Siyaset22 Aralık 2004 00:00

Meclis El Koymazsa Kan Gövdeyi Götürür - Hasan DEMİR

ABD'den tıpkı Edelman'ın Türkiye'nin bağımsızlığına Ekümenik Patrik hançerini soktuğundaki sahip çıkma gibi ve hatta ondan da terbiyesizce bir bir sahiplenme böğürtüsü yükseldi: "Bu bir saçmalıktır!" Yahu ne oluyoruz? Başbakan'a "Not ediyoruz" tehdidi, Ordu Komutanı''na "Bu bir saçmalık" hakareti; çuval geçirmeler, şehit etme, ettirmeler...Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meselelere bugün el koymayacak da ne zaman el koyacak? Bu meclis niçin? Bu hükümet niçin? Bu ordu niçin? Ve biz niçin varız? Yoksa, Fox TV'de "IMF bizim için Türkiye'yi satın aldı" diyen Dick Morris doğru mu söylüyordu? cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Meclis el koymazsa kan gövdeyi götürür

Yaşadığımız üzücü olayları gözümün önünden bir bir geçirirken Körfez Savaşı öncesi Amerika'nın en çok izlenen Fox TV''de yayımlanan bir programda söylenen bir söz geldi aklıma.

Bu sözün son kısmı internet ortamına şöyle düşmüştü: "IMF bought Turkey For us. We can do anything form there." Sözün sahibi Dick Morris'ti.

Morris cümlenin tamamında şöyle diyordu: "Araplar bize, Irak''ta operasyon yapma izni vermeyebilirler. Onlara ihtiyacımız yoktur. IMF Türkiye''yi bizim için satın almıştır. Oradan istediğimiz her şeyi yaparız."

Şimdi söyleyin Allah aşkına ABD Türkiye'den ve Türkiye'de istediği her şeyi yapar hale gelmedi mi? Türkiye bir "eyalet" Türk yetkililer birer "eyalet valisi" konumuna düşürülmedi mi? İsterseniz bazı hadiseleri birlikte hatırlayalım. Süleymaniye''de Amerika tarafından Türk askerinin başına çuval geçirildi.

Beyaz Saray özür bile dilemedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ne yaptı? Hükümet ne yaptı? Cumhurbaşkanı ne yaptı? Genelkurmay ne yaptı? Devam edelim.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi hani o görev yaptığı her ülkeyi kaosa sürüklemekle ünlenmiş Edelman tuttu Fener Rum Patriği Bartholomeos'u "Ekümenik Patrik" olarak himâyesine aldığı anlamına gelen bir dâvet verdi.

Recep Tayyip Erdoğan da, kamuoyundan gelen tepkileri de dikkate alarak hiçbir resmî görevlinin Amerikan Elçiliği''nin bu dâvetine gitmesini istemediğine dair bir genelge yayımladı.

Sen misin böyle bir genelge yayımlayan, Edelman küplere bindi.

Bush yönetimi de, elçisi Edelman'a sahip çıktı ve "Türkiye Cumhuriyeti'nin bu tavrını not ediyoruz" açıklamasında bulundu.

Ne demekti bu "Not ediyoruz" demek? Elbette, "Hiç de iyi yapmadınız, biz bunun hesabını sırası geldiğinde sizden sorarız" demekti.

Bu en hafif, en anlaşılabilir ifade ile ABD'nin Türkiye'ye karşı yaptığı bir "nezaketsizlik"ti ve gerçekten "tam bağımsız hiçbir ülkeye karşı" böyle bir "nezaketsizlik" yapılamazdı.

Çükü Bartholomeos''un "Ekümenik Patrik" olarak Elçiliğe dâvet edilmesi Türkiye''nin egemenliğinin çiğnenmesi demekti.

Bunu yapan Elçilik Türkiye Cumhuriyeti''nin bağımsızlığına tecavüz etmişti.

Buna sahip çıkan ABD de bu tecavüzü onaylamış oluyordu ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı ve tabii Türkiye Cumhuriyeti'ni tehdit ediyordu.

İşte tam bu noktada Türkiye Cumhuriyeti bütün kişi ve kurumlarıyla ABD'nin karşısına dikilmeliydi.

Ve tabii en başta Türkiye Büyük Millet Meclisi, gittiği her ülkeyi karıştıran ve geldiği Türkiye'de Türkiye Cumhuriyeti'ni tanımaz söz ve davranışlarda bulunan Edelman'ı ve tabii Beyaz Saray'ın "Not ediyoruz" tavrını masaya yatırmalıydı.

Yatırmalı ve öyle kararlar almalıydı ki, Edelman ve sahibi haddini bilir çizgilerin gerisine çekilmeliydi.

Bu yapılmadı.

Hadise uykuya yatırılmıştı ki bünyesinde CIA dahil ABD'nin 13 istihbarat birimini barındıran ODC Türkiye versiyonunun başındaki general Peter Sutton''un Esenboğa Havaalanı''nda topuğuna bir Türk askerinin kaza kurşunu isabet etti.

Pulutzer ödüllü gazeteci Seymour Hers, New Yorker'da İsrail'in Irak'ın kuzeyinde peşmergelerden komando birlikleri kurduğunu yazdı.

Böyle bir oluşum ABD'nin izni olmadan mümkün mü? İsrail'in eğittiği bu timler Türkmen Altınköprü gazetesinin sahibi Ekrem Köprülü'yü katletti.

Aydınlık Dergisi Silopi'de görev yapan Amerikalı Albay Martin'in bu timlerle bağlantısı olduğunu yazdı.

Irak'ın kuzeyindeki MOSSAD eğitimli peşmergelerle irtibatlı olan Silopi'deki Albay Martin elbette CIA dahil 13 Amerikan istihbarat biriminin Türkiye versiyonu Office of Defence Cooperation Turkey ve tabii onun Esenboğa'da ayağına kaza kurşunu değen başkanı general Peter Sutton ile de ilgisi vardı, olmalıydı, olmaması eşyanın tabiatına aykırıydı.

İşte bu ortamda 5 Türk yiğidi şehit edildi ve 1.Ordu Komutanımız, "Biz de not ettik" diyerek faillerin kimler olduğunu açıklayıverdi.

Sen misin öyle diyen, ABD'den tıpkı Edelman'ın Türkiye'nin bağımsızlığına Ekümenik Patrik hançerini soktuğundaki sahip çıkma gibi ve hatta ondan da terbiyesizce bir bir sahiplenme böğürtüsü yükseldi: "Bu bir saçmalıktır!" Yahu ne oluyoruz? Başbakan'a "Not ediyoruz" tehdidi, Ordu Komutanı''na "Bu bir saçmalık" hakareti; çuval geçirmeler, şehit etme, ettirmeler...

Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meselelere bugün el koymayacak da ne zaman el koyacak? Bu meclis niçin? Bu hükümet niçin? Bu ordu niçin? Ve biz niçin varız? Yoksa, Fox TV'de "IMF bizim için Türkiye'yi satın aldı" diyen Dick Morris doğru mu söylüyordu?