerin hiçbirinde kamu değerlerinin 'tek parça' halinde yabancılara devri yok. İlk önce halka arz ediliyor, sonra kontrol yaratamayacak kadar olan kısım yabancılara satılıyor. Yukarıda saydığımız bütün gerekçeler Ereğli, Tüpraş, Petkim için de geçerli. Eğer bu şirketlerin yüzde 51'i blok halinde satılırsa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en vahim adımı atılmış olacak. Çözüm çok açık; Türk halkının bankalarda ve sistem dışında 60 milyar dolardan fazla birikimi var. Bu şirketler tek tek veya hepsinin bir kısım hissesi devredilmek şartı ile kurulacak bir fon vasıtasıyla halka arz edilebilir.