Ekonomi10 Mayıs 2005 00:00

AKP gerçekten Türkiye''yi çok kötü yönetiyor - Hasan Demir

İktidar, daha devletin elindeki bankaları özelleştirecek. Telekom''u, Tüpraş''ı, Milli Piyango''yu, Erdemir ve daha pek çok milli müesseseyi satacak, yani özelleştirecek. Türkiye''de şu anda devletin ekonomideki ağırlığı yüzde 18 civarında.AB ve dünya ile bütünleşebilmek için bu elleştirmelerin yapılmasının şart olduğunu söyleyen AKP iktidarı bilmiyor mu ki o çok öykündüğü AB''de devletin ekonomideki ağırlığı ortalama yüzde 30''un üzerinde! acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardssitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

AKP icraatlarını anlatır ve kendini savunurken bir sürü şey söylüyor ama iş dönüp dolaşıp "Ne yaptıysak AB üyeliği için yaptık" özetinde noktalanıyor.

Acaba öyle mi? Meselâ Erdoğan bütün özelleştirmeleri "İyi bir şey" olarak takdim ediyor.

İktidar, daha devletin elindeki bankaları özelleştirecek.

Telekom''u, Tüpraş''ı, Milli Piyango''yu, Erdemir ve daha pek çok milli müesseseyi satacak, yani özelleştirecek.

Türkiye''de şu anda devletin ekonomideki ağırlığı yüzde 18 civarında.

AB ve dünya ile bütünleşebilmek için bu özelleştirmelerin yapılmasının şart olduğunu söyleyen AKP iktidarı bilmiyor mu ki o çok öykündüğü AB''de devletin ekonomideki ağırlığı ortalama yüzde 30''un üzerinde! Oysa AKP yukarıda adını verdiğimiz milli müesseseleri de satar, yabancılara teslim ederse Türkiye''de devletin ekonomideki ağırlığı yüzde 10''ların çok altına düşmüş olacak. Demek ki AKP özelleştirme bahsinde AB''ye entegre olma iddiasında samimi değil.

Peki, öyleyse özelleştirmedeki bu ısrar neden? Batı, SSCB''nin dağılmasından sonra da Rusya özelleştirme yaptı.

Yani bu bir moda da Türkiye de bu modaya mı uyuyor? Bilemeyiz ama Türkiye dışında özelleştirme yapan bütün akıllı ülkeler zarar eden müesseseleri özel sektöre devredip kâra geçirdiler.

Bir de özelleştirme teknoloji transferi ile yabancı sermaye imkânı sağladı.

Türkiye''de ise hiçbir özelleştirme teknoloji transferine sebep olmadı.

Aksine kâr eden müesseseler satıldı.

Şimdi Erdemir gündemde ve Erdemir milli sanayi bakımından yassı çelik ürettiği için çok ama çok önemli.

Beyaz eşyadan otomobile kadar yassı çelik, sanayinin olmazsa olmazı ve Erdemir bu alanda dünya çapında bir şirket.

Erdemir''in 1994 yılındaki net kârı ise 634 milyon dolar.

Yılda 634 milyon dolar kâr eden ve stratejik bakımdan çok değerli bir üretim yapan böyle bir müessesenin iki yıllık kârı karşılığı satılması ekonomi aklı ve milli çıkarlarla izah edilebilir bir hadise midir? AKP işte böylesi peşkeş çekişlere, işte böylesi el aklına uyuşlara "iyi şeyler" diyor ve "Yahu şu yaptığınızın neresi doğru bize izah edin" diye yalvaran bizim gibi düşünenlere ise "Marjinaller diye" hakaret ediyor.

Biz bu insanlara hakkımızı asla helâl etmiyoruz ve iki cihanda da elimiz yakalarında olacağını buradan onlara bir kez aha tekrarlıyoruz.

Demek ki AB ülkelerinde devletin ekonomideki ağırlığı ortalama yüzde 30''lardayken Türkiye''de bu oranın ısrarla yüzde 10''ların altına düşürülmek istenmesi ile Türkiye''nin AB''ye üyeliği arasında bir bağ yok.

Tuhaf olan şu ki, Türkiye''ye "Özelleştirmeye son hız devam et" aklı verenler, AB üyesi ülkeler ve ABD.

Yani kendilerinde devletin ekonomideki ağırlığı Türkiye''nin üç dört katı olan ülkeler bu ülkeler.

İnsan bu akıldan şüphelenmez mi? AB''de "sermayenin serbest dolaşım ilkesi" var olduğu halde, bir AB üyesi olan İtalya, diğer AB üyesi ülkelerin sermayesinin kendi ülkesine girişini sınırlandırmak için yollar arıyor.

Meselâ enerji sektörüne Fransızları, tarım sektörüne Hollanda''yı daha fazla sokmak istemiyor.

Evet, İtalya bunu tam da Türkiye''nin Erdemir, Tüpraş ve Telekom gibi en stratejik kurumlarını bir iki yıllık net kârları karşılığı özelleştirmek istediği şu günlerde yapıyor. Peki AKP''nin özelleştirmeleri AB''ye uyumun gereği değil de, diğer uygulamaları AB üyeliğini kolaylaştırmak için mi? Hayır, bu bahiste de doğruyu söylemiyorlar.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül üç gün önce, "AB''ye Katılım İçin Makro Ekonomik Politikalar" konulu bir konferansta, "Bazı çevreler, ''AB''ye üyelik sürecinde geriye dönüş olur mu?'' endişesine kapılıyor.

Bu mümkün değil.

Bunu biz istesek bile daha fazla hak ve özgürlüğü tatmış halkımız buna izin vermez" dedi, daha doğrusu diyebildi.

Herkes elini vicdanına koysun, Türk halkı, Türk aydını ve Türk yazar çizeri bugün daha mı fazla hakka sahip, daha mı özgür? Başörtülüler hâlâ ikinci sınıf vatandaş.

Yeni TCK''ya göre bizler artık resmî politikalara aykırı yazı yazdığımızda 10 yıl hapisle cezalandırılabileceğiz.

AB''de köpek olarak çizene bile bir şey yok ama Türkiye''de başbakanı kedi olarak çizen kodesi boyluyor.

Ama kapkaççılar daha özgür, ayrılıkçı Kürtler daha fazla hakka sahip, Patrik çoktan Ekümenik havasına girdi, sokaklar ve apartmanlar misyonerlere açık? İşte AKP''li Gül''ün övündüğü Türkiye. Peki AKP çıkarttığı diğer kanunlarla Türkiye''yi daha modern mi yapıyor, daha çağdaş hale mi getiriyor? İnanınız bu iddialar da doğru değil.

Bunlar çıkarttıkları kanunlarla çoğunlukla geçmişte işlemiş oldukları kendi suçlarını affediyorlar galiba.

Gazeteci, yazar-çizer cezalandırılırken meselâ Maliye Bakanı Kemal Unakıtan''ın yeni vergi affından yararlanacağı gazetelerde çarşaf çarşaf yer aldı, AKP''den bir yetkili çıkıp da, yok böyle bir şey demedi, diyemedi. Bir gün AKP iktidardan gittiğinde bankaları, bakkal ve marketleri, haberleşme ağları, kâr eden bütün milli müesseseleri ve tarım ve hayvancılığı yabancıların, sokakları PKK''nın eline geçmiş, üstelik askerinin başına çuval geçirilmiş, İstanbul''da devlet içinde bir devletin kurulduğu, Kıbrıs ve Ege''de Yunan''ın egemen olduğu bir Türkiye bulacağız kucağımızda.

Üstelik onlar, çıkarmış oldukları ve çıkaracakları kanunlarla kendilerini de aklamış olacaklar…