Ekonomi11 Mayıs 2005 00:00

Doğrudan Yatırımlar Bir Can Simidi mi? Korkut Boratav

<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 18pt 0pt 0cm"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 8.0pt">Bir de <I>"yabancı, yerli ne fark eder" </I>diyenler var. Türkiye'de burjuvazinin çok sevdiği bir slogan var: <I>"Paranın ve sermayenin vatanı yoktur: </I>Var oluşlarını <I>"vatansız" </I>sermayeye borçlu olan ve bundan yakınmayan insanların gerçekten de vatanları olamayabilir.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 21.6pt 0pt 0cm"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 8.0pt"><STRONG>Emeğiyle yaşayan sıradan insanların ise vatanı vardır.</STRONG> Bu nedenle onlar için <I>"yerli, yabancı" </I>aynı şey değildir.<o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">cialis 5mg prix en pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">drug coupon</a> drug coupon card</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">racindirt.com</a> prescription drugs discount cards</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">kamagra 100mg</a> kamagra gel</div>

Son günlerin iktisat tartışmalarının gözde konusu, "yabancı sermaye"... Ben de modaya uyarak bu konuyu bugün köşeme taşımak istedim.

Ne var ki, tartışmaların bazı kavram karışıklıkları içerdiği de anlaşılıyor. Bir karışıklık, "yabancı sermaye" övgüsü ve çağrısı içeren söylemlerin pek çoğunda karşımıza çıkıyor: "Türkiye'nin yabancı sermayeye acil gereksinimi vardır" klişesini sık sık kullananları örnek verelim. Bunların meramları, sıcak-soğuk, spekülatif-istikrarlı, özel-resmi her türlü yabancı kaynak girişine sonuna kadar kapıları açmak değil de "yabancılar gelsin Türkiye'de fabrika, otel kursunlar maden işletsinler; bunu kolaylaştıralım" türünden bir davet ise genel olarak yabancı sermayeden değil, "doğrudan yatırımlardan" söz etmeleri gerekecek.

Türkiye'ye çok büyük miktarda yabancı sermaye girdiği halde, bunların içinde doğrudan yatırımların payı ise "devede kulak" mertebesindedir. 2004 'ü örnek alalım: Türkiye'ye 22.6 milyar dolar tutarında yabancı kökenli sermaye girişi gerçekleşmiştir. Doğrudan yatırımlar, bu toplamın (2.6 milyar dolarla) sadece yüzde 11'ini oluşturmuştur. Bizim "sıcak" olarak nitelendirdiğimiz dış kaynak girişleri ise 11.6 milyara ulaşmıştır.

Türkiye bir yandan yabancılardan doğrudan yatırım alır bir yandan da dış dünyaya yatırım yapar. Çıkanları girenlerden çıkarırsanız, 2004'te doğrudan yatırımlar, tüm sermaye hareketlerinin (hata/noksan dahil) net bilançosu içinde yüzde 10'luk bir yer kaplar. Aynı yıl gelişmekte olan ülkelerin tümü içinde bu oran yüzde 47'ydi.

***

"Doğrudan yatırımlar" yerine "yabancı sermaye" demek, biraz da yazılı-görsel basının iktisat terimlerini sorumsuzca kullanmasından kaynaklanır. Daha ciddi bir karışıklık da vardır. Doğrudan yatırımların sadece bir bölümü (üstelik Türkiye'de küçük bir bölümü) "fabrika, otel inşa eden; maden işleten"; kısacası, ülke ekonomisinin sermaye stokunu, üretim kapasitesini arttıran yatırımlardan oluşur. Net sermaye birikimine yol açan bu tür doğrudan yatırımlara (İngilizce "green field" ifadesinden çevrilerek) "yeşil alan yatırımı" diye özel bir ad verilir.

Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımların büyük bölümü, varlıkların sadece el değiştirmesine yol açan sermaye girişleridir. Mülkiyetin "yerli"den yabancıya, “ulusal”dan çokulusluya devrine yol açan sermaye hareketlerine "birleşmeler ve edinimler" adı verilir. Kamu kuruluşlarının yabancılara satışı; Akdeniz kıyılarında Almanların, Güneydoğu'da Suriyelilerin arsa, arazi, konut alımı; borsada herhangi bir şirketin sermayesinin yüzde 10'undan fazlasına tekabül eden hisse senedinin yabancı yatırımcılarca satın alınması ve Demirbank'ın HSBC'ye satışı da "doğrudan yatırım" olarak kayda geçer.

Doğrudan yatırımların içinde "yeşil alan" türü sermaye girişlerinin Türkiye'de azınlıkta olduğunu nereden çıkarıyoruz? Ödemeler dengesi verileri, gayrimenkule dönük doğrudan yatırımların net toplamını veriyor. Bu sayede öğreniyoruz ki, 2003'ün başından 2005 Mart sonuna kadar Türkiye'ye giren 5 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yüzde 54'ü, yani 2.7 milyar doları arsa, arazi, konut alımına yönelmiştir. Bunlara yabancılarca satın alınan kamusal, özel kuruluşları da ekleyince, durum ortaya çıkacaktır.

Doğrudan yatırım girişlerinin rekor yılı, 3.3 milyar dolarla 2001'dir. Yani, devalüasyon, kriz koşullarında “batan geminin malları”nın ucuza kapatıldığı yıl... Burjuvazi, bankalarını, fabrikalarını, alışveriş merkezlerini, villalarını Avrupalılara, Amerikalılara sattıkça, kamu varlıkları özelleştirildikçe doğrudan yatırımlar artacaktır. Bunlar, sadece mülkiyetin el değiştirmesinden ibarettir. Elbette "sıcak", bugünden yarına çıkıp gidecek bir sermaye türünden söz etmiyoruz. Ama, üretim kapasitesini genişletirken yeni teknoloji getiren, ülke ekonomisi bakımından da "yatırım" sayılabilecek bir dış kaynak girişi söz konusu değildir.

***

Bir söylem daha var: "En azından dış kaynak giriyor; ekonominin tasarruf açığı kapanıyor:.." Bunu tartışmak için, doğrudan yatırımların reel ekonomi ve ödemeler dengesi üzerindeki orta dönemli etkilerini ele almak gerekir. Bu tartışmayı önümüzdeki haftalara erteleyelim.

Bir de "yabancı, yerli ne fark eder" diyenler var. Türkiye'de burjuvazinin çok sevdiği bir slogan var: "Paranın ve sermayenin vatanı yoktur: Var oluşlarını "vatansız" sermayeye borçlu olan ve bundan yakınmayan insanların gerçekten de vatanları olamayabilir.

Emeğiyle yaşayan sıradan insanların ise vatanı vardır. Bu nedenle onlar için "yerli, yabancı" aynı şey değildir.