Siyaset22 Aralık 2004 00:00

Kötülük Mühendisliği-1 - Özcan Yeniçeri

Akıllıların aç öldüğü, dürüstlerin başarısız olduğu, namuslu davranmanın ahmaklık olarak ilan edildiği bir dünya; erdem ehli için yaşamaya elverişli bir dünya değildir.Kötülerin her yerde iyileri kovduğu, ahlaki değerleri ön plana alanların "enayi" yerine konduğu bir hayat çekilir bir hayat olmamalı! Belki de bu yüzden Sokrat kendi kendisini zehirledi.Bilimi eblehlerin, parayı hödüklerin, sanatı sapıkların, kurumları ahlak ve zeka özürlülerinin yönettiği bir çağın adı da, ha "cyborg", ha da "bilgi çağı" olmuş ne yazar.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum cialis bez recepta cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Sokrat''ın çağından bu yana değişen pek fazla bir şey yok.

Bu dünyada sanki her şey "doğasına ters" bir mantık içinde örgütlenmiş.

Dereler yatağına, akıllar odağına, erdemler ocağına ters akıyor.

Bir aptalın onlarca akıllıyı alıp-sattığı bir dünyadan doğrusu fazilet timsali dehaların çıkacağını da kimse beklememeli.

Artık herkes bilmektedir ki, İngiliz''in "köpeği" olmak, Afrika''da Bernard Shaw''ın "Kara Kız"ı olmaktan daha iyidir.

İyiler, akıllılar, dehalar, erdemliler ya da adını ne koyarsanız koyun olumlular; olumsuzlar üzerinde etken olmadığı sürece iyilik, akıllılık ya da erdemlilik gibi vasıflar her zaman tartışmaya açık hale gelir.

Biz burada çoğu kez vitrine çıkmadan vitrindekilerin kaderini belirleyen, geride kalarak öndekinin yönünü tayin eden, gölgede çöreklenerek aydınlıktakileri adeta birer kukla gibi oynatan kötülük mühendislerinden söz edeceğiz.

Birinci sınıf kötülük mühendisleri ya da budalalar kin, nefret, intikam, gıybet, dedikodu, garez, kıskançlık, haset gibi duygularını; kıskandıkları kişilerin inşa edilmiş başarılarını tahrip etmekte kullanmakta deha ölçüsünde mahirdirler.

Üretmekte beceriksiz, yapmakta sıfır numara yeteneksiz, birleştirmekte aciz olan ahmaklar; sıra yıkmaya, tahribe ve bozmaya geldiğinde adeta birer usta kesilirler.

Bunlar yılların emeği olan "Sadaabat"ı ya da tarihin mirası "Kültür Sarayı''nı" yakmakta zebani kesilirken, cihan padişahı Süleyman''a oğlunu boğdurtacak kadar da "etle tırnak"ı birbirinden ustaca ayırabilecek yeteneğin sahibidirler.

Kötülük organizatörü bu yaratıkların bağlı oldukları hiçbir dini, ahlaki ve insani kural olmadığından manevra alanları sonsuz denecek kadar geniştir.

Ahlaki yönden düşük, zeka yönünden sefil, tefekkür yönünden fakir, bilgiden yoksun olan bu idraksiz mahlukların görüntüleri erdem, ilim ve tefekkür sahibi kişilere acı ve ızdırap verir.

Hayatı algılamada, olayları kavramlaştırmada ve insan olmakta sıkıntıları olan bu tiplerin ihanet, kötülük ve zulüm yapma yeteneklerinde de sınırlılık olduğu zannedilir.

Halbuki şaheserleri yıkmakta, samimiyetleri bozmakta, inşa edilenleri tahrip etmekte ve ellerine fırsat geçtiğinde en yakınına işkencenin akla gelen her çeşidini yapmakta onların eline Neron''lar bile su dökemez.

Bugün etrafınızda gördüğünüz bir çok budala; hasetlik, bölücülük, birbirine düşürmek, ya da işkence ve tahribat konusunda son derece yeteneksiz gibi görünüyorsa da onları ellerine fırsat geçtiği zaman görmelisiniz.

Tarihte bu türden "ateş olsa cürümü kadar yer yakar" denilen bir çok insan toplumların hatta milletlerin kaderlerini nasıl etkiledikleri bilinmektedir.

Belki de bu ihtiyatsızlıktır ki, Robespier''leri Fouche''lere, Mozart''ları Salieri''lere hep yenik düşürmüştür.