Seydişehir'in Anlamı - Mümtaz Soysal
Fabrika, bugün Türkiye'deki tüketimin yüzde 15'ini karşılayıp alüminyum ürün yapımcısı küçük işletmelere ham madde sağlıyor. Durumu izleyen mühendisler, ihaleye girmek isteyen yabancı şirketlerin fabrikayı kapatıp ülkedeki pazarın tümünü ele geçirme niyetiyle davrandıklarını söylüyor. Demek ki, satışın olumsuz etkisi, dalga dalga, ''KOBİ'' lere yansıyacak. Dolayısıyla, Seydişehir, yalnız kendisini değil, ülkeyi de savunuyor. fusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnebuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
DAHA DOĞRUSU, ''anlamları'' .
Çünkü Konya ilinin o küçük ilçesinde olupbitenin birkaç anlamı birden var. Konunun gerçek anlamı, bütün bu anlamlar toplanınca ortaya çıkıyor.
Birincisi şu: Fabrikanın büyüttüğü Seydişehir'de yapılmak istenen özelleştirme, bütün bir halkı, işçisiyle mühendisiyle, yerlisiyle sonradan yerleşeniyle, erkeğiyle ev hanımıyla, çoluğuyla çocuğuyla, esnafıyla çiftçisiyle, kentlisiyle köylüsüyle bütün bir ilçe halkını tedirgin etmiştir. Devleti yönetenlerin, izledikleri politika yüzünden, bir yerdeki halkın tümüyle karşı karşıya gelişleri ilk kez oluyor.
Mikro düzeyde, yani sadece bir kasaba ve ilçede oluşu, olayın bu anlamını küçültmez; tam tersine, ülke açısından önemli bir ders sayılmasını gerektirir: Bu gidişle, Seydişehir'de olanın bütün Türkiye'de olması kaçınılmaz olacağa benziyor; özelleştirme, yer yer, çeşitli yönleriyle bütün halkın yaşamını olumsuz etkilemeye başlamıştır. Kimse, ''Ne iyi oldu'' demiyor.
Şurası daha da önemli: Uygulanması için polise ve jandarmaya gerek duyulan, dolayısıyla şöyle ya da böyle şiddet doğuran bir politikadan hayır gelmeyeceği bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır.
İkincisi, Seydişehir'deki satış, derinliğine incelendiğinde, özelleştirmenin gerisindeki mantığın zayıflığını birçok açıdan gözler önüne sermekte.
Fabrika zarar etmiyor. Fabrikaya enerji sağlamak için planlanan, ama uzun süre işletme dışında tutulan Oymapınar Barajı bağlanıp maliyette elektrik girdisinin payı azaltılınca geçen yıl tam 27.6 milyon dolar net kâr elde edilmiş.
''Teknolojisi eskidi'' deniyor; sanki eskiyen teknolojinin yenilenmesi olmayacak işmiş gibi. Oysa satış şartnamesinde, alacak olanın beş yıl süreyle toplam 110 milyon dolar, yani yılda ortalama 22 milyon dolarlık ''yenileme'' yatırımı yapması öngörülmüş. Bugünkü net kârı yatırıma ayırsanız, bu gereksinme fazlasıyla karşılanmıyor mu?
İşçi fazlası da yok. Metalürji Mühendisleri Odası'nın hesaplarına göre, fabrikanın tam kapasiteyle çalışması için 2380 işçi gerekiyor; oysa şimdi, özürlülerle birlikte, sadece 1718 kişi var.
Kısacası, neresinden bakarsanız bakın, yapılmak istenenin iler tutar tarafı yok; borç ödemek için biraz daha para bulma çabası dışında.
Fabrika, bugün Türkiye'deki tüketimin yüzde 15'ini karşılayıp alüminyum ürün yapımcısı küçük işletmelere ham madde sağlıyor. Durumu izleyen mühendisler, ihaleye girmek isteyen yabancı şirketlerin fabrikayı kapatıp ülkedeki pazarın tümünü ele geçirme niyetiyle davrandıklarını söylüyor. Demek ki, satışın olumsuz etkisi, dalga dalga, ''KOBİ'' lere yansıyacak.
Dolayısıyla, Seydişehir, yalnız kendisini değil, ülkeyi de savunuyor.