Ekonomi4 Mayıs 2005 00:00

Marx'ın Hayaleti - Ergin Yıldızoğlu

Newsweek'e göre "Schröder ve partisi, Karl Marx'ı yeniden keşfettiler". SPD (Sosyal Demokrat Parti) liderliğinin konuşmalarında "uluslararası sermayenin gittikçe artan gücü", "dizginlenemeyen kâr hırsı" gibi saptamalar havalarda uçuşmaya başladı. Bu durum, iş çevrelerini, finans gazetelerinin yorumcularını çok sinirlendiriyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan (FAZ) Anke Bryson, "Parti çıkarları ulusal çıkarların önüne konuyor" derken (29/04) Financial Times'dan Wolfgang Muchau'ya göre de "Almanya şu sıralarda yaşamak için iyi bir yer değil" (01 /05).                    Editörün Notu: Bu yazı, emperyalizmin kaleleri olan ülkelerde bile vatandaşlarının sömürülmesine karşı duruşun baş göstermeye başlamasına rağmen, bizim gibi mazlum bir ülkenin sermayesinin vatandaşlarına karşı takındığı umursamazlığa acı bir örnektir. Biraz insaf, biraz vicdan...sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

Çekirgeler ve diğer parazitler

"Kapitalizm tartışması" (Deutche Welle, 27/04), iktidardaki Alman Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Franz Müntefering'in "Mali yatırımcıların yüzleri yok, kim oldukları belli değil, firmaların üzerine çekirge sürüleri gibi çöküyor, hareket eden her şeyi imha ediyorlar" sözleriyle başladı. Tam o sırada Deutsche Bank'ın büyük kar artışını açıklarken 6000 personeli işten atması ateşe benzin döktü, lüks spor otomobil firması Porsche'nin genel müdürü Wendelin Wiedeking'in bile eleştirilerini çekti. "Sosyal piyasa ekonomisinde emek ve sermaye arasında bir denge kurmamız gerekir" diyen Wiedeking'e göre, "Bu adamlar (Deutsche Bank yönetimi-E.Y) hala hiçbir şey öğrenmemişler" (The Independent, 01/05).

Müntefering'in, uluslararası sermayenin ele geçirdiği firmaların çalışanlarının haklarını, yaşamlarını göz önüne almamasının "ahlaksız ve sorumsuz bir tutum" olduğunu vurgulayan eleştirileri, neo-liberal basın tarafından, yaklaşmakta olan eyalet seçimlerine yönelik "popülist" bir taktik olarak suçlanıp etkisizleştirilmeye çalışıldı; kimi gazetelerde, resmi Marx, Engels ve Lenin'le birlikte yayımlandı. Ancak yapılan kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 74'ünün sermayenin çok fazla güçlendiğini, birçok firmanın karları artarken bile işçi çıkarmaya devam ettiğine inandığını gösteriyordu (Der Spiegel, 20/04). Bu yüzden Munchau, Müntefering'in eleştirileriyle ilgili olarak; "Esas insanın sinirine dokunan, bu taktiğin sonuç almaya başlamış olmasıydı" diye yazacaktı.

Ulusal çıkar filan...

"Seçim oportünizmi" eleştirisinin pek işe yaramadığını gören kimi yazarlarla iş çevrelerinin sözcüleri, bu kez, Müntefering'i vatansever olmamakla suçlamaya başladılar.

FAZ'dan Bryson'a göre "SPD bu ulusal tartışmayı körükleyerek belki partisi için bir kazanç elde edebilirdi, ama böyle yaparak uluslararası yatırımcılar arasına Almanya 'nın imajını zedeliyordu". İşadamları Derneği Başkanı Hans Dieter'e göre "SPD'nin sermayenin ve paranın gücüyle ilgili olarak başlattığı tartışma hiç verimli değil. Almanya'mn uluslararası imajını zedeliyor" (Der Spiegel, 29/04). Berliner Zeitung da Almanya'daki Amerikan Ticaret Odası Başkanı Lutz Raetting'in "İş yatırıma gelince, çokuluslu şirketin seçenekleri çok. Müntefering Almanya'nın çekiciliğini azaltıyor" dediğini aktardı.

Ancak Financial Times Germany'ye bir demeç veren, eski SPD Başkanı Hans-Jochen Bird, Müntefering'in, "kapitalizmin aşırılıklarına yönelik eleştirilerinin aslında çok gecikmiş eleştiriler" olduğunu, "yalnızca ülke ekonomisinden sorumlu güçlü kişilerin değil, siyasetçilerin de artık geniş halk kitlelerinin taleplerini göz önüne almaları gerektiğini" söyledi.

Bu tartışmalar 1 Mayıs kutlamalarında da yankılandı. Berlin'de, bir DGP sendikası pankartı, "Siz bir değil, çoksunuz, yalnızca bir maliyet faktörü değilsiniz. Gösterin!" diyordu. DGB Başkanı Micheal Summers, iş çevrelerini, "Ekonomik iktidarın sahipleri, güçlerini istismar ediyor; işsizliği arttırıyor; sosyal hakları kısıyorlar" sözleriyle eleştirdi. "İşverenlerin isteklerinin ve kitlesel işsizliğin kader olmadığını" vurguladı, "İnsanlar mücadeleye katılır; güçlerini birleştirebilirlerse dünyayı daha iyi bir yönde değiştirebilirler" dedi. Müntefering de Duisburg'daydı; konuşmasında, kapitalizme yönelik eleştirilerini yineledi. Ver. Di Sendikası Başkanı Franc Bsirske, Münih'te yaptığı konuşmada ekonomi yönetimini eleştirdi, büyük firmaların "karları artarken, işçi çıkarmaya, grevlerden korunacak yasalar talep etmeye devam ettiklerine" işaret etti. Madencilik Sanayi Sendikası Başkanı Hubertus Schmoldt, Hannower'deki konuşmasında, "neredeyse müstehcen bir hale gelen rekabetten" yakındı (Spiegel).

İş çevrelerinin ve finans gazetelerinin tepkilerine rağmen, bu tartışma halkın ilgisini çekmişe benziyor. Öyle ki ZDF televizyonunun yaptığı bir kamuoyu yoklaması, halkın büyük çoğunluğunun Müntefering'in kapitalizmin demokrasiyi tehdit etmeye başladığına ilişkin eleştirilerine katıldığını ortaya koydu. Bu yüzden, muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar da SDP'nin eleştirileri karşısında, Frankfurter Allgemeine Zeitung'un deyimiyle "sinmiş durumdalar, kamuoyunun duyarlılıklarına ters düşmemek için seslerini çıkartamıyorlar". Benzer duyarlılıkların Avrupa'nın diğer ülkelerinde, özellikle de Fransa ve İtalya'daki tepkileri de göz önüne alınca, insan "Acaba yeni bir işçi mücadelesi dalgası mı yükseliyor" diye sormadan edemiyor.