Döviz kuru ve sıcak para - Uğur Civelek
Merkez Bankası Başkanı'na göre enflasyondaki atalet ve oynaklık azalmış, döviz kuru ile arasındaki geçişkenlik gerilemiş; döviz kurundaki değişikliklerin fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkisi daha zayıf ve gecikmeli oluyormuş. Ben bu değerlendirmelere katılmıyorum. Türk Lirası'nın süreklilik arz eden bir şekilde değerlendiği bir ortamda böyle bir görüntü oluşabilir; fakat tersi yaşandığında gerçekler açığa çıkar. cialis manufacturer coupon open drug coupon cardmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel
Herhangi bir tehlike veya fırsatın küçümsenmesi veya abartılması ya ciddi sıkıntılar yaratabilir ya da büyük israfa sebep olarak sorunları iyice ağırlaştırabilir. Hal böyle olunca, israf ve yeni sıkıntılardan kaçınabilmenin tek yolu, gerçeklere dayalı akılcılık olarak karşımıza çıkıyor. Korku ve zaafların geliştiği yerlerde gerçeklere dayanan akılcılık ise hiç bulunamıyor; günü kurtarmak pahasına sorunların ağırlaşması kaçınılmaz oluyor. Merkez Bankası Başkanı'nın, geçtiğimiz hafta içinde TBMM, Plan ve Bütçe Komisyonu'na yaptığı 'Ekonomik Görünüm' isimli sunum bu açıdan ilginç bir örnek oluşturuyor. Özellikle döviz kuru ve enflasyon arasındaki ilişki ile sıcak paraya ilişkin değerlendirmeler, korkunun etkisi ile tehlikenin küçümsendiği endişesini artırıyor.
Merkez Bankası Başkanı'na göre enflasyondaki atalet ve oynaklık azalmış, döviz kuru ile arasındaki geçişkenlik gerilemiş; döviz kurundaki değişikliklerin fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkisi daha zayıf ve gecikmeli oluyormuş. Ben bu değerlendirmelere katılmıyorum. Türk Lirası'nın süreklilik arz eden bir şekilde değerlendiği bir ortamda böyle bir görüntü oluşabilir; fakat tersi yaşandığında gerçekler açığa çıkar.
İç talep içinde ithal malların payı arttığı, yerli üretim içinde ithal girdilerin payı yükseldiği sürece döviz kuru ve enflasyon arasındaki ilişki güçlenir; ithal ara girdi ve mal maliyetlerinin fiyatlar genel düzeyi üzerindeki belirleyiciliği artar. Bu aşamada sormak gerekiyor gerek iç tüketim, gerekse yerli üretimde ithal mal ve ara girdilerin payı artıyor mu yoksa azalıyor mu? Son bir yıl içindeki ithalat rakamının iki-üç yıl öncesine göre iki katını bularak 100 milyar dolar seviyesine sıçraması ne anlama geliyor?..
Yine sıcak para konusundaki değerlendirmeler de ilginç: Türkiye'deki sıcak para miktarının 10.8 milyar doları yabancı kaynaklı, 3.4 milyar doları da yerleşik olmak üzere, toplam 14.2 milyar dolar imiş. Yabancı payının 2.4 milyar doları hisse senedinde, 8 milyar doları iç borçlanma senetlerinde, 0.5 milyar doları ise banka mevduatında duruyormuş. 3.4 milyar dolarlık yerleşik kökenli sıcak paranın 3 milyar doları bankaların kullandığı kısa vadeli krediler, 0.2 milyar doları harice kullandırılan krediler,
0.3 milyar doları ise özel sektörün kullandırdığı kredilerden oluşuyormuş. Durum tespiti bu şekilde olunca kafalar karışıyor, çelişkiler açığa çıkıyor. İMKB'de işlem gören şirketlerin halka açık kısmında yabancı takası yüzde 50'yi aştı ise bunların piyasa değeri 2.4 milyar dolar mıdır? Bankalar ve özel sektörün kısa vadeli borç toplamı 3.3 milyar dolar ise, önümüzdeki bir yıl içinde 50 milyar doları aşan bilinen döviz çıkışlarının menşei nedir? Ayrıca çıkacak sıcak para az olsa bile yenisinin gelmeyecek olması döviz kuru ve enflasyonu nasıl etkileyecektir? Cari açık ve bilinen döviz çıkışı toplamı kontrolsüz bir şekilde büyürken ihtiyaç nasıl karşılanacaktır?.. Merkez Bankası döviz kuru ve enflasyon arasındaki ilişki ve sıcak paradan kaynaklanan tehlikeyi neden küçümsemektedir? Bugün yapılacak Para Kurulu toplantısında alınacak kararlar bu küçümseme veya buna neden olan korkulara dayanacaksa israf ve sıkıntıların artması nasıl önlenecektir?..
Gerçekleri dışlayarak, beklenti yönetimi ile piyasaları manipüle etmeye çalışmak günü kurtarmak adına sorunların ağırlaşmasına göz yummaktan başka bir şey değildir. Merkez Bankası'nın itibarını bu şekilde tüketmesi
ise kabul edilebilecek bir durum olamaz. Reel kesimin Türk Lirası'nın daha fazla değerlenmesine, mali kesimin ise değer kaybetmesine tahammülünün olmaması ciddi bir açmaz yaratmıştır. IMF ile yeniden anlaşılmasının bu açmazı çözmesi mümkün değildir. Mevcut yaklaşımlar değişmediği sürece döviz kurunun büyük bir kâbusa dönüşmesi kaçınılmazdır. Tehlikeyi küçümsemek ve bu yolda gerçekleri çarpıtmak sebebi ne olursa olsun anlamsızdır.