Ekonomi13 Mayıs 2005 00:00

TÜRKİYE'Yİ SÖMÜRECEK YABANCILAR ARANIYOR !!

Yolsuzlukların açtığı yara daha kabuk bağlamamışken, Türk şirketleri özelleştirme adı altında yabancılara neredeyse peşkeş çekiliyor... Batık bankalar ve batık medya kuruluşları Türkiye’nin hortumlanmasında en önemli rolü oynamışlardı. Türkiye’yi bu kadar zarar sokanlar öz ve öz Türk vatandaşlarıydı. Daha bunların tozu kalkmadan yabancı sermaye gözünü Türkiye’ye çevirdi, çünkü Türkiye’yi hortumlama görevini onlar üstlenmek istiyor. Taktikleri çok basit aynı bizimkilerin bize yaptığı gibi;cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardcialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenabuscopan link buscopan plusoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

    1.adım

bir medya kuruluşu satın alınır ve/veya baştan kurulur. Mutlaka bu yayın kuruluşunun ulusal olması, gazetesi olması ve radyosu olması şarttır. Neden? Halkın kafası 24 saat yıkanmalı. Sabah insanlar gazete okurken, yolda işe giderken ve eve gelip rahat koltuklarında otururken yıkanmalı ki, halkı istediğin gibi yönlendirebilesin. Bir medya kuruluşu, ülkeyi sömürmeye hazırlamak ve pislikleri örtbas etmek için çok önemlidir.

2.adım

Bir banka satın alınır ve/veya baştan kurulur. Halkın parası senin elinde olmalık ki, halktan daha güçlü olmak için. Halkın büyük çoğunluğunun parasını elinde tutan bir banka bunun için çok idealdir. Hatta bankaya isim bile aramaya gerek yok adı “Halk bankası” olabilir. Zaten önceden birkaç bankayla bu işlem denendi. “acaba halk, yabancı sermayeli bir bankaya para yatırıyor mu?” evet, halk güvenle gidip bu yabancı bankaya paralarını emanet ediyor. Çünkü, yolun temelleri önceden hazırlanıyordu. Batık bankalar yüzünden halk, Türk yatırımcısına güvenmiyor, “benim paramı yabancı benden daha iyi korur diyor” . gelinen durum gösteriyor ki testler tamamlanmış halk güvenle yabancı sermayeye paralarını emanet edebilir. Medya bas bas bağırıyor; “yaşasın yabancı sermaye, yaşasın globalleşme yaşasın kapitalizm” demek ki 2. adım da tamamlanmış.

Gelelim 3. adıma;

3.adım

Ülkenin can damarı iletişim ağı mutlaka ele geçirilmeli. Hem de devletin kurduğu olsun ki temeli sağlam olsun. Bu satın alma işleminin yabancı sermayeye 2 artısı var; 1.artı, halkın en fazla para harcadığı kalemlerden biri olan iletişim bizde olsun ki bu pastadan kendi ülkemize ve yandaşlarımıza ikram edelim. 2.art ise Türkiye’deki iletişimi ele geçirmek elim ve mühim bir konudur.çünkü halkın yastığının altında ne sakladığını bilmek gerekir, atılacak adımlar, planlar ona göre hazırlanmalı. Yani halkın nabzını dinlemek gerek.

Evet bu üç adım yavaş yavaş gerçekleştiriliyor. Bunun planı çok önceden hazırlanmıştı zaten. İlk etapta halkı Türk yatırımcısına düşman ettiler. Sırada Ekonomik temeli çökertmek ardından bu boşluktan ve artan vergilerden yararlanıp Türkiye ve halkı sömürmek . kısaca yaptıkları basit “BÖL,PARÇALA VE SÖMÜR”

Peki ne olacak?

Bu da çok basit. Nereye bakarsanız bir yabancı sermaye ile karşılaşacaksınız. Türk girişimci Türk işçi olacak. Yabancılar ucuz emek kullanarak kendi ülkelerine çok para kazandıracaklar. Türk halkı düşünen, üreten değil çalışan bir halk olacak, yani; “koyun”...
Ortaya benim yarattığım tabirle bir olgu ortaya çıkacak “Soyut sömürgecilik” !!! Biraz düşünenler somut bir şekilde görmese de soyut bir şekilde bu sömürge hareketini hissedecekler. Düşünemeyenler ise “ne somutu, ne soyutu paramızı kazanıyoruz, karnımız tok hadi sömürülmeye devam “ diyerek yollarına devam edecekler.
Oktay Sinanoğlu’nun “Hedef Türkiye” adlı kitabında kaleme aldığı rüyası (aslında kabus demek daha doğru) Türkiye’yi bekleyen sonla ilgili bütün doneleri veriyor. Kısaca kabus şu şekilde; Oktay Sinanoğlu sokakta yürürken bütün mağazaların yabancı isimli olduğunu görür ve bir dükkana girip Ali (ismi sonradan ALY olmuş) isimli gence sorar neden Türk kökenli isim kullanmıyorsunuz?. Ali de bu soruya cevap verir: “New Byzantium Municipality yazan iki tane zabıta dükkana geldi; Türk ismi kullanıyoruz diye bize 2500 dolar ceza kestiler. Babam çırpınıyor, korkuyorum,kızıp götürecekler. ‘sakin ol baba’ diyorum, sonra bir kağıt geliyor on gün içinde ingilizce tabela asmazsanız dükkan kapatılacaktır diye”

Çok sevdiğim bu anektod gelecekteki Türkiye için planlanan acı gerçeği gözler önüne seriyor.Bu oyunlara karşın Türk askeri her zaman dimdik ayakta ve Türk halkının arkasında kanının son damlasına kadar ayakta duracaktır. Türk halkı dünya döndükçe ayakta kalacak ve bu tarz komplike oyunlara kanmayacaktır. Yüksek vergiler ve ağır kanunlarla susturulmuş-daraltılmış halkımız, bu zorlukları elbet atlatıp öne eğilmiş kafalarını yukarı kaldırıp düzen zannedilen bu düzensizliğe dur diyecektir.

(not: gerçekleşmesi imkansız bir şey olsa “dış güçler bu hedeflerinde başarılı olursa şaşırmayın ki; Milli İstihbarat Teşkilatı özelleştirme kapsamına alınmasın” :)